Ana içeriğe atla

İnançta ve Kullukta Vahiy İslam'ının Neresindeyiz?- Sadullah Kulu



İnançta ve Kullukta Vahiy İslam'ının Neresindeyiz?-Sadullah Kulu, 2016 

       "Allâh Teâlâ'nın dışındaki varlıkların, yani meclislerin, liderlerin, şeyhlerin ve kişinin kendi nefsinin, Kur'ân ve sahih Sünnete aykırı olarak ortaya koyduğu kurallara isteyerek ve doğru olduğuna inanarak uymak da şirktir. Zira ilkeler belirleme ve kanun koyma, yalnız Allâh Teâlâ'ya âittir." Sayfa 18

     "Birini “Rab” edinmiş olmak için,  o kişiye “Rab” adını vermiş olmak şart değildir. Allâh'ın emrine uygun olup olmadığını hesaba katmayarak, o kişinin emrine uymak ve özellikle de dini hükümlerde onu kural koymaya yetkili sanıp ne söylerse, ne emrederse doğru farzetmek, onun emirlerini isteyerek yerine getirmek, onu rab edinmek ve ona tapmak demektir." Sayfa 26

     "Müslümanım diyenlerin laikliği almak için hiçbir bahaneleri yoktur. Çünkü kendilerine, Allah tarafından kıyamete kadar hükümleri sürecek bir kurtuluş reçetesi olan İslam gönderilmiştir." Sayfa 29 

     "Bazı insanlar, İslam'ın hoşlarına giden kısımlarını doğru, bazı kısımlarını ise yanlış ve yetersiz kabul etmekteler. Böylece hayatlarının bir kısmında laik ilkelere uyulmasını, diğer kısımlarında ise İslam'a uyulmasını savunmaktalar. Yani karma bir inanç demek olan şirk sisteminin hakimiyetini istemekteler." Sayfa 37

     "Laiklik fikri, şeytanın inanç sisteminin aynısıdır. Çünkü şeytan da Allah'a inanıyordu ama bazı konularda Allah'ın emirlerini beğenmeyip kendi duygularının doğru olduğunu savunuyordu." Sayfa 37  

     "Kim, Rahmân’ın Zikri’ni görmezden gelirse, biz onun başına bir şeytan sararız. Artık o, onun ayrılmaz dostudur. Şüphesiz bu şeytanlar onları doğru yoldan alıkoyarlar da onlar, kendilerinin doğru yolda olduklarını sanırlar. (Zuhruf 43:36, 37)

     Demek ki Allah'a ibadet ve itaatten uzak olan bir kişi, şeytanın güdümüne girmekte ve böylece şeytan o kişiyi her türlü haramı işlemeye sevk etmektedir." Sayfa 126 

     "Allah'ın zikrinden (Kur'an'dan) uzak olan bir kişi, daima huzursuzluk ve bunalım içinde olur. İçinde, ibadetlerden uzaklığın bıraktığı bir boşluk vardır. Bu boşluğu, Allah'ın haram kıldığı şeylerle doldurmaya çalışır." Sayfa 127 

     "Zalim kader", "kader utansın", "kaderin bir oyunu" ve benzeri sözler, ayetlerden anlaşılacağı üzere kaderin takdir edicisi olan Allah'ı adaletsizlikle ve hainlikle itham etmektir." Sayfa 153 

     "Kişinin başına gelen kaza, bela, hastalık veya çeşitli sıkıntıların olacağı ezelde Allah tarafından bilinir. Bildiği için de emriyle yazdırmıştır. Bunlardan kendisinin sebebiyet verdiği durumlar, iradesinin sonucu olduğundan, çektiği sıkıntı kendi eseridir. Diğer canlıların sebep olduğu sıkıntıların ise mükafatı vardır." Sayfa 159 

     "Heykellere, resimlere, anıtlara, ölenlerin ruhları için saygı duruşunda bulunmak, eğilmek, tazim yapmak (ululamak) onlara yapılan bir tür ibadet ve tapınmadır.  Oysa saygıyla ayakta tazim yalnızca Allah'a yapılır." (Örneğin Bakara 238, Zümer 9). Sayfa 252

     "Gerçek Müslüman bilir ki 'saygı duruşu' ile ölmüşleri anmak, ruhlarını şenlendirmek İslam'da yoktur. İslam, ölülerin ruhlarını şenlendirmek için onlar adına hayır yapmayı, İslam'a uygun vasiyetlerini yerine getirmeyi öğütler." Sayfa 261 

