Ana içeriğe atla

İslamiyet ve Hristiyanlık-Heyet



İslamiyet ve Hristiyanlık-Heyet

     "Talmud, Yahudilerin 'sözlü emirler' dedikleri ve Tevrat'tan sonraki kudsi kitaplarıdır. İki kısımdan meydana gelmiştir; Mişna ve Gamara." Sayfa 18.

     "Yahudiler Babil Talmud'unu Kudüs Talmud'undan daha üstün tutarlar. 

      Her Yahudi, din eğitiminin üçte birini Tevrat, üçte birini Mişna, üçte birini de Talmud'a ayırmak zorundadır. Yahudi okullarında, hatta üniversitelerinde, Tevrat ve Talmud'un öğrenilmesi mecburidir." Sayfa 20.

     "Talmud'a göre kadın dini okullara alınamaz. Çünkü hafif akıllıdır ve ona din eğitimi şart değildir.

     "Talmud, müneccimliğin insan hayatına hükmeden bir ilim olduğunu bildirir. Sihir ve kehanetlerle doludur.

     'Hahamlardan bazıları insan ve karpuz yaratmaya kadirdir' diye yazılıdır.

     Hahamların öğrettiği şeylere itiraz edenlerin cezalandırılacağı, bir Yahudinin bir yabancı yanında bir Yahudi aleyhine şahitlik yaparsa lanetleneceği, bir Yahudi'nin yabancıya karşı yaptığı yeminin hükmü olmadığı yine Talmud'un beyanlarındandır.

     Talmud'da; 'Yahudi olmayan kimselerin kanını akıtmak Allah'a kurban takdim etmektir', 'yalnız Yahudi olanlara insan gözü ile bakılır', 'Yahudi olmayanlar birer hayvandır.',  'Yahudi olmayanların ırzı, namusu helaldir', 'Yahudi olmayanın malını çalan ve işini elinden alan bir Yahudi iyi bir iş yapmıştır' gibi cümleler vardır." Sayfa 23.

     "Hristiyanlar, İsa'nın (as) çarmıha gerilerek, Yahudiler tarafından öldürülüp kabre konulduktan sonra, kıyam edip göğe yükseldiğine ve Allah'ım sağına oturup, bütün alemin işlerini eline aldığına inanırlar." Sayfa 28.

     "Hristiyanlığın kurucusu ve hristiyanlığı yahudilikten tamamen ayıran Pavlos'tur. Pavlos, İsa^ya  (as) iman etmedi, öyle gözükerek müminlerin arasına girmişti.

      Koyu bir Yahudi alimi olan Pavlos, Şam'daki Nasranileri toplayarak zindana atmak için hahamlardan aldığı mektuplar ile Şam'a giderken, ansızın gökten bir nur indiğini, ben İsa'yım dediğini, onun Nasraniliğe büyük hizmetler yapacağını söylediğini bildirir.

     Pavlos, Nasraniliği kabul ettiğini ilan eder. Saul olan ismini Pavlos olarak değiştirir. Koyu bir Nasrani görünür ve daha önce pek çok işkence ve zulümlerle yok edemediği Nasraniliği içeriden bozarak tahrif etme fırsatına kavuşur. 
 
     Pek çok yalanlarla Nasranileri kendisine bağlar ve onların inançlarını ve ibadetlerini bozmaya başlar." Sayfa 29.

     "Neticede Pavlos, tevhidi teslise, İseviliği Hristiyanlığa çevirdi. İncil'in ahkamını tahrif etti. 'İsa Allah'ın oğludur' dedi. Şarap içmeyi ve domuz eti yemeyi İsevilere helal etti. Hz İsa'nın tebliğ ettiği dinde olmayan pek çok batıl şeyleri dine soktu. Fırkalara ayrıldılar,  İsa'nın doğru yolundan uzaklaştılar. Onun resim ve heykellerini yaptılar. Haç işaretini kutsal kabul ettiler ve bunu bir sembol addettiler. Heykellere ve haça tapmaya başladılar, yani yeniden putperestliğe döndüler." Sayfa 32.

