Ana içeriğe atla

Sekülerizm Çıkmazından Mağaraya Doğru-Aydın Başar



Sekülerizm Çıkmazından Mağaraya Doğru-Aydın Başar. Nida Yayıncılık, 2012 

     "Yüce Allah 'Rab' oluşuyla ahlak ve hukuk, 'Melik' oluşuyla yönetim,  'İlah' oluşuyla da ibadet alanına taalluk eder." Sayfa 15 

     "Müslümanların tarih boyunca kendi haklarını adeta bir dilenci gibi başkalarından istemek durumunda oldukları bir vaka değil midir? Bu basit mantık bile bizi, adaletin tesisi için düzene ve devlete ihtiyaç olduğu sonucuna götürür." Sayfa 17 

     "Kur'an bize terbiye eden bir 'Rab', hüküm koyan bir 'Hakim' ve yöneten bir 'Melik'ten bahseder. Yine Kur'an ve hadisler hukuki ilke ve kurallar vaz'ederler. Hatta Kur'an'da yönetimle ilgili bazı emirler de söz konusudur. Demek ki dinin bu yönlerinin yaşanabilmesi için orijinal bir sisteme ihtiyaç vardır. Bundan dolayıdır ki Efendimizin hicretten sonraki ilk işi Medine'de bir site devleti kurmak olmuştur." Sayfa 17 

     "İnsan, kendisine verilen hilafet vazifesi sayesinde yeryüzünde hükmeder. Hükmederken hukukunu kendisi yapsa bile, dayandığı ilkelerini mutlak Hükümdardan almak zorundadır. Daha açık bir ifadeyle Allah herkese öyle kafasına göre bir anayasa yapma yetkisi vermemiştir. Mümin, Rabb'inin her alandaki buyrukların önem vermek durumundadır." Sayfa 20 

     "Nas suresinde zikredildiği gibi yüce Allah'ı hem Rab, hem Melik hem de ilah olarak bilmek ve bu isimlerin taalluk alanları olan ibadet, hukuk, ahlak ve yönetim alanlarında onu yok saymamak gerekir." Sayfa 20 

     "Fil hakkında gözü kapalı yorum yapanların, onu hortum veya dişten ibaret sandıklarını anlatan hikayedeki gibi, bugün de birileri İslam'ın ne olduğu konusunda fikir yürütüyorlar. Onun sistem ve hukuk alanına bakan yönlerini görmezden gelerek, onu salt ahlak öğretisi olarak göstermeye çalışıyorlar." Sayfa 21 

     "Yüce Allah'ın hükümleri ile hükmetmeyenlerin, fasıkların, kafirlerin ve münafıkların ta kendileri olduklarını bildiren Kur'an ayetleri (Maide 44 ve devamı) görmezden geliniyor ve hutbe ve vaazlarda zikredilmiyorlar. Ayetlerin Müslümanlara sorumluluklar yüklediği gerçeği dile getirilmiyor, sanki Müslümanların böyle bir meselesi yokmuş gibi davranılıyor." Sayfa 21 

     "Bırakın İslam'la demokrasi ve laiklik gibi kavramları bağdaştırmayı, bu kavramların İslam'a ait olduklarını iddia edenler bile var." Sayfa 23 

     "Günümüz koşullarına göre İslami kılıflara sokulmuş ancak hiç de İslami olmayan (demokrasi, laiklik) gibi fikirleri paylaşıp takdir toplamak varken, Allah'la barışık (onun emrettiği düzeni) anlatmak, ahir zamanın sarp yokuşlarından birisi olsa gerek." Sayfa 24

     "Kimin neyi hak ettiğinin kıstası olarak İslami prensipleri kabul ettiğimizde adalete, bu yoldan gitmediğimizde ise zulme gider dayanırız. Yüce Allah adaleti emrettiğine göre, adaletin nasıl tesis edileceğini de bize ancak o öğretecektir." Sayfa 31 

      "Cahiliye toplumunun problemi, yüce Allah'a inanmamak değildir. Onların asıl problemi, 'değer yargıları bütünü' ve 'yaşam tarzı' anlamında dine inanmamalarıdır." Sayfa 38 

     "İslam'da din ve dünya işi ayrımı yoktur. Bir mesele ne kadar dini ise o kadar dünyevi, ne kadar dünyevi ise o kadar da dini bir meseledir." Sayfa 42 

