Ana içeriğe atla

Kur'an Kılavuzu Mutlak Gerçeğin Sesi-Murat Sülün



Kur'an Kılavuzu Mutlak Gerçeğin Sesi-Murat Sülün. Ensar Neşriyat, 2013 

     "Kur'an-ı Kerim, İslamiyet'in temel metni olmakla birlikte  bilinen anlamda bir din ve dua kitabı değildir. Kur'an'ın asıl konusu insan olup, Allah, cennet-cehennem, melek gibi gaybi kavramların sahih anlamını ortaya koymakla yetinir. Doğru ile yanlışın, gerçek ve sahtenin kriteridir." Sayfa 11 

     "Hak Teala insanları, Kur'an ve kainat kitaplarına karşı takındıkları tutuma göre yüceltip alçalttığı için, bu iki kitaba karşı tutumumuzu gözden geçirmek durumundayız. Bunun için de kutsal kitabımızı iyi tanımalı, işlevinden bihaber olmamalıyız." Sayfa 11

      "Arapça bilmeyen Müslümanlar, Kur'an'la anlamaya dayalı değil, saygıya dayalı bir ilişki kurmuş, onun içine fazla girememiş, İslam öğretilerini sıhhatleri kuşkulu bilgilerle dolu kaynaklardan öğrenmişlerdir." Sayfa 13

     "Adalet, çalışma, dürüstlük, hesap verme fikri gibi evrensel ilkeleri yerleştirmek için indirilen Kur'an, müntesiplerini bilinçlendirip işe koşmak isterken müntesipleri onu işe koşmaya, her şeyi ondan beklemeye başlamıştır." Sayfa 14 

     "Kur'an kıssalarında, tarih kitabı hüviyetindeki Tevrat'ın aksine olayların kendisi değil, itikadi ve ahlaki boyutları öne çıkarılmakta, müminlere gerek fert gerekse toplum bazında örnek alabilecekleri ideal kişilikler sunulmaktadır." Sayfa 36 

     "Kur'an, anlattığı hiçbir olayı tarih anlatır gibi anlatmamış daima insani yanını, yani ona fayda sağlayacak, yol gösterecek tarafını öncelemiştir ki onu Kitabı Mukaddes'ten farklı kılan budur." Sayfa 36 

     "İlk çıktıkları yerde son derece berrak olan ırmakların, membalarından uzaklaştıkça kirleneceği yani nebevi din ırmağının fıtrattan, vicdandan, aklı selimden değil, hevadan, çıkar endişesinden, büyüklük kompleksinden kaynaklanan; birçoğu kadim din ve felsefelere dayanan yorum ve anlayışlarla bulanacağı aşikardır." Sayfa 63 

     "Bazen de ilahi iletiyi ifade etmede beşeri kültür/dil yetersiz kalmaktadır. İşte bu noktada devreye sembolik dil girmektedir. 'Kur'an'ın tamamı muhkem olsa, bütün ayetler açık seçik olsa daha iyi olurdu' diyecek olsak; 'Kur'an'da müteşabih ayetlerin bulunması bir gerekliliktir, çünkü...' denilerek çok sayıda hikmet sıralanabilecektir. Beşeri dilin yetersizliği sebebiyle Kur'an'ın tamamı zaten muhkem olamazdı." Sayfa 65  

     "Müslümanlar, özellikle Hristiyanlarca işgal edilen toprakları fethettiklerinde, zihinleri İsa Mesih ve resullerinin gerçekleştirdiği mucizelerle dolu bulunan ahalisinin, dünyanın en büyük devrimini gerçekleştiren Hz Muhammed'i -bir toplumu alıp onları disiplinli, hakka hukuka riayetkar, saygılı bir süper güce dönüştürmüş olsa da- hiç de olağanüstü bir elçi gibi algılamadıklarını görünce, peygamberlerini olağanüstüleştirme yarışına girmişlerdir ki bu yarışı sufimeşreb kişiler kazanmıştır." Sayfa 68 

     "Allah ahiret, peygamber, vahiy, cennet-cehennem, melek gibi kavramlar Kur'an-ı Kerim tarafından icat edilmiş değildir. Kur'an'ın yaptığı, söz konusu kavramları bunların ışığını karartan beşeri tortulardan, kirden, dumandan yani gerçek dışı bilgi ve inanışlardan temizleyip, arı duru, sahih hale getirmekten ibarettir." Sayfa 79 