     "İznik'teki Ruhban Meclisi'nin zabıtlarında bildirildiğine göre, o asırda her tarafta birçok İncil'ler bulunup, bunların doğru ve yanlış olanı fark olunamıyordu. Bu İncil'lerden 54 çeşitli İncil nüshası hakkında münazaralar yapıldı. Dört nüshasının (Matta, Markos, Luka, Yuhanna) doğru, diğerlerinin batıl olduğuna karar verildi." Sayfa 33.

     "Allah'ın bir ve İsa'nın onun kulu ve resulü olduğuna inanan Aryus taraftarları eziyet ve işkencelerle perişan edildiler." Sayfa 33.

     "İmparator Teodosius, Aryus mezhebini tamamen yasak etti. Bu mezhebe tabi olanların öldürülmesini emretti. Hristiyanlığı, üçlü Tanrı inancına dayanan tek resmi din haline getirdi. Roma piskoposu iyice güçlendi ve buna Papa denildi. 476'da Roma Devleti çökünce Papa sadece kilisenin değil bütün Batı dünyasının reisi oldu. Bunun temsil ettiği kiliseye Katolik denildi. Roma kilisesine karşı Doğu kiliselerini Bizans Patriği temsil ediyordu. 1054'te menfaat kavgasından dolayı, Roma kilisesinden ayrılan yeni bir kilise tesis edildi. Buna Ortodoks ismi verildi.

     Hristiyanlık, büyük devletlerin resmi dini haline gelince Ortaçağda korkunç bir karanlık devir başladı. İsa'nın telkin ettiği insanlık, merhamet, şefkat esasları tamamen unutuldu. Bunun yerine, Hristiyanlar taassup, kin ve nefreti, düşmanlığı ve zulmü ele aldılar. 

     İnsanın tüylerini ürperten engizisyon mahkemeleri kurarak, yüzbinlerce insanı, haksız yere ve çok kereler sırf servetlerini ele geçirmek için, dinsiz adı altında türlü türlü işkenceler yaparak öldürdüler. 

     Ancak Allah'a mahsus olan günah affetmek kudretini papazlara verdiler. Bunlar da çeşitli menfaatler karşılığı günahları affettiler. Hatta Cennetten yerler sattılar. En yüksek dini liderleri papalar ise adeta dünyaya hakim oldular. Türlü bahanelerle Kralları bile aforoz ederek, yani dinsiz ilan ederek bunları af talep etmek için ayaklarına kadar gelmeye zorladılar. Hristiyanlık dinine papazların evlenmemesi, evlenmiş olan kimselerin katiyen boşanmaması, günah çıkarmak mecburiyeti gibi mantık dışı kaideler kondu." Sayfa 34, 35.

     "Hristiyanlar içinde de papazların zulümlerine, akıl ve mantıktan uzak akidelerine isyan edenler çıktı. 1517'de Luther ismindeki papaz, papaya isyan etti. İncil'i Almanca'ya tercüme etti ve İncil'de bulunmayan; papazların evlenmemesi, evlenen Hristiyanların bir daha ayrılamaması, günah çıkarmak ve haça tapmak gibi hususları Hristiyan dininden çıkarttı. Böylece 1524'te Protestan denilen başka bir Hristiyan mezhebi kuruldu. Fakat teslisi, yani 'Baba, Oğul ve Ruhul Kudüs' esasını aynen kabul etti. 1534'te İngiliz Kralı 8. Henry Papaya isyan etti ve onun teşviki ve zoru ile Anglo-Amerikan Kilisesi kuruldu." Sayfa 37.

      'Allah'ın varlığını ve birliğini Musa kendi milletine, İsa Ronalılara, fakat Muhammed bütün eski dünyaya bildirdi.' Napoleon. Sayfa 49.

      'İslam dini yalancı bir din değildir. Hintlilerin bu dini saygı ile incelemelerini isterim. Onlar da İslamiyeti benim gibi seveceklerdir.' M.Gandhi. Sayfa 50.

     "Kitab-ı Mukaddes, Eski Ahid ve Yeni Ahid diye ikiye ayrılır. Yahudiler Yeni Ahid'i kabul etmedikleri için birinci kısma Eski Ahid denmesini kabul etmezler. Bunun için bu kısma Tanah derler. Tanah üç kısma ayrılır. Tora yani Tevrat,  Neviim yani Peygamberler ve Ketuvim yani Kitaplar.

     En eski yazılan Tevrat nüshası ile Musa  (as) arasında 2000 sene vardır." Sayfa 64.

