Ana içeriğe atla

Dinin Kültürleşmesi Kültürün Dinleşmesi, Ahmet Turgut Ulucak


   Dinin Kültürleşmesi Kültürün Dinleşmesi - Ahmet Turgut Ulucak. Ortak Nokta Yayınevi, Eylül 2014.

     "Kur'an'a dokunun ki vahiy de size dokunsun. Kur'an ile kendinizden geçmeyin, Kur'an ile kendinize gelin. Unutmayın ki Kur'an'a dokunanlar değil, dokunmayanlar çarpılacaktır." Sayfa 9.

     "Politik istismarcılar, din ve bilgi sömürücüleri, ekonomi alanındaki baronlar, toplum Büyücüleri (medya) Müslümanların mazlumun yaşadığı dünyada kontrolü ele geçirmiş durumdadırlar. Tüm bunların sonucunda, İslam alemi sayısız parçaya bölünmüş ve kendisi dışındaki güçlere bağımlı hale getirilmiştir." Sayfa 11.

     "Resulullah'ın hayattan göçmesi ile ümmetin içine düştüğü durum, Hz. Musa'nın Tur Dağı'na vahiy almaya gittiğinde İsrailoğulları'nın düştüğü duruma benzemektedir." Sayfa 14.

     "Gülenizm'e ve uzantılarını eleştiriler, İslam'ı gerçeklikten ziyade mevcut hükümete karşı çevirdiği entrikalardan dolayıdır. Soruna hala Furkan ile bakamamanın acizliği devam etmektedir. Kim neyi seviyorsa olaylara o projektörden bakıyor. Aklımızı ve hislerimizi vahiy şekillendirmedikçe sorunlar sona ermeyecektir." Sayfa 19.

     "Önceden muvahhidler Kemalistler tarafından marjinal ve itici görülürdü. Şimdi devran değişti. Dün aynı mahallede olanlar ve Kemalizm'e karşı duranlar, bugün muvahhidleri marjinal görüyor." Sayfa 24.

     Firavunlar, köleleri midelerinden mahkum ederlerdi. Çağdaş firavunlar ve avaneleri daha sistemli çalışarak, mide ile birlikte düşüncelerini de bağladılar. Düşünce olarak bağlananlar, modem plazalarda, konaklarda bile olsalar gönüllü kölelerdir." Sayfa 26.

     Öyle bir İslam ki sadece dil ile söylenen kuru bir laftan ibaret değildir Yalnız kalbe, vicdanlara etki eden, onları huzur içinde tutan bir düşünce sistemi değildir. Yalnızca insanların oruç, namaz, hac vs. ifa ettikleri kişisel birtakım ibadetler hiç değildir. Allah'ın insanlar için ortaya koyduğu, Resulüne öğrettiği din bu değildir. Burada sözü edilen bir itaat ve tabiiyettir. İslam teslimiyettir. Allah'ın kitabının kullar arasında hakimiyeti, onu hakem tayin edip içlerinde hiçbir sıkıntı duymadan sindirilmesidir. İşte İslam budur. İslam uluhiyet ve otoritede birliğinin tek oluşudur." Sayfa 29.

     "Hucurat Suresi 14. ayetin beyan ettiği gibi İslam; sözlü bir kabulü gerektirmesiyle öne çıkarken, mümin; sözlü kabulün ötesinde yaşamsal bütüncüllüğü de ifade eder. Hatta bu perspektifte bile bir insanın ben müminim diyebilmesi bir iddiadır, mutlaka bu iddialar hayatın içerisinde ispata dönüşmelidir." Sayfa 33.

     "Yani bugün güncel olduğu için söylüyoruz; modern kavramlarla kapitalizmi, liberalizmi, demokrasiyi, faşizmi bir yaşam felsefesi ve doktrin haline dönüştürmüş olan  bir zihniyetin İslam ile bağını biz nerede ve nasıl kuracağız? Nasıl Müslüman olarak tanımlayacağız? Bu söylem, tekfirci bir dil kullanıp şahıslarla ve toplumla davet açığa çıkmadan ayrışma adına söylenilmiş bir şey değil, Müslümanların durum tespitlerini sağlıklı bir şekilde yapabilmeleri, ilkeler ve stratejiler geliştirebilmeleri içindir." Sayfa 34, 35.

      "Unutmamalıdır ki mümin hata yapmayan, hayatı sıfır hata ile yaşayan kimse demek değildir. Mümin hatasında ve günahında ısrarcı bir tutum sergilemeyen, bu imanını, eylemini, imanının samimiyetini, imanının hükümranlığını, hayatın içerisinde bizatihi canlı ve diri tutan kimse demektir ." Sayfa 38.

