Kur'an ve Sünnette Milliyetçilik - Nihat Güç. Beka Yayınları, Haziran 2016.
"Zulüm üzerine başka birine yardımcı olma durumu olan asabiyetçilik, zalimin mazlumdan daha üstün olduğunu addetme ya da beyaz ırkın siyah ırka veya siyah ırkın beyaz ırka karşı üstünlüğünü savunmaktır. Bu üstünlüğü savunma ise kıyas ile oluşan bir fikirdir. Üstünlüğü takvadan alıp, kıyas sonucu ulaşılan deri rengine, soya, sopa vb. unsurlara vermedir.
Allahu Teala Hz. Adem ile İblisi anlatırken şöyle buyurmaktadır: 'Allah, sana emrettiğim halde seni secde etmekten alıkoyan şey nedir dedi. İblis; ben Adem'den hayırlıyım. Çünkü beni ateşten, onu ise çamurdan yarattın diye cevap verdi.' Araf 7/12. Bir başka ayette: 'Yalnız İblis saygı ile eğilmemiş, hiç ben çamur halinde yarattığın kimse için saygı ile eğilir miyim demişti'"İsra 17/61.
Yapılan bu kıyasta dikkatinizi çeken iki nokta mevcuttur:
1. İblis varlığın dış görünüşüne bakıp özünü görememiştir. Yani Adem'in topraktan, kendisinin ateşten yaratıldığını, dolayısıyla kendisinin Adem'den üstün olduğunu ileri sürmüştür.
2. Allah'ın kesin hükmü karşısında kıyas yapmaya kalkışmıştır.
Üstünlüğü kesin olarak takvaya bağlayan yüce Allah'ın hükmü karşısında kıyas yapılamaz. Üstünlüğü takva dışında şerefe, soya, ırka, renge, coğrafi bölgeye ve bazı meziyetlere hasredenler, yanlış kıyas yapmakla kalmayıp Allah'ın hükmüne de karşı gelmektedirler.
İslam alimleri asabiyeti, yaratıldığı asla bakarak gurur ve tekebbürde bulunmayı, İblisin Allah'ın lanetine uğramasına ve cennetten kovulmasına sebep olan ameline benzetirler." Sayfa 11, 12, 13.
"Asabiyetçiliğin yanlış kıyas üzerine kurulmuş olduğu ve bunu ilk kez yapanın da İblis olduğu anlaşıldıktan sonra, böyle bir teşebbüsten her Müslümanın kaçınması gerektiği ortaya çıkmaktadır. Böyle bir yaklaşıma kalkışan İblis cennetten kovulduğuna, yerinden ve mekanından olduğuna göre; böyle bir taassuba kalkışacak olan insanların arasında da hiçbir zaman huzur, mutluluk ve her şeyin başında 'İslam kardeşliği' olmayacaktır. Haksız kayırmalar baş gösterecek ve toplumu ayakta tutan temel direkler kırılacaktır. İnsanlar birbirlerine düşmanca bakacaklar ve hiçbir zaman kardeş olamayacaklardır." Sayfa 14.
"İnsanları sosyal hayatta birbirine bağlayan asabiyet ruhunun temelinde 'ister zalim olsun, ister mazlum olsun kardeşine yardım et' anlayışı yatmaktadır. Bu anlayış toplumları birbirine bağlamakla beraber kendi ırkından, milletinden ve kavminden olmayan insanlara karşı cephe almaya yöneltir. Karşı şahıs haklı da olsa kendi milletinden veya kavminden olmadığı için o daima haksızdır." Sayfa 18.
"Milliyetçilik; çok dar kalıplar içinde cereyan etmektedir. İnsanlık tarihi süreci içinde hiçbir milliyetçilik hareketi bütün dünya insanlarına hitap edebilmiş değildir. Bundan dolayı her milliyetçi hareket, başka bir milliyetçi hareketle rekabet halindedir.
Şurası unutulmamalıdır ki; milliyetçilik dil, ırk, renk veya doğulan yer benzerliği veya özdeşliği temeline dayanıyorsa, söylemeye hacet yok ki, o zaman milliyetçilik sürekli olarak 'yabancılar' meselesi ile karşı karşıyadır. (M.Hamidullah)" Sayfa 21.
"...asabiyetçiliğin günümüzdeki karşılığı hiç şüphesiz milliyetçiliktir. Bugün asabiyetçilik kelimesinin yerine, milliyetçilik kelimesi yaygın olarak kullanılmaktadır." Sayfa 23.
"...ırk birliğinin temeli çürüktür. Çünkü insanlar hangi ırka mensup olacağını bilmeden dünyaya gelmektedir. Bir insanın herhangi bir ırka mensup olması onu yükseltmediği gibi alçaltmaz da. Çünkü insanlar beyaz ya da siyah ırktan olmayı isteyememiştir.
