Ana içeriğe atla

Evlatlarının Cehaleti Alimlerinin Acizliği Karşısında İslam - Abdulkadir Udeh


Evlatlarının Cehaleti Alimlerinin Acizliği Karşısında İslam-Abdulkadir Udeh. İslamoğlu Yayınevi, Aralık 1987, 2.Baskı.


   "Ben şuna inanıyorum ki biz İslam'ı başka hiçbir sebepten değil, yalnızca hükümlerini bilmediğimizden, alimlerimizin pasifliğinden ve bize İslam'ı öğretmekten aciz olmalarından dolayı terk ettik.

     Bu sebeple gördüm ki bir Müslümanın kardeşine yapacağı en hayırlı hizmet, ona İslam nizamının hükümlerini göstermesi ve kendisinden istenilen şeyleri açıklamasıdır." Sayfa 19, 20.

     "İslam'ın en büyük temel prensibi, hükümleriyle amel edilmesidir. İslam yalnızca hükümlerinin bilinmesi değil, nizamının ve hükümlerinin yerine getirilmesidir. İşte bu nedenle İslam nizamıyla amel etmeyi ihmal eden veya terk eden bir kişi, İslam'ı ihmal etmiş ve onu terk etmiş sayılır." Sayfa 23.

     "İnsanların dünyada ve ahirette mutlu kılınması amacıyla indirilen İslam nizamı, tüm olarak kabul edilmek şartı üzerine kurulmuştur. Kısımlara ayrılmayı kabul etmez. O bir bütündür. Parçalanmayı asla kabul etmez. Çünkü İslam'ın bir kısmını alıp bir kısmını terk ederek hedefe varmak asla mümkün değildir.

     Kur'an'daki ahkam ayetlerini inceleyenler oradaki her hükmün, biri dünyada ötekisi ahirette olmak üzere iki ayrı cezayı gerektirdiğini görürler." Sayfa 24, 25.

      "Çünkü bizzat İslam'ın kendi nasları, sadece bir kısmı ile amel etmeyi yasaklar. Bir kısmına iman edip, diğer bir kısmını inkar etmeyi yasakladığı gibi, bir kısmını ihmal etmeyi de yasaklar. Bütün hükümleri ve İslam'ın getirdiği her şeyi inançla uygulamak gereklidir. Kim bu şekilde iman etmez ve böylece amel etmezse Allah'ın şu ayetinin hükmü altına girer:  'Yoksa siz kitabın bir kısmına inanıp bir kısmını inkar mı ediyorsunuz? Sizden bunu yapanın cezası, dünya hayatında rezil olmaktan başka bir şey değildir. Kıyamet gününde de (onlar) azabın en şiddetlisine döndürülürler.' (Bakara 85). Sayfa28.

      "İslam bireyin meselelerini, muamelatı ve fertleri ilgilendiren tüm meseleleri, hükmü, idari ve siyasi işleri de düzenler. Bununla beraber toplumu ilgilendiren harp, sulh ve devletler arası ilişkileri de düzenler." Sayfa 30, 31.

     "Beşeri sistemler insan yapısıdır, insanın acziyetini, zayıflığını ve düşüncesinin azlığını üzerinde taşır. Bu sebeple beşeri sistemler değişkenlik özelliğine sahiptir. Beklenmeyen hadiselerin akışına göre değişir. Beşeri sistemler sürekli noksandır. Yapıcısı en olgun dereceye ulaşmadığı sürece son olgunluğuna ulaşamaz. Hiçbir zaman gelecek meseleleri kuşatamaz. Hatta içinde bulunduğu meseleleri bile halledemez." Sayfa 33.

     "İlk olarak; İslam'ın kaideleri ve nasları (hüküm kaynakları) zaman geçtikçe, toplum geliştikçe, ihtiyaçlar arttıkça ve çeşitlendikçe, kişisel ve toplumsal konularda toplumun artan ihtiyaçlarına cevap verebilmek gücüne sahiptir. 