     "ABD'nin Kaliforniya Üniversitesi profesörlerinden E.Friedman'ın, 1987'de yayınladığı 'Tevratı Kim Yazdı' isimli kitabı, Yahudi ve Hristiyan dünyasını karıştırdı. Tevrat'ı oluşturan beş kitabın, beş ayrı ilahiyatçı tarafından yazıldığını ve Musa'ya (as) indirilen Tevrat kitabının asıl nüshası ile hiçbir surette kıyaslanamayacağını açıkladı. Eski Ahid ve Yeni Ahid'in birbirleriyle zıtlık içinde bulunduğunu belirten Profesör, kitabında bunun örneklerini zikretmiştir. Ayrıca Tevrat'ın içerisindeki kitapların da birbirleri ile hatta kendi babları arasında çelişkilerle dolu olduğuna dikkat çeken Friedman, böyle bir esere ilahi kitap vasfının verilemeyeceğini bildirmiştir." Sayfa 67.

     "Bu konuda Avrupa'da pek çok tarihçi, papaz ve piskoposlar eserler yayınlamışlardır.

      Moody İncil Enstitüsü'nden Doktor Graham Scroggie, 'İncil Allah Kelamı mıdır?' isimli kitabında, Eski Ahit ve Yeni Ahidin Allah kelamı olmadığını itiraf etmekte ve 'Tekvin kitabı secerelerle doludur. Kim kimden doğdu, nasıl doğdu hep bunlardan bahsediliyor. Bunlardan bana ne. Bunların ibadet ve Allah'ı sevmek ile ne alakası var? Nasıl iyi bir insan olunabilir, kıyamet günü nedir, kime ve nasıl hesap vereceğiz, salih bir insan olmak için neler yapmak lazımdır, bunlardan pek az bahsediyor. Çok defa çeşitli efsaneler var. Daha gündüz anlatılmadan geceye geçiliyor' demektedir. Böyle bir kitap nasıl Allah kelamı olabilir?" Sayfa 68.

     "1971'de iki defa değiştirilen İngiliz İncil'inin, en son düzeltmesini yapan dini heyetin ifadesi;
     'Kral James tarafından hazırlatılan bu Kitabı Mukaddes, İngiliz neşriyatının en yüksek bir eseri olarak kabul edilebilir. Fakat ne yazık ki bu kitapta gayet ağır hatalar vardır ve bu hatalar o kadar çok ve o kadar ciddidir ki onların muhakkak düzeltilmesi lazımdır.'

     Düşünün bir kere. bir dini heyet toplanıyor ve İngiltere'de 1611'den 1971'e kadar Allah kelamı diye inanılan kitapta birçok ciddi hatalar buluyor ve bunların mutlaka değiştirilmesi lazımdır diye karar veriyor. Artık bu kitabın Allah'ın kitabı olduğuna kim inanır?" Sayfa 100.

     "Luka, Pavlos ve İncil sahibi Barnabas arasındaki şiddetli çekişme ve büyük bir ayrılığı anlatır (Rasullerin İşleri 15/36 ve devamı). Tahminimize göre bu ayrılık iman esasları hususunda olup, Pavlos akidesi ile Barnabas ve diğer havarilerin inandığı Tevhid akidesi hususunda olmuştur. Zaten Barnabas'ın bu İncili yazmasının sebebi de budur. Çünkü  Barnabas İncili'nin başında;

     'Şeytan tarafından aldatılan pek çokları, dindarlık maskesi altında en bozuk akideyi vaz ederek İsa'ya Allah'ın oğlu demekte....Kendisinden üzülmeden bahsedemediğim, şeytan tarafından aldatılan Pavlos da böyle birisidir. Bunlardan kurtulasınız. Şeytan tarafından aldatılmayasınız.

     Allah'ın huzurunda hüsrana uğramamanız için, İsa ile yaptığım konuşma ve görüşmelerden, gördüğüm ve duyduğum hakikati yazıyorum' demektedir." Sayfa 139.

     "325 senesinde İzmir Ruhani Meclisi, İbranice yazılı bütün İncil'lerin ortadan kaldırılmasına karar verince Barnabas İncili de yok edilmiştir. Çünkü dört İncil'in dışında İncil okuyan ve bulunduranların öldürüleceğine dair emir çıkarılmıştır. Barnabas İncilinin 465'te Papa Innocent emri ile de yasaklandığı, Montfanean Yazmalar Kataloğunda zikredilmektedir." Sayfa 139.