     "Onun için ne zaman ve nerede yaşadığınız, kimin soyundan olduğunuz, atanızın değerinin ne olduğu hiçbir anlam ifade etmiyor. Bu din öyle bir din ki insanı Mekke'den cehenneme, Moskova'dan Tel Aviv'den cennete gönderiyor." Sayfa 43.

     "Allah'ın vahyinden yüz çeviren, yaşamına Rabbini müdahil kılmayan, hevasını vahyin önüne geçiren kimseler, yaşadıkları toplum içinde en etkin alanları kuşatmış olsalar bile Kur'an'ın ifadesi ile bunlar cahil olmaktan kurtulamayacaklardır. Etiketler, statüler, sünepe toplumların ilgi yoğunluğu bu tür sapmalarda bulunanları temize çıkarmayacaktır." Sayfa 69.

     "Ümmet olarak yaşadığımız sorunların bir kısmı da dini; gelenek ve yaşanılan hayata kurban etmekten kaynaklanmaktadır. Elbette burada amacımız geleneğe tümden karşı çıkmak değildir. Seçici olabilmek burada son derece önemlidir." Sayfa 70.

     "Din yaşanılmaz ise efsaneleşir ve masala dönüşür. Din hayatın her alanına hükmeder. İlahi yasalara teslimiyet göstermeyenler, insanların kurdukları düzenleri din olarak algılamaya başlarlar. Her müslüman bilmelidir ki Allah hayatın her anında ve alanında mutlak tasarruf sahibidir ve hayata müdahildir. Hayatlarına Allah'ı müdahil kılmayanlar, bir taraftan Allah ile bağ kurmaya çalışırken bir taraftan Allah'ın kanunlarına ve hükmüne tavır almış duruma geçerler. Bunu sözleri ile dile getirmeseler de yaşamlarıyla doğrular. Din yaşanılmaz ise din olmaktan çıkar." Sayfa 71.

     "Bir insan vahye muttali değilse, yaşamını Kur'an ahlakı üzerine kurmuyorsa, Allah'ın yol göstericiliğinden kendini müstağni kılıyorsa, yaşadığı toplumda profesör de olsa ordinaryüs de olsa Kur'an'ın bu insana cahil dediğini unutmamamız gerekiyor. Cahil okuma yazma bilmeyen demek değildir. Cahil; Allah'ın vahyinden yüz çeviren kimse demektir. Cahiliye toplumu, Allah'ın koyduğu yasaları reddeden, yaşamına Allah'ı müdahil kılmayan, Resul'ün davetinden yüz çeviren, kendi mantık örgüsünü ideolojisini insanlığa değer gibi sunanların oluşturduğu toplumun adıdır." Sayfa 73.

     "Bireyselleşme ciddi bir yalnızlığı getiriyor. Kalabalıklar içinde yalnız insanların artmış olması, dertlerine derman arayan insanların sürekli karamsar bir hayat sürmesi, beklentilerini doğru yerde aramamaktan kaynaklanmaktadır. İnsanın fıtratı ile barışma zorunluluğu vardır." Sayfa 90.    

     "Yeryüzünde tüm zamanlarda ve mekanlarda en çok okunan kitap Kur'an olmasına rağmen en az anlaşılan kitap da maalesef Kur'an'dır." Sayfa 99.

     "Kaptan Custo'yu Müslüman yapmak için birilerinin atmadığı takla kalmadı. Müslüman olan şeref bulur, izzet kazanır. Kimse İslam'a şeref ve izzet katamaz.

     Geçmişten günümüze Kur'an'ın anlaşılmasında insanların önüne çıkartılan engellerden diğeri de ölüler için Kur'an okuma anlayışıdır. İlginç olan, ölülerin arkasından özellikle Yasin suresi okunması kabul görüp tavsiye edilirken, Rabbimizin bizden istediği ile bizim uyguladıklarımızın birbiriyle örtüşmediğini, bilakis farklı bir sorunu oluşturduğunu gözlemliyoruz. Yasin Suresi 70 ayetinde Yüce Allah: 'Bu Kur'an diri olanları uyarmak ve kafirlere de azap sözünün hak olması içindir.' buyurmaktadır" Sayfa 100, 101.