      "Kur'an'ın servet ve iktidar alanındaki hakça ilkeleri, daha Hz. Peygamberin vefatının üzerinden bir çeyrek asır bile geçmeden çığırından çıkmaya başlamıştır. Hz. Peygamber ile kıyasıya mücadele eden servet ve iktidar sahipleri idareyi tekrar ele geçirmişler, garibanlar peygamberle kazandıkları izzet ve ikbali büyük ölçüde kaybederek yine eski hallerine dönmüşlerdir. Sonraki servet ve iktidar sahipleri de bunlardan cesaret alarak 'din bu alana karışmaz' iddiasıyla dinin alanını daraltmışlar, kitaba uyacaklarına kitabına uydurmuşlardır." Sayfa 80 

     "Kur'an'ı sadece 'kutsal kitabımız olduğu' için değil, insanlığa getireceği açılımları ve sağlayacağı pratik faydaları devşirmek için okuyoruz, okumalıyız." Sayfa 141 

     "Mümin bir okur, okumakta olduğu bir Kur'an parçasının kendisini ne açıdan ilgilendirdiğini iyi tespit etmelidir. Kur'an'ın sonsuz nurundan ancak bu şekilde yararlanılabilir. Ayetlerin gerçek muhatapları yerine kendimizi koyarak. Kendinizi mümin, müşrik, münafık, Yahudi, Hristiyan vb karakterlerle ilgili ayetlerde dile getirilen özellikler açısından tartarak." Sayfa 152 

     "Kur'an okumayı, anlamadan okumak olarak algılamak iliklerimize işlediğinden, din adamı algısı Kur'an'ı anlamasa da çeşitli müzik makamları ile okuyabilen, sesi, tavrı olan kişiler etrafında şekillenmiştir. Dini ritüellerin ruhtan soyutlanıp şekle indirgenmesi biraz da bu yanlış algı sebebi iledir." Sayfa 169 

     "Kur'an'a iman eden de Kur'an'ı inkar eden de niçin ettiğini çok iyi biliyordu. Aynı dili konuşuyor olmak hasebiyle Ebu Cehiller de Ebubekirler de Kur'an'ın mesajını gayet iyi anlıyorlardı. Fakat biri anladığı şeyleri sosyokültürel sebepler ve konjonktür gereği uygulanamaz gördüğü, şahsi ve zümrevi çıkarlarına aykırı bulduğu için iman edemedi, öbürü ise anladıklarını uygulanabilir bularak iman etti." Sayfa 170 

     "Kur'an meallerindeki hiçbir problem ne kadar büyük olursa olsun, Hak Teala'nın Kur'an'la ilettiği mesajları anlama gerekliliğinden daha büyük ve önemli değildir." Sayfa 172 

     "Kur'an tefekkürüne açılan  acizane bir kapı olan mealler; Kur'an'ın oku, anla, düşün  benimse, ders çıkar yönündeki net buyruklarına verilen ilk cevaptır." Sayfa 172 

     "Sonuçta beşeri birer ürün olan meallerin Kur'an'ın yerini tutmayacağı ne kadar açıksa, son ilahi mesajı ana hatlarıyla aktardığı da o kadar açıktır." Sayfa 172 

     "Bir doğrunun cahili olanlar, binlerce yanlışın alimi olurlar." Sayfa 193 

     "Kulun 'Hak'la ilişkilerinin ne kadar yolunda olup olmadığı, 'halk'la ilişkilerindeki hassasiyete bakılarak değerlendirilir." Sayfa 202 

     "Kur'an'ın her şeyi açıklayıcı olduğu Kur'ani bir realitedir. Ancak bu, her şeyin ayrıntılarının bulunduğu şeklinde değil, her şeyin öz ve esasının bulunduğu, şeklinde anlaşılmalıdır." Sayfa 206 

     "Fıkıhla ilgili 150 sarih ayet bulunmasına karşılık, kainatla ilgili 750'yi aşkın ayet vardır. İki üç ayetlik miras meselesi için müstakil bir feraiz ilmi inşa edilmesine karşın -ki insan hayatının boşluk kabul etmez realitelerinden biri olan miras bunu hak etmektedir- bilimsel konulara dair yüzlerce ayet ihmal edilmiştir." Sayfa 233 

     "Kur'an, müminlerden sorgusuz sualsiz bir iman istememekte, onları araştırıp incelemeye sevk etmekte, yani kumaşın enlemesine çizgilerini imanla, boylamasına çizgilerini ise bilimle dokumaktadır." Sayfa 233 

    İlime bu kadar önem veren bir Kitabın müminlerinin, bugün mikrofizik, biyokimya, genetik ve beyin araştırmaları gibi bilimsel alanlarda esamesi bile okunmamaktadır. Bunun yerine, keşfedilen gerçekleri ya da teorileri Kur'an'da buluvermekteler." Sayfa 236 