     "Barnabas İncili'nin 70 babında;

     'İsa kendisine; Sen Allah'ın oğlusun diyen Petrus'a çok kızdı. Onu azarladı. Ona; Defol, benden uzaklaş! Sen şeytansın ve bana fenalık yapmak istiyorsun dedi. Ondan sonra havarilerine dönerek; bana böyle söyleyenlere yazıklar olsun. Çünkü Allah bana bunlara lanet etmek emrini verdi dedi.

      71. babında;

     'Ben kimsenin günahını affedemem. Ancak Allah günahları affeder.'

      72.babında ise;

      'Ben bu dünyaya Allah'ın dünyaya selamet getirecek olan Resulünün yolunu hazırlamak için geldim. Fakat sizler dikkat ediniz, o gelinceye kadar sakın aldatılmayasınız. Çünkü benim sözlerimi alıp, benim İncil'imi bozacak birçok yalancı peygamberler gelecektir dedi.' Sayfa 140.

    "Avrupa ansiklopedilerinde Barnabas İncili hakkında şu bilgi vardır:

    'Barnabas İncili denilen bir el yazısı, 15. yüzyılda İslamiyeti kabul etmiş bir İtalyan tarafından yazılmış, uydurma bir kitaptır.' Bu açıklama tamamı ile yanlıştır. Barnabas İncili daha 3. yüzyılda, yani Muhammed (as) gelmesinden 300 (doğrusu 700) sene evvel aforoz edilerek ortadan kaldırılmıştır. Bu İncil'in, Müslüman olan bir kimse tarafından yazılmasına imkan yoktur. Çünkü o zaman henüz İslamiyet gelmemişti. Unutmamak gerekir ki çok zaman evvel yani milattan sonra 300 ile 325 seneleri arasında, birçok önemli Hıristiyan din adamı, İsa'nın Allah'ın  oğlu olduğunu kabul etmemiş ve onun bizim gibi bir insan olduğunu kanıtlamak için Barnabas İncili'ni öne sürmüşlerdir." Sayfa 142.

     "Nasraniliği Hrstiyanlığa ve hak dini batıl dine çeviren Pavlos, Nasranilikten intikamını almıştır. Hristiyanlar ise bu Pavlos'a hala Resul Pavlos diyerek, Hristiyan azizlerin en ileri gelenlerinden kabul ederler. İsa'yı hiç görmemiş, sohbetinde bulunmamış bir kimsenin sözleriyle dinlerini, itikat ve ibadet esaslarını tespit ediyorlar. Böyle bir dinin de hala Allah'ın gönderdiği en son ve en kamil din olduğunu iddia ediyorlar." Sayfa 225.

     "İtalyan asıllı Fransız devlet adamı Henri A.Ubicini'nşn 1851'de Paris'te yayınlanan 'La Turquie Actuelle' yani 'Bugünkü Türkiye' adlı eserinde bakınız ne diyor:

     16.asırda yaşamış olan bir yazar; 'Ne gariptir, ben İslam memleketlerini gezdim. Barbar dediğimiz Müslümanların şehirlerinde ne kaba kuvvet, ne de cinayet gördüm. Herkesin hakkına saygı gösteriyorlar. Gariplere yardımcı oluyorlar. Büyük küçük, Hristiyan, Yahudi veya Müslüman, hatta imansız, müşrik olsun aynı adaleti ve merhameti buluyor' demektedir. Ben de ona katılıyorum.

     Kitabının başka bir yerinde şunları yazmaktadır:

     'İstanbul'da Müslümanların oturduğu İstanbul kısmında senede ancak bir iki polis vakası meydana gelmektedir. Halbuki, Hristiyanların oturduğu Pera (Beyoğlu) kısmında, her gün yüzlerce hırsızlık, dolandırıcılık ve cinayet vakaları zuhur etmekte, insanlar birbirini dolandırmakta, birbirini öldürmekte ve burası Avrupa'nın büyük şehirleri gibi bir batakhane şekline girmektedir. İstanbul kısmında yüzbinlerce Müslüman barış ve sükunet içinde namusu ile yaşarken, Pera'da bulunan, tahminen 30.000 Hristiyan bütün dünyaya bir namussuzluk, iffetsizlik ve serserilik numunesi olmaktadır." Sayfa 313.