     İkinci olarak; İslam'ın kaide ve nasları, hiçbir dönemde toplumun içinde bulunduğu seviyeden geri kalmayacak bir genişleme kabiliyetine ve üstünlüğe sahiptir." Sayfa 33, 34.

     "İslam, Müslümanların Allah'ın nizamından başka bir şeye razı olmalarına asla izin vermez. İslam'ın naslarının, genel prensiplerinin ve kanun koyma ruhunun dışına çıkan her şey Müslümanlar için apaçık Kur'an ayetleri ile kesinlikle yasaktır. Allahu Teala insanın durumlarını ikiye ayırmıştır. Bunun üçüncüsü yoktur. Ya Allah'a ve Resulüne icabet eder ve Resulün getirdiği şeylere uyar veya hevasına uyar. (Kasas 50, Cadiye 18, 19, A'raf 3)" Sayfa 46.

      "Allah, müminlerin Allah'ın hükmünden başka bir hükme razı olmalarını, Allah'ın indirdiğinden başka bir şeyle muhakemeye razı olmalarını yasaklar. 

     Üstelik Allahu Teala kendi hükmünden başka bütün hükümleri inkar etmelerini emretmiş, onlara uymanın derin bir sapıklık ve şeytana tabi olmak olduğunu bildirmiştir. (Nisa 60).

     Allah Mümin erkek ve Mümin kadınlar için kendilerine Allah'ın ve resulünün seçtiğinden başka bir şeyi seçme hakkı vermemiştir. (Ahzab 36).

     Allahu Teala hükmün, indirdiği nizama uygun olmasını emretmiştir. Kendi indirdiği ile hükmetmeyenleri ise kafir, zalim ve fasık olarak nitelemiştir. (Maide 44, 45, 47).

     Allahu Teala aralarındaki ihtilaflarda, gönüllerinde bir sıkıntı veya bir darlık hissetmeksizin tam bir itaat ve boyun eğme ile Rasulü hakem kılmadıkça imanın mümkün olmayacağını bildirmiştir. (Nisa 65)." Sayfa 47, 48.

     "İslam nizamına aykırı olan her şey nerede olursa olsun, hakim güç onu emretse veya serbest bıraksa bile Müslümanlara haramdır. Çünkü hakim gücün kanun koymadaki yetkisi, kanunlarını İslam nizamının naslarına, genel esaslarına ve kanun koyma ruhuna uygun olması gibi şartlarla sınırlıdır.

     Haram olduğunda ittifak edilen zina ve içki hadlerinin kaldırılmasının mübahlığını, Allah'ın nizamını kaldırmayı, onun yerine Allah'ın indirmediği hükmü koymayı helal saymak küfür ve dinden dönmedir." Sayfa 49.

     "Avrupa kültürü ile yetişenlerin bazıları İslam'ın yalnızca bir din olduğunu iddia ederler. Din ise insanla Rabbi arasındaki bir ilişkidir. Onun hükümle veya devletle alakası yoktur. 

     Onlara eğer doğruysanız bu iddianızı Kur'an ve Sünnetle ispat edin denildiğinde şaşırır ve cevap vermekten aciz kalırlar. Aynı şekilde onların Avrupai kültürün verdiği bilgiler ve kilise ile devletin ayrılması prensibi üzerine kurulan Avrupa toplumu dışında iddialarını dayandırabilecekleri hiçbir dayanakları da yoktur.

     Fakat İslam nizamı, dinle devletin arasını birleştirip idareyi kaynaştırarak, devlet ile mescidi bir araya getirdiğine göre iddiaları batıl, iftira ve uydurmadır." Sayfa 55, 56.

     "Allahu Teala buyuruyor:

'Ey iman edenler adam öldürme olaylarında, kısas uygulamanız size farz kılındı.' (Bakara 178).