     "İnsan Allah'ın ahlakı ile ahlaklanıp, O'nun ismi şeriflerini ne kadar kuşatabiliyor, kendi varlığında ne kadar tahakkuk ettirebiliyorsa O'na o kadar yakınlaşabiliyor demektir." Sayfa 239 

     "Her iman nasıl aynı zamanda bir red ve inkar ise her yakınlaşma da bir uzaklaşmadır. Birşeyler reddedilmedikçe imana erilemediği gibi, birşeylerden uzaklaşılmadıkça da ona yaklaşılamamaktadır." Sayfa 240 

     "Bir peygamberin neslinden gelmek, bir hocaefendinin, falanca şeyhin akrabası olmak insanı Allah'a yaklaştırmamaktadır. Allah'a toplum ya da millet olarak değil, ferdi olarak yaklaşılır. Bu tür aidiyetler Allah katında geçerli değildir." Sayfa 240 

     "Dinin kök anlamı itaat ve cezadır. Hz Yusuf,  kardeşi Bünyamin'i Mısır kralının dinine değil Kenanlıların dinine göre kendi yanında alıkoyabilmişti ki her ikisinde de ceza hukuku ifade edilmektedir." Sayfa 250 

     "Son dönemlerde moda haline gelen, ötekini hoş görme tavrının zilletten kaynaklanıp kaynaklanmadığı sorusu da önemlidir. Zira hoşgörü, güçlüden gelirse hoşgörüdür." Sayfa 259 

     "Nişan, düğün, sünnet, mezuniyet  gibi münasebetlerle Kur'an-ı Kerim ne maksatta okunmaktadır? Kur'an'ın feyiz ve bereketinden istifade etmek, yani 'ben bunu okuyup-okutup hayatıma yön vereyim' şeklinde bir düşünce ya ikinci plandadır ya da genellikle hiç yoktur. Oysa Kur'an'ın bilinçli bir şekilde okunması gerekir. Onu okumakta esas olan, anlayıp uygulamaktır." Sayfa 281 

     "İhlas Suresi Kur'an'ın üçte biri olarak tanıtıldığı için 3 İhlas okuyan bütün Kur'an'ı hatim etmiş sayılıyor. Oysa İhlas'ın Kur'an'ın üçte birine denk oluşu, Kur'an'ın üçte birinin itikadi konular olması, İhlas'ın da bunları veciz ve kapsamlı bir şekilde ifade etmesidir. Yani kişi 3 değil 3.000 kez de İhlas okusa Kur'an'ın yine üçte birini okumuş olacaktır." Sayfa 281 

     "Müfessirlerin Kur'an tefsirinde ortaya koyduğu pek çok detay bilgiden haberleri olmayan sahabe neslinin, o kadar kısa sürede böylesine müthiş bir atılım gerçekleştirmesi, bu metni anlayarak okumalarına, detaylara dalmadan kararlılıkla uygulamalarına dayanmaktadır." Sayfa 290
 
     "Vahiylerin indiği 23 yıllık süreç, müminlerin güvenlik ve anarşiyi, savaş ve barışı, sevinç ve hüznü, zafer ve hezimeti, bolluk ve kıtlığı yaşadıkları bir zaman dilimidir. Aynı konu çerçevesindeki bütün ayetler bir araya getirildiğinde farklı hükümlerle karşılaşılmasının sebebi de budur. Bu farklılıklara, ilahi hükümlerin tatbik alanını genişleten birer imkan ve açılım olarak bakılmalıdır." Sayfa 291  

     "Yüce Allah'ın Kur'an ve kainat olmak üzere iki temel kitabı olduğu gözardı edilmemelidir. Her iki kitap da gerektiği şekilde okunmalı, anlaşılmalı, tahlil edilmelidir. Sadece birine ağırlık verilmesi, Kur'an'ın rehberliğinden istifade edilmediğinin bir göstergesidir." Sayfa 291 

     "Kur'an'ın fıkhi, kelami, tasavvufi yorumları kutsanınca, yavaş yavaş kâinatı-doğayı ve olayları okuyup ona göre çareler üretme düşüncesi terk edildi. Dünya-ahiret rehberi olan Kur'an-ı Kerim, böyle böyle dünyadaki hayatın kılavuzu olmaktan çıkıp ahiret kılavuzuna dönüştü. Hatta kılavuzluk ettiği şey unutulup Kur'an'ın kendisi esas-amaç haline geldi. Oysa aslolan, rehber değil rehberlik ettiğidir, ışık değil aydınlattığıdır, parmak değil işaret ettiğidir." Sayfa 292 