Bu blogdaki popüler yayınlar

Adet ile İbadet Arasında Bocalayan Müslüman-Mustafa Varlı

Adet ile İbadet Arasında Bocalayan Müslüman-Mustafa Varlı. Ensar Neşriyat, 2017      "Teknik ve kültürel imkanların alabildiğine gelişmiş olmasına rağmen, günümüz Müslümanının yaşayışı ile Asrı Saadet dönemi Müslümanlarının anlayış ve yaşayışları arasında büyük farklar görmekteyiz." Sayfa 10       "Âdetlerin, ibadetlere karışması ve ibadet gibi kabul edilmesi İslam kavramını ve imajını zedelemektedir. Görüntüsü ve yaşantısı zedelenmiş bir İslam ise kesinlikle yüce Allah'ın indirdiği İslam değildir." Sayfa 13       "İmanın dil ile ikrar ve kalp ile tasdikten ibaret olduğu anlayışındaki günümüz insanı, dil ile Müslüman olduğunu söyleyip kalbinden de buna inandığı takdirde ibadet etmese bile Müslüman kabul edileceğini ve sonunda bununla da cennete gidebileceğine inanmaktadır. Bu düşüncedeki pek çok kişi, işlediğim günahların cezasını bir süre çektikten sonra nasıl olsa Allah beni cennete sokacak, o halde dünyanın zevklerinden ke...

Kur'an Kılavuzu Mutlak Gerçeğin Sesi-Murat Sülün

Kur'an Kılavuzu Mutlak Gerçeğin  Sesi-Murat Sülün. Ensar Neşriyat, 2013       "Kur'an-ı Kerim, İslamiyet'in temel metni olmakla birlikte  bilinen anlamda bir din ve dua kitabı değildir. Kur'an'ın asıl konusu insan olup, Allah, cennet-cehennem, melek gibi gaybi kavramların sahih anlamını ortaya koymakla yetinir. Doğru ile yanlışın, gerçek ve sahtenin kriteridir." Sayfa 11       "Hak Teala insanları, Kur'an ve kainat kitaplarına karşı takındıkları tutuma göre yüceltip alçalttığı için, bu iki kitaba karşı tutumumuzu gözden geçirmek durumundayız. Bunun için de kutsal kitabımızı iyi tanımalı, işlevinden bihaber olmamalıyız." Sayfa 11       "Arapça bilmeyen Müslümanlar, Kur'an'la anlamaya dayalı değil, saygıya dayalı bir ilişki kurmuş, onun içine fazla girememiş, İslam öğretilerini sıhhatleri kuşkulu bilgilerle dolu kaynaklardan öğrenmişlerdir." Sayfa 13      "Adalet, çalışma, dürüstlük, hesap verme fi...

Nehri Geçerken-Abdurrahman Aslan

Nehri Geçerken-Abdurrahman Aslan. Beyan Yayınları, 2010      "Hristiyanlığı hurafelerden ayıklayarak o ilk asli haliyle yaşamak isteyen Hristiyanlar, onu yorumladılar ama bir müddet sonra baktılar ki o Hristiyanlık, kapitalist dünyanın modern dünyanın manevi sübabı olmuş. Bunun böyle olacağını ne tahmin ettiler ne de böyle bir amaçları vardı." Sayfa 21       "İnsan, ilahi ve kutsal olana rağmen varlığını sürdüremez. Sekülerizm ise insanın ilahi ve kutsal olana rağmen varlığını sürdürme girişimidir, iddiasıdır." Sayfa 30       "İslam'ı Modernitenin uygun bulduğu bir form içinde yaşamaya talibiz. Acaba bu ne kadar sağlıklıdır ve dinin bu şekilde yaşanması gerçekten sonuçta geriye İslam'dan ne bırakacaktır bize?" Sayfa 31       "Modernite ile birlikte insan her şeyin, iyinin, kötünün, güzelliğin, adaletin, doğrunun, sevginin ve sanatın anlamının kaynağına kendini yerleştirir. Düşünce biçiminde rasyonaliz...