     'Hırsız erkeğin ve hırsız kadının ellerini kesiniz.' (Maide 38).

     'Zina eden kadının ve zina eden erkeğin her birine yüzer değnek vurunuz.'  (Nur 2).

     'İffetli kadınlara iftira atıp, iddialarını dört şahitle ispatlamayanlara 80 değnek vurunuz.'  (Nur 4)....vd.

     ...burada suçların büyük bir kısmını haram kılan ve onlara belirli cezalar takdir eden kesin naslar vardır.

     İşte bunlar Kur'an'ın haram kıldığı suçlar ve karşılığında koyduğu cezalardır. Bunlar hüküm ile ilgili meselelerdir. Onların zannettiği gibi dinle ilgili meseleler değildir. Şayet İslam dinle devletin arasını kaynaştırmasaydı, bu emirler gelmez ve bu emirlerin uygulanması şart koşulmazdı. Halbuki İslam bu hükümlerin uygulanması ve gerektiğinde cezaların verilebilmesi için müslümanların devlet ve hükümete sahip olmalarını şart koşmuştur." Sayfa 57, 58.

     "Kur'an-ı Kerim'de iç kargaşalara, devletler arası çatışmalara, barış ve savaşa, anlaşmalara, ilişkilere ve kişisel hallere dair o kadar çok nas vardır ki bu kitabımız onları anlatmaya dar gelmektedir." Sayfa 60.

     "Ey İslam alimleri, bütün İslam ülkelerinin yegane eksiği, idarecilerin ve Müslüman toplulukların İslam'ı bilmemeleridir. Bu durumun düzeltilmesinin tek çaresi onlara İslam'ın öğretilmesidir. Hepsi bu yolla İslam'a yaklaşırlar. Hiçbir müslüman dini hükümlerden bilmediği bir şeyi öğrenmekten kaçınmaz." Sayfa 76.

     "Devletlerimiz parça parçadır. Hem Müslümanlar hem de İslam için hayırlı olan, hepsinin kuvvetlerinin birleşmesidir. Hiç şüphesiz Müslüman devletlerin idarecilerinin birbirlerine boyun eğmeleri ve birbirlerini dostlar edinmeleri, emperyalistlere boyun eğmelerinden ve onları dostlar edinmelerinden daha hayırlıdır." Sayfa 80.

     "Ey idareciler, makama ve kuvvete karşı hırslı olmayın. Müslümanları zelil kılan, onların içindeki İslami ruhu zayıflatan, onları küçük ülkeler, fakir devletler ve düşmanlarına karşı kendisini koruyamayan emirlikler halinde parçalayan şey işte bu hırstır." Sayfa 81.

     "İdareciler zulmettiler, haramları helal kıldılar, kanları akıttılar, insani hedefleri çiğnediler, yeryüzünü bozguna verdiler ve Allah'ın sınırlarını aştılar. İslam alimleri ise bu zulümlere karşı çıkmadılar, haramları helal kılanlara kızmadılar. Sanki İslam onlardan bir şey istemiyormuş, onlara bir görev yüklemiyormuş, iyiliği emredip kötülüğü de nehyetmelerini vacip kılmıyormuş, hakimlere ve idarecilere İslam'ın hükmüne dönmeyi nasihat etmelerini gerekli kılmıyormuşçasına." Sayfa 83.

    "Ey İslam alimleri, minberlerde oturarak insanlara yalnızca güzel ahlakı ve ibadet esaslarını öğretip onları İslam'ın hüküm, yargı, toplum, ekonomi, düşmanlar ve dostlar arasındaki ve hakkındaki hükümlerinden cahil bırakmanız İslam'dan değildir. 

     Niçin insanlara göreviniz olan açıklamaları yapmıyorsunuz?" Sayfa 86.