     "Örneğin bir dijital kamera satın aldınız. Kullanım kılavuzunu 1-2 kez değil sürekli okursanız, kameraya dönüp bakmadan işiniz gücünüz kılavuzu okumak olursa bunda bir yanlışlık yok mudur? Farz edelim kılavuz ana dilimizde değil Japonca. Bu Japonca kılavuzu elinizden bırakmasanız, güzel nağmelerle çeşitli makamlarla sürekli okursanız, onun bazı parçalarını kağıtlara yazıp üzerinizde taşısanız, suya batırıp o suyu şifa niyetine içseniz, bu uygulamalar kameradan yararlanmak adına size ne kazandırır? İşte Müslümanlar da Kur'an'ın aydınlattığı yöne bakacaklarına, Kur'an'ın da değil fıkıh ve Tasavvuf kitaplarının içinde kayboldular." Sayfa 292 

     "Kur'an, gönül kulağına söyleyen bir ilahi buyruk olduğu için soyut akıl ile değil sağduyu, içgüdü, gönül, sevgi soyundan canlı bir akılla okunmalıdır." Sayfa 302 

     "Kur'an okuru detaya girmemeli, kılı kırk yarmamalıdır. İlk Müslüman neslin yaptığı gibi Kur'an'ı az ve öz öğrenip, hayata geçirmeyi hedeflemelidir." Sayfa 304 

     "Kur'an-ı Kerim'i ne kadar anlaşılmaz gösterirsek onu milletin gözünde o kadar büyütmüş oluruz, mantığı bırakılmalıdır. Kur'an gayet anlaşılır bir mesajdır ve sorun anlaşılmasında değil, uygulanmasındadır." Sayfa 307 

     "Toplum, Kur'an-ı Kerim'in salt okunarak sonuç alınan bir tılsımlı sözler ansiklopedisi ya da dua mecmuası olmayıp, dünya-ahiret rehberi olduğunu kavramalıdır. Böyle bir metni okumada da anlayıp uygulamak esastır." Sayfa 307 

Bu blogdaki popüler yayınlar

Adet ile İbadet Arasında Bocalayan Müslüman-Mustafa Varlı

Adet ile İbadet Arasında Bocalayan Müslüman-Mustafa Varlı. Ensar Neşriyat, 2017      "Teknik ve kültürel imkanların alabildiğine gelişmiş olmasına rağmen, günümüz Müslümanının yaşayışı ile Asrı Saadet dönemi Müslümanlarının anlayış ve yaşayışları arasında büyük farklar görmekteyiz." Sayfa 10       "Âdetlerin, ibadetlere karışması ve ibadet gibi kabul edilmesi İslam kavramını ve imajını zedelemektedir. Görüntüsü ve yaşantısı zedelenmiş bir İslam ise kesinlikle yüce Allah'ın indirdiği İslam değildir." Sayfa 13       "İmanın dil ile ikrar ve kalp ile tasdikten ibaret olduğu anlayışındaki günümüz insanı, dil ile Müslüman olduğunu söyleyip kalbinden de buna inandığı takdirde ibadet etmese bile Müslüman kabul edileceğini ve sonunda bununla da cennete gidebileceğine inanmaktadır. Bu düşüncedeki pek çok kişi, işlediğim günahların cezasını bir süre çektikten sonra nasıl olsa Allah beni cennete sokacak, o halde dünyanın zevklerinden ke...

Nehri Geçerken-Abdurrahman Aslan

Nehri Geçerken-Abdurrahman Aslan. Beyan Yayınları, 2010      "Hristiyanlığı hurafelerden ayıklayarak o ilk asli haliyle yaşamak isteyen Hristiyanlar, onu yorumladılar ama bir müddet sonra baktılar ki o Hristiyanlık, kapitalist dünyanın modern dünyanın manevi sübabı olmuş. Bunun böyle olacağını ne tahmin ettiler ne de böyle bir amaçları vardı." Sayfa 21       "İnsan, ilahi ve kutsal olana rağmen varlığını sürdüremez. Sekülerizm ise insanın ilahi ve kutsal olana rağmen varlığını sürdürme girişimidir, iddiasıdır." Sayfa 30       "İslam'ı Modernitenin uygun bulduğu bir form içinde yaşamaya talibiz. Acaba bu ne kadar sağlıklıdır ve dinin bu şekilde yaşanması gerçekten sonuçta geriye İslam'dan ne bırakacaktır bize?" Sayfa 31       "Modernite ile birlikte insan her şeyin, iyinin, kötünün, güzelliğin, adaletin, doğrunun, sevginin ve sanatın anlamının kaynağına kendini yerleştirir. Düşünce biçiminde rasyonaliz...