     "Özellikle Batı dünyasında Allah'ı hayata müdahil kılmama anlayışının, halkı Müslüman olan toplumlara dayatılmaya çalışılan ve bir türlü yerleştirilemeyen bir baskıcı düşünce biçimi olduğuna açıklıkla söyleyebiliriz. Seküler anlayış dini devletten, devleti dinden, hatta Müslümanı hayatın içindeki baskıcı unsurlar vasıtasıyla kendi iman ve kulluk bağından koparmaya çalışan bir ideoloji biçimi halinde Müslüman bireyleri ve toplumları etkisizleştirmiştir." Sayfa 107.

     "Laik sistemlerin en belirgin özelliklerinden birisi de kendilerinden olmayanlar üzerinde baskı oluşturup dayatmacı olmalarıdır." Sayfa 109

     "Laik sistemler belki Batı dünyasının bir tercihi olabilir, lakin müslüman toplumun kabul edeceği bir durum asla olamaz. Bunu sloganik bir reddiyeden ziyade, Allah'a karşı kulluğumuzun bir gerekliliği olarak bilmeli ve ona göre tavır geliştirmeliyiz." Sayfa 111.

     "Hayata müdahil olmayan İslam, Allah'ın dini olmaktan çıkıp insanların ya da kurumları dini olur. Biz Allah'ın haricindeki tüm dinlerden beri olduğunuzu söylemeyi imanımızın bir gerekliliği olarak görüyoruz." Sayfa 112.

     "Allah'ı ve hükümlerini devre dışı bırakmak, hayatın hiçbir alanına Allah'ı müdahil kılmadan kendi hevalarına göre yaşam oluşturmaktır." Sayfa 124.

     "Tüm cahili sistemler, tağuti düzenler insanların Allah ile bağını kopartmak üzere konuşlanmıştır. Özellikle modernizm, liberalizm ve demokrasi çağımızın göze batan en büyük sapma/saptırma düşünceleri olmuştur." Sayfa 144.

     "Seküler yaşam algısı ve modern hayat, insanı Allah'tan kopartan ve bu anlayışları ile Allah'ın dinine muhalif bir din inşa ederek, insanların sapmasına zemin hazırlayarak dinsiz hayat, hayatsız din kurmaya çalışmışlardır...ve kişilerin Allah katındaki durumunu dünyadaki konumu ile şekillendirir hale getirmişlerdir." Sayfa 147.

     "Diyanetin, kurulduğu 1965 yılından bu yana kayda değer bir faydası olmadığı gibi, Müslüman toplumun sorunlarını daha çok keşmekeşe dönüştürmüştür. Tevhid merkezli olmayan nice kurumlar, nice güzel insanları deforme etmiştir. Bu tür kurumlardan beklenti içine girmeye çalışanlar da çözülmeye ve çürümeye mahkum olacaktır.

     Laiklik ilkesine bağlı, Kemalizmin ilkelerinden taviz vermeme durumu, kanun maddesi ile kontrol altına alınan bu kurum, memurlarını dahi bu yemin ile deruhte etmektedir. Allah'ın koyduğu yasalara, hükümlere düşman olan bir rejimin kurumu olan Diyanet'ten bu anlamda İslam'ın değerleri adına beklenti içine girmek, meseleyi anlamaktan ziyade gafletin büyüğünü oluşturmak olacaktır." Sayfa 187.

     "Vaktiyle Nurculuk hareketini eleştirenler, onun yöntemini benimsemeyenler, dün karşı çıktıkları yöntemi bugün model haline dönüştürdüler; dün kınayıp yerdiklerini bugün önder ve öncü şahsiyet haline getirdiler. Yine bu kişilerce muvahhidler, toplumun içerisinde marjinalleşme ile itham edilmeye başlandılar. Önceden kafirler tarafından Müslümanlar marjinallikte suçlanırken, şimdi aynı mahallenin içerisinde 'liberalleşen müslümanlar' Allah'ın dinini yeryüzünde ikame etmeye ve uzlaşmasız, tavizsiz bir mümince şahsiyet olmanın sorumluluğunu kuşananları marjinallikle suçluyor. Artık kulvarlar değişti. Dün kafirlerin Müslümanlara yönelttiği marjinallik söylemini, bugün bizim mahallemizin insanları bize söylüyorlar." Sayfa 235.

