İnsana Yön Veren Değerler-Bayram Karaçor. Beyan Yayınları, 2017
"Herşeye fiyat biçen ve kolayca ulaşabilen varlıkların dünyasında doyumsuzluk, bir türlü tatmin edilemeyen mutsuzluğa dönüşmüştür. Yoksullar ise günlük geçimlerinin telaşında boğulmuş ve olan biteni anlamaktan uzak bir yaşantıya düşmüşlerdir." Sayfa 9
"İnsan, güzel bir kıvamda yaratıldı. Lekesiz, temiz ve günahsız olarak ve başına gelecekleri bilmeden, ilk ağlayışıyla hayata gözlerini açtı. Ağlamasından ana rahminde iken daha güvende olduğunu mu anlamıştı?" Sayfa 11
"Bireysel güç iyilik için, toplumsal güç adalet için söz konusudur. Bundan dolayı demir, mizanla (tartı) birlikte zikredilir. Yani demiri tutan elde ölçü ve adalet aranır." Sayfa 16
"Batı, sömürerek götürdükleri ile siyasal ve ekonomik güç sağladı. Bireysel olarak hazzın, kurumsal olarak adaletsizliğin yolunu açtı. Değerli olanların dışlandığı, adalet ve iyiliğin başkalarına çok görüldüğü bir sistem verdi. Halka, düzenli şehirlerde, kurallara dayalı bir günlük yaşantı sunmuş olmaları, onların üstünlüğüne işaret etmez." Sayfa 16
"Allah; ahlakın göreceli tanımı ve pratiğini engellemiş ve ilkelerini belirlemiştir. Bu nedenle hukuka ve ahlaka uygunluğu belirleme yetkisi hiç kimseye ve bu arada politik ve ekonomik güç sahiplerine bırakılmamıştır." Sayfa 17
"Allah kötüye bakarak iyiyi, şirke bakarak tevhidi düzenlemedi. Her koşulda ahlaklı, adil ve iyi olması gereken insanoğlu, bu duruşunu olaylara ve kişilere göre değiştirmemelidir." Sayfa 17
"Kendi halklarına demokrat olan Batı, ötekilere faşist olmaktan çekinmedi. Demokrasi beklerken terörün ocağına düşüldü. Terör, özgürlüğünü, demokrasi söylemleri altında yaşamakta." Sayfa 18
"İblis, adaletsizliğin, hukuksuzluk ve kötülüklerin sembolüdür. Yaratılış farklarını, mevki, etiket, servet ve aşiret yapılarını terazisinde; çokluk ve güçle ölçerek, bunları üstünlük aracı olarak niteler." Sayfa 19
"Hep bir sahip ve kahraman bekleyen insanımızın durumu içler acısıdır. Sahiplik isteği, güçsüz ve yaşlı bedenlerin ve tembel zihinlerin beklentisinde yer alır." Sayfa 19
"İslam, şirkin ve inkarın, iradeler üzerine baskı koymasını ve kirletmesini ortadan kaldırmayı hedefler. Demokratik sistemlerin medya ve propaganda teknikleriyle, diktatörlüklerin de baskı ve tehditle zoraki müritleştirmelerine karşı durur. Ayrıca abartılmış bir ahiret korkusuna, şefaat garantisi veren müritleştirme çabalarına da prim vermez." Sayfa 20
"Kendisi değişmeyeni Allah değiştirmez. Müslüman olduğunu söyleyip de Allah'ın Müslüman tanımına göre değişmeyenler, her dönemde sorumluluk bilincine sahip iyi insanların yüreklerine dert oldular." Sayfa 21
"Mezarlıkta, ölü evinde ve anlamını öğrenmeden okumak, gereğince okumak değildir. Ruhuna hediye eyledik, sözünün Kur'an ve Peygamberin sünnetindeki yeri neresidir? Sağlığında kendisine verilen hediyenin değerini bilenler, mezarda muhtaç olmazlar." Sayfa 101
"Kur'an'daki dil ve edebi sanatların kavraması, fıkıh, hadis, kelam, tefsir gibi disiplinlerin bilinmesi, Kur'an öğrenimine ön koşulları olarak konulmuş ve insanların geri durması sağlanmıştır. İster inansın ister inanmasın, Kur'an'ı ele alıp, okuyup öğrenmenin hiçbir engelleyici şartı yoktur." Sayfa 104
"Dünyadaki sınavda kitap, önümüzde sürekli açık duracaktır. Yani kopya çekmek serbesttir. Sınıftaki öğretmenlerden sorunun yanıtını sorup öğrenebiliriz. Okudukça daha çok anlarız. Bu sınavda iyi not alabilmek için sadece bilmek yetmez, bilinenleri uygulamak gerekir. Özetle iman etmek ve iyi işler yapmakla sınav sonucu belirlenir." Sayfa 116
"İman ve iyiliklerle donatılmış bir hayat, ölümü korkulacak bir olay olmaktan kurtarır. Yıpranmış bir bedenden sıyrılıp, yeni ve mutlu bir hayata köprü kurar." Sayfa 138
"Derdin, aşırılıkları, azgınlıkları önleyici etkisini görünce ve dert ile Allah'a olan yönelimin yürekte yoğunlaştığını fark edince, halk arasında şahit olduğumuz 'Derdin varsa ne mutlu sana' sözünü anlarız." Sayfa 161
"Kişilikleri ve eserleriyle saygı duyulan ve dualara dahil edilen şahısların düşünceleri, her zaman eleştiriye açık olmalıdır. Dokunulmazlık ve kutsallık kılıfı giydirilmemelidir." Sayfa 244
"Veda hutbesinin en eski metninde, tek otorite olarak Allah'ın kitabı gösterilmiştir. Sonraları buna Peygamberin sünneti ve Şiiler tarafından da Ehli-Beyt eklemesi yapılmıştır." Sayfa 249
"Bir mezhep, tarikat veya ideoloji, kaynağını İslam'dan aldığını, yaşantısını Allah'ın elçisine benzettiğini söylüyorsa iki yapı arasındaki kıyas ve eleştiriden korkmamalıdır." Sayfa 252
"Nesnelere ulaşmayı kolaylaştırarak arzuları hazza dönüştüren bugünkü uygarlığın varlığı çalıntıdır. Sömürgecilik hareketleri ile bu değirmene dünyanın her yerinden insan, demir, altın, petrol, pamuk vs gibi ürünler taşıdılar. Bu soygunu görüp engel olmak isteyenleri de ülkelerinde vatan haini, uygarlık düşmanı, terörist olarak adlandırdılar." Sayfa 259
"Papua'lı şefleri Paris'te 2. Dünya Savaşı müzesine götürürler. Çeşitli silahlar ve insan kemikleri -binlerce kafatası- sergilenmektedir. Şeflerden birisi Fransız araştırmacıya sorar:
-Bunları kim öldürdü? Bunlar Fransız ve Almanların kemikleri değil mi?