     "Sen olmasaydın alemleri yaratmazdım',  'Nefsini bilen Rabbini bilir' hadis zannedilen iki meşhur uydurmadır." Sayfa 337

     "Allah Resulü gibi yücelip takva makamına ulaşmak istiyorsak, onun gibi yaşamaya çalışmalıyız. Bu yükselmenin yolunu bidatlarda aramamalıyız." Sayfa 351
 
     "Mevlid okumayı İslam'ın bir emriymiş gibi algılamak bidattır. Mevlid'de geçen 'Muhammed hakkı için' gibi sözler çok tehlikelidir. Çünkü Allahu Teala'da kimsenin hakkı yoktur. Yine mevlitte geçen 'medet Ya Resulallah' gibi sözler de kişiyi küfre götürür." Sayfa 377 

     "Kahve falına ve diğer fallara inanmak ve yıldızlara bakarak gelecekten haber verme iddiasında bulunmak, yıldızlara bakarak hüküm çıkarmak, gezegenlerin yörüngelerinin kader üzerinde etkili olduğuna inanmak vb inanışlar küfre götüren bidatlardır." Sayfa 379

     "Cenaze merasimlerinde bando çalmak Hristiyanlıktan gelme bir bidattır. Ölünün 40. 52. günlerinde törenler yapmak veya yemek ikram etmek ve benzeri hareketler Hristiyanlıktan ve Yahudilikten gelme adetlerdir." Sayfa 386 

     "Resulullah, Nevruz ve Mihrican günlerinin kutlanmasını yasakladığı halde Müslümanım diyen pek çok gafil kişi zamanımızda bugünleri bayram olarak kutlamaya devam etmekteler. Hatta bazıları bu kutlamalarla günahlarından arınacaklarına inanmaktalar." Sayfa 389 

     "Resulallah mescitleri süslemeyi yasaklamıştır. Cami süsüne para harcamak israftır ve üç yönden haramdır. Birincisi israf olduğundan, ikincisi harcanan para vakıf malı olduğundan, üçüncüsü ise süslerin namaz kılan kişiyi meşgul edip huşuya engel olmasındandır." Sayfa 392 

     "Hamd, en geniş anlamıyla şükürdür. Hamd yalnızca dille yapılır. Halbuki şükür hem dille hem de amelle yerine getirilir. Şükür bir nimetin karşılığı olarak yapılır. Hamd ise nimet sahibinin var olduğunu bilmemiz durumunda, o nimet veya güzellik bize ulaşmasa da yapılır. Hamd, bir iyiliğin karşılığı olmaktan çok, Yaratıcının sonsuz güç ve kuvvetine verdiği nimetlerin çokluğuna, O'nun Rabliğine duyulan hayranlığın övme yoluyla dile getirilmesidir." Sayfa 394 

     "Diyanet; 'namazdan sonra zikirleri-tesbihatı toplu söylemek sünnette yoktur ve bidattır', görüşünde olmasına rağmen, (müezzinleri aracılığıyla) sünnette olmayan bu uygulamayı yapmaya devam etmektedir." Sayfa 396 

     "Müezzinlerin çoğu namaz sonrası tesbihatında, verdikleri komut aralıklarında yeteri kadar beklemedikleri için, çoğu cemaat zikirleri 33'e tamamlayamadan bitirmekte veya zikirleri tam telaffuz etmeden 33'e tamamlama gayretine girmekteler. Böylece hem zikir lafızlarını tam söyleyemediklerinden dolayı günaha girmekte hem de  farkında olmadan zikir sevabından da mahrum kalmaktalar." Sayfa 396 

     "Günümüzde pek çok dernek, halka Kur'an'ı hatim ettirip dualarının topluca yapılması için kendilerine havale edilmesini istemekteler. Hatta bazıları Salavat okuma ve sayısını kendilerine bildirme kampanyası yapmaktalar. Oysa sünnette tavsiye edilen, Kur'an-ı Kerim'in anlamını ve içerdiği hükümlerin hikmetini düşünerek okuyup hatim etmektir." Sayfa 413 

     "Ayetlerden görüldüğü üzere, Kur'an-ı Kerim hayatı düzenlemek için gönderilmiştir. Yalnız lafzını okuyarak, hatmedilmek veya mezarlıkta okunmak için değil. Nahl 44, Nahl 64, Sad 29 vd." Sayfa 414

     "Fıkıh kitaplarında görürüz ki sala okuma hakkında hiçbir tavsiye yoktur. Oysa sala vermek ısrarla uygulanması istenen ve terkedildiğinde halkın tepkisini çeken bir bidat durumundadır." Sayfa 418 

