Ana içeriğe atla

Siyasal Katılım-Zübeyir Yetik


Siyasal Katılım-Zübeyir Yetik. Fikir Yayınları, 1990

     "Araçlar/eşyalar gücü, daha güçlü olma istekleri ise yeni yeni eşyaları/araçları oluşturadursun, her yenilikle yeryüzünde biraz daha egemenleştiği sanısı içindeki 'büyük' insan, eşyanın biçimlendirdiği bir yaşayışa tutuklanmış ve böylece de eşyaya bağlı bir duruma düşmüştür." Sayfa 9

     "İnsan, gerçek anlamda 'zaman'a muhtaç bulunmayan 'yaratış'ın yaratıklara dönük yüzü olan 'yaratılış süreci' içindeki bir yerde, zamanlardan bir zamanda yaratıldığı andan sonra, sonsuz bir yaşama kavuşturulmuştur. Birçok evrelerden geçecek, nice gediklerden süzülüp akacak ama yok olmayacaktır. Varacağı son yer olan Cennet veya Cehennemde sonsuz bir yaşam sürecektir." Sayfa 15    

     "Öncesi ve sonrasıyla dünya yaşayışının çok ötelerine uzanan gerçek yaşamını dünyaya sığdırmaya kalkışması ve geçici bir süreyi kalıcı kılmak ya da kalıcıymış gibi algılamak istemesi, insanı ilk sorunu ile karşı karşıya getirmiştir." Sayfa 17 

     "İnsan, sınanma gereği olarak ya dünya yaşayışına yaka kaptırıp, yaşanacak tek yer bu yeryüzü imiş gibi davranarak, gücü yetenin egemenlik kurduğu bir ortamda eşyaya veya eşyanın kullarına kul olacak ya da peygamberlerin yardımlarına dört elle sarılarak, şu geçimlik yaşamda insanca bir ömür sürüp gidecektir." Sayfa 32  

     "Peygamberliğin ilk işlevi olan Tevhid, yalnızca inandım demekle yetinmenin sınırları içine tıkılmış, görkemli dinsel yapıların çoğaltılması ve törenle elleri öpülen din adamlarının kılı kırk yaran tartışmalarının alkışlanması ile de manzara kemaline eriştirilmiştir artık." Sayfa 34  

     "Dinin bulunmadığı bir toplumda, insanların araç/eşya boyunduruğuna düşmesi, bu yolla edindiği güce dayanarak büyüklenmesi ve doğa ve insanlar üzerinde tanrılaşmaya başlaması, gide gide de bugünkü korkuyu yaşaması kaçınılmazdır." Sayfa 35 

     "Çünkü artık hayırda yarışanlar yoktur. Çünkü artık kendini düzeltmek üzere eleştiri duymak için nöbet bekleyen kulaklar yoktur. Artık insanlar takva yerine başka terazilerin kefesindedir. Çünkü artık Allah Resulünü ayaklarının altında nefesten kesilmiş olan ırkçılık ve onun türevi olan öç alma duygusu hortlamış bulunmaktadır." Sayfa 57 

     "Aynı çok kişililik halka da yansımıştır. Halifenin yönetiminde mücahit, Sultan'ın güdümünde reaya, ulemanın buyruğunda dindar olan bir halk ortaya çıkmıştır." Sayfa 76 

     "Başa geçen Sultan'ın, nizam-ı alem için kardeşlerini öldürtebileceği hükmü...

     Adam öldürmenin büyük günahlardan önde gelen haramlardan oluşu, ceza olarak öldürmenin kısas ve yeryüzünde fesat çıkarma eylemlerinin karşılığı olarak sınırlandırılmış bulunuşu ve olay sabit olmadan zanna dayalı olarak herhangi bir iş için cezalandırmanın mümkün olmayışı gerçekleri göz önünde tutulduğunda, bu hüküm doğrudan doğruya kul haklarına en açık bir biçimde saldırı anlamına gelir." Sayfa 93 

     "Nizam-ı Alem ortaya çıktıktan sonradır ki temelde Nizam insan için olması gerekirken, insanlar Nizam için varsayılmış ve gerektiğinde kurban edilmişlerdir." Sayfa 93 

     "Ne zaman ki 'ilim' bir meslek olarak görülmeye başlanmış, iş, gönüllü katılımdan 'profesyonelliğe' geçmiş ve bunun doğal uzantısı olarak 'geçime' bağlanmış, işte o andan itibaren o kişi/alim önderliğin vazgeçilmez koşulu olan bağımsızlığı az ya da çok yitirir olmuştur." Sayfa 100 

    "Küfür, yüce Allah'a karşı işlenen bir fiildir, zulüm ise Yüce Allah'ın kullarına. Ulema sanki öncelikle yüce Allah'ın korunmaya ihtiyacı varmışcasına küfür üzerinde bol bol durur ve bu kavramı sürekli diri tutarken, bir boydan bir boya bütün İslam coğrafyasındaki zulüm sanki hiç yokmuş gibi dile bile getirilmemiştir." Sayfa 101

     "Müslüman nasıl ki ahiret içinse dünya da müslüman içindir ve üstelik dünya, müminin ahiretinin tarlasıdır." Sayfa 102 

     "Günün Müslümanlığı hala kulaktan dolma, çevreden, ana-babadan görme verilerle beslenmekte. Okuma, düşünme ve özellikle araştırmanın, alışkanlık bir yana eğilimi bile gözlenmiyor." Sayfa 118 

     " 'Okuyor' görünenlerin büyük bir bölümü, ilk nefeste okumuş oldukları birkaç kitapçıktan aldıklarının satışı ve savunması ile yetinen bir ömür yaşıyorlar. Doğrulaları edinmişlerdir ve bir başkasının kendilerine katkıda bulunması, davayı kavramış birisi olduğu için mümkün değildir." Sayfa 118 