Bu blogdaki popüler yayınlar

Adet ile İbadet Arasında Bocalayan Müslüman-Mustafa Varlı

Adet ile İbadet Arasında Bocalayan Müslüman-Mustafa Varlı. Ensar Neşriyat, 2017      "Teknik ve kültürel imkanların alabildiğine gelişmiş olmasına rağmen, günümüz Müslümanının yaşayışı ile Asrı Saadet dönemi Müslümanlarının anlayış ve yaşayışları arasında büyük farklar görmekteyiz." Sayfa 10       "Âdetlerin, ibadetlere karışması ve ibadet gibi kabul edilmesi İslam kavramını ve imajını zedelemektedir. Görüntüsü ve yaşantısı zedelenmiş bir İslam ise kesinlikle yüce Allah'ın indirdiği İslam değildir." Sayfa 13       "İmanın dil ile ikrar ve kalp ile tasdikten ibaret olduğu anlayışındaki günümüz insanı, dil ile Müslüman olduğunu söyleyip kalbinden de buna inandığı takdirde ibadet etmese bile Müslüman kabul edileceğini ve sonunda bununla da cennete gidebileceğine inanmaktadır. Bu düşüncedeki pek çok kişi, işlediğim günahların cezasını bir süre çektikten sonra nasıl olsa Allah beni cennete sokacak, o halde dünyanın zevklerinden ke...

Kur'an Kılavuzu Mutlak Gerçeğin Sesi-Murat Sülün

Kur'an Kılavuzu Mutlak Gerçeğin  Sesi-Murat Sülün. Ensar Neşriyat, 2013       "Kur'an-ı Kerim, İslamiyet'in temel metni olmakla birlikte  bilinen anlamda bir din ve dua kitabı değildir. Kur'an'ın asıl konusu insan olup, Allah, cennet-cehennem, melek gibi gaybi kavramların sahih anlamını ortaya koymakla yetinir. Doğru ile yanlışın, gerçek ve sahtenin kriteridir." Sayfa 11       "Hak Teala insanları, Kur'an ve kainat kitaplarına karşı takındıkları tutuma göre yüceltip alçalttığı için, bu iki kitaba karşı tutumumuzu gözden geçirmek durumundayız. Bunun için de kutsal kitabımızı iyi tanımalı, işlevinden bihaber olmamalıyız." Sayfa 11       "Arapça bilmeyen Müslümanlar, Kur'an'la anlamaya dayalı değil, saygıya dayalı bir ilişki kurmuş, onun içine fazla girememiş, İslam öğretilerini sıhhatleri kuşkulu bilgilerle dolu kaynaklardan öğrenmişlerdir." Sayfa 13      "Adalet, çalışma, dürüstlük, hesap verme fi...

Nehri Geçerken-Abdurrahman Aslan

Nehri Geçerken-Abdurrahman Aslan. Beyan Yayınları, 2010      "Hristiyanlığı hurafelerden ayıklayarak o ilk asli haliyle yaşamak isteyen Hristiyanlar, onu yorumladılar ama bir müddet sonra baktılar ki o Hristiyanlık, kapitalist dünyanın modern dünyanın manevi sübabı olmuş. Bunun böyle olacağını ne tahmin ettiler ne de böyle bir amaçları vardı." Sayfa 21       "İnsan, ilahi ve kutsal olana rağmen varlığını sürdüremez. Sekülerizm ise insanın ilahi ve kutsal olana rağmen varlığını sürdürme girişimidir, iddiasıdır." Sayfa 30       "İslam'ı Modernitenin uygun bulduğu bir form içinde yaşamaya talibiz. Acaba bu ne kadar sağlıklıdır ve dinin bu şekilde yaşanması gerçekten sonuçta geriye İslam'dan ne bırakacaktır bize?" Sayfa 31       "Modernite ile birlikte insan her şeyin, iyinin, kötünün, güzelliğin, adaletin, doğrunun, sevginin ve sanatın anlamının kaynağına kendini yerleştirir. Düşünce biçiminde rasyonaliz...