     "Maalesef camilerde okunan hutbelerde, farklı inançlara, düşüncelere ve yaşantı şekillerine saygı duyalım denmekte ve İslam'da önemli bir yeri olan kötülüklere ve haramlara karşı buğz etme emri bir kenara itilmekte ve böylece İslam dışı yaşantı şekillerinin yaygınlaşmasına sebep olunmaktadır." Sayfa 461 

Bu blogdaki popüler yayınlar

Adet ile İbadet Arasında Bocalayan Müslüman-Mustafa Varlı

Adet ile İbadet Arasında Bocalayan Müslüman-Mustafa Varlı. Ensar Neşriyat, 2017      "Teknik ve kültürel imkanların alabildiğine gelişmiş olmasına rağmen, günümüz Müslümanının yaşayışı ile Asrı Saadet dönemi Müslümanlarının anlayış ve yaşayışları arasında büyük farklar görmekteyiz." Sayfa 10       "Âdetlerin, ibadetlere karışması ve ibadet gibi kabul edilmesi İslam kavramını ve imajını zedelemektedir. Görüntüsü ve yaşantısı zedelenmiş bir İslam ise kesinlikle yüce Allah'ın indirdiği İslam değildir." Sayfa 13       "İmanın dil ile ikrar ve kalp ile tasdikten ibaret olduğu anlayışındaki günümüz insanı, dil ile Müslüman olduğunu söyleyip kalbinden de buna inandığı takdirde ibadet etmese bile Müslüman kabul edileceğini ve sonunda bununla da cennete gidebileceğine inanmaktadır. Bu düşüncedeki pek çok kişi, işlediğim günahların cezasını bir süre çektikten sonra nasıl olsa Allah beni cennete sokacak, o halde dünyanın zevklerinden ke...

İnsana Yön Veren Değerler-Bayram Karaçor

İnsana Yön Veren Değerler-Bayram Karaçor. Beyan Yayınları, 2017      "Herşeye fiyat biçen ve kolayca ulaşabilen varlıkların dünyasında doyumsuzluk, bir türlü tatmin edilemeyen mutsuzluğa dönüşmüştür. Yoksullar ise günlük geçimlerinin telaşında boğulmuş ve olan biteni anlamaktan uzak bir yaşantıya düşmüşlerdir." Sayfa 9       "İnsan, güzel bir kıvamda yaratıldı. Lekesiz, temiz ve günahsız olarak ve başına gelecekleri bilmeden, ilk ağlayışıyla hayata gözlerini açtı. Ağlamasından ana rahminde iken daha güvende olduğunu mu anlamıştı?" Sayfa 11      "Bireysel güç iyilik için, toplumsal güç adalet için söz konusudur. Bundan dolayı demir, mizanla (tartı) birlikte zikredilir. Yani demiri tutan elde ölçü ve adalet aranır." Sayfa 16      "Batı, sömürerek götürdükleri ile siyasal ve ekonomik güç sağladı. Bireysel olarak hazzın, kurumsal olarak adaletsizliğin yolunu açtı. Değerli olanların dışlandığı, adalet ve iyiliğin ba...

Nehri Geçerken-Abdurrahman Aslan

Nehri Geçerken-Abdurrahman Aslan. Beyan Yayınları, 2010      "Hristiyanlığı hurafelerden ayıklayarak o ilk asli haliyle yaşamak isteyen Hristiyanlar, onu yorumladılar ama bir müddet sonra baktılar ki o Hristiyanlık, kapitalist dünyanın modern dünyanın manevi sübabı olmuş. Bunun böyle olacağını ne tahmin ettiler ne de böyle bir amaçları vardı." Sayfa 21       "İnsan, ilahi ve kutsal olana rağmen varlığını sürdüremez. Sekülerizm ise insanın ilahi ve kutsal olana rağmen varlığını sürdürme girişimidir, iddiasıdır." Sayfa 30       "İslam'ı Modernitenin uygun bulduğu bir form içinde yaşamaya talibiz. Acaba bu ne kadar sağlıklıdır ve dinin bu şekilde yaşanması gerçekten sonuçta geriye İslam'dan ne bırakacaktır bize?" Sayfa 31       "Modernite ile birlikte insan her şeyin, iyinin, kötünün, güzelliğin, adaletin, doğrunun, sevginin ve sanatın anlamının kaynağına kendini yerleştirir. Düşünce biçiminde rasyonaliz...