- Evet
- Peki neden? Bizde de kabileler arası kavgalar olur. Öldürücü silahlar kullanmayız. Diyelim ki bir kişi öldü, kavgaya son veririz.
Ertesi gün Fransa parlementosuna götürürler. Bir ara milletvekilleri kavga eder, yumruklaşırlar. Şef:
- Bunlar sizin en akıllılarınız mı? Sizi bu adamlar mı yönetiyor? Bizde şefler kavga etmez." Sayfa 260
"Kavramların içeriğini istediği gibi dolduran ve istediği zaman değiştiren Batı kültürünün zemini hep kaygan olmuştur. Onların tanımına uygun bir değişim gösterildiği halde bazılarına uygar, diğer bazı kişi ve toplumlara ilkel ya da barbar diyebilmekteler." Sayfa 264
"Batı uygarlığı ve kültürü, ikiyüzlülüğünün sonucu olarak derin bir krizin içine düşmüştür. Kültür adına yeni bir söylemi yoktur ve uygarlık adına da sadece tasarım çeşitliliği yaşamaktadır. Daha da kötüsü, krizden çıkışın yolunu başka toplumları da krize çekerek aramaktadır." Sayfa 267
"İslam kendisini tez kabul etmez. Batının antitez nitelemesi de geçersizdir. Bu nedenle şirk ve küfür İslam'ın antitezi değildir. İslam ilahidir, şirk beşeridir. İlahi olanla beşeri olanın sentezi söz konusu olamaz. Yanılma, değişme olasılığı her zaman varolanın, yanılmaz ve değişmez olanla kıyaslanması, tanımlanması da değersizdir." Sayfa 301
"İnançta Müslüman, yaşantıda kuralları esnetilmiş 'çağdaş insan' görüntüsü, insanımızı sentez formülü ile makasa almaktır." Sayfa 302
"Henüz yolun başında ve yeni başlayanlara acemi veya çırak sıfatı uygun görülür. 30-40 yıl süresince Müslüman olduğunu söylediği halde, bu dinin acemisi veya çırağı kalmak uygun olabilir mi?" Sayfa 307
"Bir yanda sürekli birikim ve yaşantıdan haz alma pratiği, öte yanda karnına taş bağlamış Peygamber söylemi. Bir yürekte birbirine aykırı iki sevgili olabilir m?" Sayfa 334
"Liberal düşüncenin içindeki başka bir virüs de bencil bireylerin herkese karşı olan sorumsuzluklarıdır. Kamu, onları terbiye etmenin sisteme zarar vereceğini düşünerek, yani liberalizmin yaşaması adına, sosyal sorumluluk projelerini üstlenmiş ve liberalizmi kısmen sosyalleştirmiştir. Yaşlılar yurdu, aşevleri, kimsesiz çocuklar yurtları, yardım dernekleri gibi benzer organizasyonlar, bireyin yapması gereken ödevleri devlete veya sivil toplum kuruluşlarına vermiştir. Alabildiğine sorumsuz ve bencil bireyin sorumluluğunu üstüne alarak, liberal sistemin açığını yamamaya çalışmıştır." Sayfa 241
"Yasaların izni ve karşılıklı rıza ile olsa dahi, günahların, kötülüklerin serbestçe dolaşımına göz yumanlar, kendilerini ve aile bireylerini koruyabilirler mi? Kötülüğün özgürlüğü olmamalıdır." Sayfa 342
"Dua, yalnız Allah'a iletilen bir istek mektubudur. O'na söylemek yeterlidir. Aracılara veya onların yüzü suyu hürmetine, diyerek kişinin kendini küçümsemesine ve başkalarını yüceltip-kutsallaştırmasına gerek yoktur." Sayfa 428
"Bu dünyadan bombalarla kurşunlarla göçüp giden her can, aslında bağımsızlıktan, özgürlükten ve adaletten bir parçanın kopmasıdır." Sayfa 439