     "Kur'an'ı, bilip inandıklarına, sayıp savunduklarına kanıt toplayacak bir depo değil de doğrudan doğruya bir bilgi edinme kaynağı olarak görenler de vardır." Sayfa 121  

     "İslamı; karıştırılmış eski inançlardan, katılmış felsefi düşüncelerden, bulaştırılmış hurafelerden, yamanmış bidatlerden, çarpıtılmış inanış, düşünüş ve davranış biçimlerinden bütünüyle uzak bir arılıkta algılayabilmek için didinen yeni bir kuşak..." Sayfa 123

     "Şeytanın insanı yasaklanmış ağaçtan yemek için kandırmasında, ikisi oltanın ucundaki yem, ikisi de süreç içinde ortaya çıkan tutum olmak üzere dört açmaz vardır:

     Yemlerden ilki; meleklerden olmak, ikincisi kalıcılık isteğidir. Tutumlardan ilki; aklını kendince kullanmak, ikincisi de yarar sağlayacak umuduyla eşyayı kullanmaktır." Sayfa 124 

     "Dünyacı olmak, ona istek göstermek, onu kendine maksud edinmektir. Dünyalı olmak ise onun içinde yaşamak ve bu yaşayış sırasında gerçek maksud olan Cennet için hazırlık yapmaktır. Dünyacı olmak Kur'an-ı Kerim'in ifadesiyle dünya hayatına kapılmak, çakılıp kalmaktır. Dünyalı olmak ise Allah Resulünün belirlediği üzere, orayı ahiretin tarlası olarak kullanmaktır." Sayfa 128 

Bu blogdaki popüler yayınlar

Adet ile İbadet Arasında Bocalayan Müslüman-Mustafa Varlı

Adet ile İbadet Arasında Bocalayan Müslüman-Mustafa Varlı. Ensar Neşriyat, 2017      "Teknik ve kültürel imkanların alabildiğine gelişmiş olmasına rağmen, günümüz Müslümanının yaşayışı ile Asrı Saadet dönemi Müslümanlarının anlayış ve yaşayışları arasında büyük farklar görmekteyiz." Sayfa 10       "Âdetlerin, ibadetlere karışması ve ibadet gibi kabul edilmesi İslam kavramını ve imajını zedelemektedir. Görüntüsü ve yaşantısı zedelenmiş bir İslam ise kesinlikle yüce Allah'ın indirdiği İslam değildir." Sayfa 13       "İmanın dil ile ikrar ve kalp ile tasdikten ibaret olduğu anlayışındaki günümüz insanı, dil ile Müslüman olduğunu söyleyip kalbinden de buna inandığı takdirde ibadet etmese bile Müslüman kabul edileceğini ve sonunda bununla da cennete gidebileceğine inanmaktadır. Bu düşüncedeki pek çok kişi, işlediğim günahların cezasını bir süre çektikten sonra nasıl olsa Allah beni cennete sokacak, o halde dünyanın zevklerinden ke...

Kur'an Kılavuzu Mutlak Gerçeğin Sesi-Murat Sülün

Kur'an Kılavuzu Mutlak Gerçeğin  Sesi-Murat Sülün. Ensar Neşriyat, 2013       "Kur'an-ı Kerim, İslamiyet'in temel metni olmakla birlikte  bilinen anlamda bir din ve dua kitabı değildir. Kur'an'ın asıl konusu insan olup, Allah, cennet-cehennem, melek gibi gaybi kavramların sahih anlamını ortaya koymakla yetinir. Doğru ile yanlışın, gerçek ve sahtenin kriteridir." Sayfa 11       "Hak Teala insanları, Kur'an ve kainat kitaplarına karşı takındıkları tutuma göre yüceltip alçalttığı için, bu iki kitaba karşı tutumumuzu gözden geçirmek durumundayız. Bunun için de kutsal kitabımızı iyi tanımalı, işlevinden bihaber olmamalıyız." Sayfa 11       "Arapça bilmeyen Müslümanlar, Kur'an'la anlamaya dayalı değil, saygıya dayalı bir ilişki kurmuş, onun içine fazla girememiş, İslam öğretilerini sıhhatleri kuşkulu bilgilerle dolu kaynaklardan öğrenmişlerdir." Sayfa 13      "Adalet, çalışma, dürüstlük, hesap verme fi...

Nehri Geçerken-Abdurrahman Aslan

Nehri Geçerken-Abdurrahman Aslan. Beyan Yayınları, 2010      "Hristiyanlığı hurafelerden ayıklayarak o ilk asli haliyle yaşamak isteyen Hristiyanlar, onu yorumladılar ama bir müddet sonra baktılar ki o Hristiyanlık, kapitalist dünyanın modern dünyanın manevi sübabı olmuş. Bunun böyle olacağını ne tahmin ettiler ne de böyle bir amaçları vardı." Sayfa 21       "İnsan, ilahi ve kutsal olana rağmen varlığını sürdüremez. Sekülerizm ise insanın ilahi ve kutsal olana rağmen varlığını sürdürme girişimidir, iddiasıdır." Sayfa 30       "İslam'ı Modernitenin uygun bulduğu bir form içinde yaşamaya talibiz. Acaba bu ne kadar sağlıklıdır ve dinin bu şekilde yaşanması gerçekten sonuçta geriye İslam'dan ne bırakacaktır bize?" Sayfa 31       "Modernite ile birlikte insan her şeyin, iyinin, kötünün, güzelliğin, adaletin, doğrunun, sevginin ve sanatın anlamının kaynağına kendini yerleştirir. Düşünce biçiminde rasyonaliz...