Bütün insanlar aynı ırktan Yani Hz.Adem'den, o da topraktan yaratılmışken, üstünlükler acaba hangi kritere göre ölçülüyor? Allah üstünlüğü takvaya bağlamışken bunun dışındaki üstünlüklerin kıymeti acaba var mıdır?" Sayfa 45, 46.
"O'nun varlığının ve kudretinin delillerinden biri de gökleri ve yeri yaratması, lisanlarınızın/dillerinizin ve renklerinizin değişik olmasıdır' Rum 30/22...Allah'ın alamet olarak yarattığı dilleri ve renkleri, üstünlük aracı yapmak acaba ne kadar doğrudur?" Sayfa 47.
"Yüce Allah, 'Hepiniz toptan Allah'ın ipine sarılın, parçalanıp ayrılmayın' buyurarak her türlü ayrıma son verip, tek ümmet olmaya bizleri davet ediyor." Sayfa 51.
"İslam dini fıtrata uygun olan; akrabaya yardımı emrederken, insan fıtratıyla uyuşmayan asabiyetçiliği, yani zulüm üzerine akrabaya yardımı yasaklamıştır. Sıla-i rahim ile asabiyetçilik arasında çok ince bir çizgi bulunmaktadır. Bu ince çizgi de 'zulüm'dür." Sayfa 53.
"İslam'ın kavmiyetçiliği reddetmesi, kişinin mensup olduğu hanedanı veya kavim ve kabilesinin veya milletini sevmemesi manasına anlaşılmamalıdır.
Kur'an'ı Kerim'in bütün ayetleri baştan sona araştırılsa milliyeti veya asabiyeti asıl kabul edip emreden, insanları toprak, ırk ve kan esasıyla ayırmayı benimseyen bir ayete dahi rastlanılmayacaktır." Sayfa 54, 55.
'Ey insanlar hiç şüphesiz ki biz sizi bir erkekle bir dişiden yarattık. Sizi, birbirinizle tanışmanız için büyük cemiyetlere, küçük küçük kabilelere ayırdık. Şüphesiz ki sizin Allah nezdinde en şerefliniz takvaca en ileri olanınızdır.' (Hucurat 49/13) ayeti ile farklı kavim ve milletlerin varlığını tasdik ettiği ve kimlik yönünden bunlara ait olmanın bir hikmet taşıdığı da açıkça zikredilmiştir.
Bu hitap bütün insanlarıdır. Yani ey insanlar, biz sizi kudretimizle bir tek asıldan yarattık ve bir anne ve babadan meydana getirdik. Bu sebeple ne baba ve atalarla ne de soy sopla övünmek yoktur. Sizi milletlere ve çeşitli kabilelere ayırdık ki aranızda tanışma ve kaynaşma meydana gelsin, düşmanlık ve ayrılık olmasın." Sayfa 64, 65.
"Kur'an-ı Kerim, asabiyetçi düşüncelere karşı beyaz derili ile siyah derilinin deri rengine, Arap ile Acem'in hangi soydan olduğuna bakılmaksızın 'müminler ancak kardeştir' düsturuyla karşılık vermiştir. Bu ayette, kardeşliğin sadece müminler arasında olduğunu, müminler ile kafirler arasında kardeşliğin asla olamayacağını belirtir. İslam kardeşliğinin, soy kardeşliğinden daha kuvvetli ve önemli olduğuna işaret eder.
'Allah'a ve ahiret gününe iman eden hiçbir kavmin, babaları, oğulları, kardeşleri yahut kendi soy sopları olsalar bile, Allah'a ve resulüne düşman olan kimselere sevgi beslediğini, onlara dost olduğunu göremezsin.' (Mücadele 58/22)
Bu ayetle ancak iman bağıyla bir araya gelenlerin kardeş olduğu kabul edilmektedir. Şu halde yeryüzünün neresinde bulunursa bulunsunlar, hangi kavme mensup olurlarsa olsunlar veya hangi renge sahip bulunurlarsa bulunsunlar ya da hangi dili konuşuyor olurlarsa olsunlar bütün Müminler kelimenin tam anlamıyla birbirlerinin kardeşidirler." Sayfa 75.
"İnsanlar yakınlarına yardım etmelidir ve bu durum insanlığımızın gereklerindendir. Hele yardım yapılacak kişi yakın akraba ise bu daha da zorunluluk arz eder. Ama en yakın akrabaya yapılacak yardımın da şartları olmalıdır. Bunun birinci şartı akrabaya yardım yapılacak konuda başka insanlara karşı haksızlık yapılmamasıdır. Akraba haksız iken yardımına koşulduğunda, başkalarına zulmedileceğinden, Peygamberimizin dili ile yasaklanan asabiyet davası yüklenilmiş olur. Bu davayı yüklenmek demek Peygamberimiz ile olan bağı kesmek demektir." Sayfa 83.