     "Günümüzde karşılaştığımız Müslüman tipi, sekülerizm aşısı yapılmış bir insan tipi olduğundan, İslami bir kafa yapısıyla değil seküler bir kafayla düşünür. Bu yüzden de her konuyu dinle alakalandıran insanlarla karşılaştıklarında 'konuyu yine dine getirdin' veya 'yine vaaza başladın' türünden itirazlarda bulunurlar." Sayfa 43

     "Dinsizliğin de bir din olduğu, müşriklere hitaben 'lekum dinikum veliyyedin' ayetinden anlaşılmaktadır. Buna göre, dinin karşısında duran her türlü olgu aslında bir çeşit dindir." Sayfa 44  

     "Hakikat' denen mefhum, felsefecilerin veya entelektüellerin söz cümbüşünde değil, tüm sadeliği ile ayet ve hadislerdedir." Sayfa 51 

     "Niceleri vardır ki İslam adına bir şeyler yapmak için yola çıktıkları halde, sonunda bir demokrasi savaşçısı olup çıkmışlardır." Sayfa 53 

     "Müslümanın dünya görüşü 'insan merkezli' değil 'Rab' merkezlidir." Sayfa 57 

     "İslam sistemi, Yüce Allah'ın iradesinin üstünde başka bir iradenin bulunmasına ve o irade tarafından İslam'ın mutlak doğru kabul edilen hükümlerinin oylanmasına razı olmaz. Yani İslam'da halkın iradesi değil, Hakk'ın iradesi üstündür." Sayfa 63 

     "Yüce Allah'tan razı olmak, O'nun bütün sıfatlarından birden razı olmayı da kapsar. O Rab'tır, o halde O'nun getirdiği düzene, ahlaki ve hukuki değerlere razı olmaktır. O Melik'tir, o halde O'nun mutlak egemenliğine razı olmaktır. O ilahtır, o halde O'nun dışındaki hiç kimseye yahut kuruma ibadet ve kulluk etmemektir. O Hakim'dir, o halde O'nun hükmüne razı olmaktır." Sayfa 66 

     "Bir insanın yaşam tarzı veya benimsemiş olduğu felsefe, bir nevi o kimsenin dinidir. Seküler bir hayat tarzını benimseyen kimse, Sekülerizm dinine inanıyor demektir." Sayfa 81 

     "Günümüzde İslam kavramının içinin boşaltıldığını görüyoruz. İçerisinden şeriatı, nizamı, ilkeleri, kanunları alınmış, damıtılmış bir İslam kavramı karşımızda duruyor. Birilerine göre camiler açık ve isteyen gidip namazı kıldığına göre Müslümanlık en iyi şekilde yaşanmakta. Fakat gerçek anlam örgüsü ile İslam'ı savunmaya kalkarsanız, işte o zaman radikal olmakla suçlanmanız kaçınılmazdır." Sayfa 82
 
     "İçerisinde küfür izleri taşıyan bir imanın yüce Allah tarafından kabul görmeyeceği muhakkaktır. Zira Nisa 150, 151. ayetlerde, gerçek kafirlerin küfür ile iman arasında bir yol tutanlar olduğu açıkça bildirilir." Sayfa 84 

     "Bir kimse bir konuda yüce Allah ne buyurmuş, Resulü ne buyurmuş bunları umursamıyor ve yalnızca kendi doğrularını ölçüp kabul ediyorsa bu kimse için mümindir diyebilmemiz güçtür. Kur'an'ın, 'hevasını ilah edinenler' olarak nitelendirdiği zümreye dahil olmuştur." Sayfa 86 

     "Vahiy merkezinde uzlaşabilmenin önüne, binlerce çeşit el yapımı entelektüel düşünce ve felsefi nazariye adeta bir put gibi dikilmiştir." Sayfa 97

     "Gazaba uğramışlar; Rahman'ın rahmet yağmurlarına karşı simsiyah gaflet şemsiyelerini açarak, yüce Allah'ın mübarek sevgi ve şefkat yağmurlarından kendilerini mahrum bırakan talihsizlerdir." Sayfa 122 

     "Fasık; günahkarlığı yaşam tarzına dönüştürmüş kimsedir. Yani inanır ve inandığını söyler ama batıl bir yaşam tarzını benimseyerek hep o şekilde yaşar." Sayfa 134 

     "Gündelik dünya meşgalesine dalan ve dünyadaki Müslüman kardeşlerinin acı çekmesi, ölmesi karşısında duyarsız kalan, televizyonlardaki eğlence, dizi ve maçlarla uyuşturulmuş Müslümanın, Mümin kalmak gibi bir kaygısı varsa eğer, bir an önce bu uğursuz halden kurtulmanın çarelerini araması gerekir. Her şeyi hallettik diye düşünüyorsak vay halimize." Sayfa 147 