     "Küresel emperyalistler, kafirler şu an bizi çaresizliğe mahkum etmeye çalışıyorlar. Uluslararası güçlerden beklenti içine giremeyiz, çünkü oyun kurucu olan ve arzı ifsad eden, fesada sürükleyenler bunlar. Bu süreç, Müslümanları ciddi bir birliğe ve sorgulamaya tabi tutmalıdır. Kısa vadeli beklentiler ve hafıza zayıflığı en büyük açmazlarınızdan biridir. Vahyi ve risaleti hayata taşıyacak uzun soluklu eğitim ve nitelikli şahsiyetler yetiştirmeliyiz. Boykotun ufağı büyüğü ayrımına girmeden duyarlılık alanı oluşturmalıyız." Sayfa 251.

Bu blogdaki popüler yayınlar

Adet ile İbadet Arasında Bocalayan Müslüman-Mustafa Varlı

Adet ile İbadet Arasında Bocalayan Müslüman-Mustafa Varlı. Ensar Neşriyat, 2017      "Teknik ve kültürel imkanların alabildiğine gelişmiş olmasına rağmen, günümüz Müslümanının yaşayışı ile Asrı Saadet dönemi Müslümanlarının anlayış ve yaşayışları arasında büyük farklar görmekteyiz." Sayfa 10       "Âdetlerin, ibadetlere karışması ve ibadet gibi kabul edilmesi İslam kavramını ve imajını zedelemektedir. Görüntüsü ve yaşantısı zedelenmiş bir İslam ise kesinlikle yüce Allah'ın indirdiği İslam değildir." Sayfa 13       "İmanın dil ile ikrar ve kalp ile tasdikten ibaret olduğu anlayışındaki günümüz insanı, dil ile Müslüman olduğunu söyleyip kalbinden de buna inandığı takdirde ibadet etmese bile Müslüman kabul edileceğini ve sonunda bununla da cennete gidebileceğine inanmaktadır. Bu düşüncedeki pek çok kişi, işlediğim günahların cezasını bir süre çektikten sonra nasıl olsa Allah beni cennete sokacak, o halde dünyanın zevklerinden ke...

Kur'an Kılavuzu Mutlak Gerçeğin Sesi-Murat Sülün

Kur'an Kılavuzu Mutlak Gerçeğin  Sesi-Murat Sülün. Ensar Neşriyat, 2013       "Kur'an-ı Kerim, İslamiyet'in temel metni olmakla birlikte  bilinen anlamda bir din ve dua kitabı değildir. Kur'an'ın asıl konusu insan olup, Allah, cennet-cehennem, melek gibi gaybi kavramların sahih anlamını ortaya koymakla yetinir. Doğru ile yanlışın, gerçek ve sahtenin kriteridir." Sayfa 11       "Hak Teala insanları, Kur'an ve kainat kitaplarına karşı takındıkları tutuma göre yüceltip alçalttığı için, bu iki kitaba karşı tutumumuzu gözden geçirmek durumundayız. Bunun için de kutsal kitabımızı iyi tanımalı, işlevinden bihaber olmamalıyız." Sayfa 11       "Arapça bilmeyen Müslümanlar, Kur'an'la anlamaya dayalı değil, saygıya dayalı bir ilişki kurmuş, onun içine fazla girememiş, İslam öğretilerini sıhhatleri kuşkulu bilgilerle dolu kaynaklardan öğrenmişlerdir." Sayfa 13      "Adalet, çalışma, dürüstlük, hesap verme fi...

Nehri Geçerken-Abdurrahman Aslan

Nehri Geçerken-Abdurrahman Aslan. Beyan Yayınları, 2010      "Hristiyanlığı hurafelerden ayıklayarak o ilk asli haliyle yaşamak isteyen Hristiyanlar, onu yorumladılar ama bir müddet sonra baktılar ki o Hristiyanlık, kapitalist dünyanın modern dünyanın manevi sübabı olmuş. Bunun böyle olacağını ne tahmin ettiler ne de böyle bir amaçları vardı." Sayfa 21       "İnsan, ilahi ve kutsal olana rağmen varlığını sürdüremez. Sekülerizm ise insanın ilahi ve kutsal olana rağmen varlığını sürdürme girişimidir, iddiasıdır." Sayfa 30       "İslam'ı Modernitenin uygun bulduğu bir form içinde yaşamaya talibiz. Acaba bu ne kadar sağlıklıdır ve dinin bu şekilde yaşanması gerçekten sonuçta geriye İslam'dan ne bırakacaktır bize?" Sayfa 31       "Modernite ile birlikte insan her şeyin, iyinin, kötünün, güzelliğin, adaletin, doğrunun, sevginin ve sanatın anlamının kaynağına kendini yerleştirir. Düşünce biçiminde rasyonaliz...