     "Cihadı hayatlarından çıkartanların, ideal anlamda Mümin sayılması mümkün değildir. Bu konuda yüzlerce Kur'an ayetini delil getirmek mümkündür." Sayfa 160 

     "İslam sadece takke, tesbih ve sakal gibi sembollerle ifade edilebilecek bir din değildir. İslam'ın düzen hakkında talepleri, ekonomik prensipleri, hukuki ilkeleri ve dünyaya yön vermeyi amaçlayan bir siyaseti vardır." Sayfa 170

Bu blogdaki popüler yayınlar

Adet ile İbadet Arasında Bocalayan Müslüman-Mustafa Varlı

Adet ile İbadet Arasında Bocalayan Müslüman-Mustafa Varlı. Ensar Neşriyat, 2017      "Teknik ve kültürel imkanların alabildiğine gelişmiş olmasına rağmen, günümüz Müslümanının yaşayışı ile Asrı Saadet dönemi Müslümanlarının anlayış ve yaşayışları arasında büyük farklar görmekteyiz." Sayfa 10       "Âdetlerin, ibadetlere karışması ve ibadet gibi kabul edilmesi İslam kavramını ve imajını zedelemektedir. Görüntüsü ve yaşantısı zedelenmiş bir İslam ise kesinlikle yüce Allah'ın indirdiği İslam değildir." Sayfa 13       "İmanın dil ile ikrar ve kalp ile tasdikten ibaret olduğu anlayışındaki günümüz insanı, dil ile Müslüman olduğunu söyleyip kalbinden de buna inandığı takdirde ibadet etmese bile Müslüman kabul edileceğini ve sonunda bununla da cennete gidebileceğine inanmaktadır. Bu düşüncedeki pek çok kişi, işlediğim günahların cezasını bir süre çektikten sonra nasıl olsa Allah beni cennete sokacak, o halde dünyanın zevklerinden ke...

Kur'an Kılavuzu Mutlak Gerçeğin Sesi-Murat Sülün

Kur'an Kılavuzu Mutlak Gerçeğin  Sesi-Murat Sülün. Ensar Neşriyat, 2013       "Kur'an-ı Kerim, İslamiyet'in temel metni olmakla birlikte  bilinen anlamda bir din ve dua kitabı değildir. Kur'an'ın asıl konusu insan olup, Allah, cennet-cehennem, melek gibi gaybi kavramların sahih anlamını ortaya koymakla yetinir. Doğru ile yanlışın, gerçek ve sahtenin kriteridir." Sayfa 11       "Hak Teala insanları, Kur'an ve kainat kitaplarına karşı takındıkları tutuma göre yüceltip alçalttığı için, bu iki kitaba karşı tutumumuzu gözden geçirmek durumundayız. Bunun için de kutsal kitabımızı iyi tanımalı, işlevinden bihaber olmamalıyız." Sayfa 11       "Arapça bilmeyen Müslümanlar, Kur'an'la anlamaya dayalı değil, saygıya dayalı bir ilişki kurmuş, onun içine fazla girememiş, İslam öğretilerini sıhhatleri kuşkulu bilgilerle dolu kaynaklardan öğrenmişlerdir." Sayfa 13      "Adalet, çalışma, dürüstlük, hesap verme fi...

Nehri Geçerken-Abdurrahman Aslan

Nehri Geçerken-Abdurrahman Aslan. Beyan Yayınları, 2010      "Hristiyanlığı hurafelerden ayıklayarak o ilk asli haliyle yaşamak isteyen Hristiyanlar, onu yorumladılar ama bir müddet sonra baktılar ki o Hristiyanlık, kapitalist dünyanın modern dünyanın manevi sübabı olmuş. Bunun böyle olacağını ne tahmin ettiler ne de böyle bir amaçları vardı." Sayfa 21       "İnsan, ilahi ve kutsal olana rağmen varlığını sürdüremez. Sekülerizm ise insanın ilahi ve kutsal olana rağmen varlığını sürdürme girişimidir, iddiasıdır." Sayfa 30       "İslam'ı Modernitenin uygun bulduğu bir form içinde yaşamaya talibiz. Acaba bu ne kadar sağlıklıdır ve dinin bu şekilde yaşanması gerçekten sonuçta geriye İslam'dan ne bırakacaktır bize?" Sayfa 31       "Modernite ile birlikte insan her şeyin, iyinin, kötünün, güzelliğin, adaletin, doğrunun, sevginin ve sanatın anlamının kaynağına kendini yerleştirir. Düşünce biçiminde rasyonaliz...