Mevzu ve Zayıf Hadislerin Akideye Etkisi-Abdurrahman Abdülhak. Hak Yayınları
"Çok iyi bilinmelidir ki: İbadetlerin Allah katında geçerli olması için iki şart gerekir ve bu iki şart mutlaka bir arada olmalıdır. Bunlar; yapılan ibadeti Allah için ve Allah'ın istediği şekilde yapmaktır." Sayfa 9
"Tarihi incelediğimizde hicri 3.yüzyıl biter bitmez, özellikle akide konusunda akla hayale gelmedik sapıklıkların ortaya çıktığını görürüz. İşin en kötü yönü, bu sapık görüşlü fitnecilerin Müslüman olduklarını İddia etmeleridir." Sayfa 16
"Peki ya günümüzde?
Günümüzde İslam'ı yıkma ve insanları saptırma düşüncesi ortadan kalkıp İslam düşmanları bu işten vaz mı geçtiler? Hayır! Bilakis, eski ve çağdaş metodların hepsiyle daha yoğun bir şekilde bu eyleme ara vermeden devam etmektedirler." Sayfa 17.
"Birçok ayette; hükmün sadece Allah'a ait olduğu, Allah'ın kanunlarından başka hiçbir kanunla hükmedilemeyeceğini, diğer kanunların ve yasaların zulmü yayıcı olduğu, sadece belli bir zümrenin arzularına cevap verdiği çok açık bir şekilde vurgulanmıştır. Böyle olduğu halde, günışığı gibi apaçık olan bu hüküm ayetlerini sanki, Allah'ın kanunlarını bırakıp insanların heva ve heveslerinden kaynaklanan kanunlarla hükmetmek caizmiş gibi batıl bir şekilde yorumlayan sapıklar da türemiştir.
Yine bu çağda, küfür sözlerini söyleyen kişinin kafir olmayıp Müslüman kalabileceğini, tekfir edilmemesi gerektiğini, bu meselenin kalbi bir mesele olup niyete bağlı olduğunu iddia eden sapıklar da çıkmıştır." Sayfa 18, 19.
"Yine günümüzde, 'La İlahe İllallah Muhammeden Resulullah' kelime-i tevhidini, manasını bilmeksizin öylesine, yabancı bir şarkının anlamı bilinmeyen cümleleriymiş gibi söylemekle Müslüman olunacağını iddia eden cahil inanç sahipleri de zuhur etmiştir.
İslam, büyük devletleri, birbirinden farklı cahiliyeleri ve onların akidelerini ortadan kaldırıp onların yerine Allah'ın kanunlarını hakim kılmıştır.
İslam'ın ilk devirlerinden beri, ortadan kaldırmış olduğu akidelere mensup bazı kişiler, saltanat ve menfaatleri elden gittiği için İslam'a düşman olup kin beslemeye başladılar. İslam'a karşı çıkacak güç ve cesareti kendilerinde bulamadıkları devirlerde, zahiren müslümanmış gibi görünüp, İslam maskesi altında düşmanlıklarını sinsice yürüttüler.
İslam'ı zayıflatıp yıkmak için yaptıkları planların başında, hiç şüphesiz bu akideye ilahi olmayan bozuk fikirler sokmak geliyordu. Bu gayelerine ulaşmak için de ellerinden gelen her şeyi yaptılar ve nihayet çalışmalarında maalesef başarılı oldular." Sayfa 20, 21.
"Fakat son kitap Kur'an-ı Kerim!
Kur'an-ı Kerim'in korunması böyle değildir. Allah onun korumasını insanlara bırakmamış, bizzat kendi üzerine almıştır. İşte bu ümmeti diğer ümmetlerden ayıran en önemli fark budur." Sayfa 22.
"Şüphesiz İslam'a ve müslümanlara en büyük zararı veren, şirkin ve delaletin en büyük sebebi olan şey, Resulullah'ın söylemediği sözlerin Resulullah'a isnat edilerek İslam'a mal edilmesidir.
Rasullallah şöyle buyurdu: 'Kim bilerek benim söylemediğim bir şeyi söylediğini iddia ederse cehennemdeki yerine hazırlansın.' (Müslim).
Bu hadis mütevatir olup, 64'ten fazla sahabe tarafından rivayet edilmiştir." Sayfa 24.
"Bu zındıklar, İncil ve Tevratı bozdukları gibi önce Kur'an'ı da bozmak istediler. Fakat Kur'an'ı Allah koruduğu için bu yönde yaptıkları çalışmalar boşa gitti." Sayfa 25.
"Kur'an-ı Kerim'in bir tek harfini bile değiştiremeyeceklerini, bu yolla emellerine ulaşamayacaklarını anlayınca başka bir yol aradılar. Bir takım uydurma hadisleri ortaya atıp, bunların Resulullah'ın sözleri olduğunu söyleyerek İslam'a sokmaya çalıştılar." Sayfa 26.
"Halk arasında hadis olarak yayılan; 'kendini bilen Rabbini bilir' sözü aslında uydurma bir hadistir. İmam Suyuti, İmam Nevevi ve İbni Teymiyye uydurma demişlerdir.
'Ben gizli bir hazine idim. Tanınmayı istedim. Halkı yarattım ve bununla tanındım'
'Kendini bilen nefsini bilir'
Bu iki uydurma hadis, Vahdeti Vücuda inanan tasavvufçuların temel dayanağıdır.
Vahdeti Vücut inancı şöyledir: Sadece Allah vardır. Yaratılanlar Allah'ın bir görüntüsünden başka bir şey değildir. Onlara göre kendini bilen Rabbini bilir sözünün manası; nefsin hakikatini bilen kendinin Allah olduğunu bilir. Çünkü insan yeryüzünde Allah'ın görüntüsünden bir görüntüdür.
Bu yüzden bazı tarikat şeyhleri; Sübhani (her türlü noksan sıfatlardan münezzehim).
Bir başkası; 'ben O (yani Allah) O (Allah) benim. Biz ikimiz bir bedende iki ruhuz'.
Feriduddin Attar şöyle demiştir:
'Köpek de domuz da ilahımızdan başka bir şey değildir ve Allah kilisedeki papazdan başka bir şey de değildir." Sayfa 44, 45.
"Resulullah'ın ilk yaratılan mahluk olduğunu, nurdan yaratıldığını, göklerin ve yerlerin, Cennet ve Cehennemin onun hatırı için yaratıldığını iddia ederek, Resulullah hakkındaki sağlam inancı tahrif ettiler.
Hatta onlar, Resulullah'ın dua ederken kendisinin yüzü suyu hürmetine dua edilmesini insanlara emrettiğini, haccedildiğinde kendisinin kabrini ziyaret etmeyenlerden yüz çevirdiğini iddia ettiler. Dahası, arşa istiva edenin ve Kur'an'ı indirenin bile o olduğunu söyleyebildiler. Bir başka grup da yemek içmek, tıp ve cinsel konularda Rasulullah'a kötü isnatlarda bulunan öyle hadisler uydurdular ki bunlar aslında, Rasulullah'ın getirdiği risaleti ve ona inen vahyi incitmekte, küçük göstermekte ve İslam düşmanlarının dilinde alay konusu kılmayı amaçlamaktadır." Sayfa 52.,
"Bir başka şirk ve hurafe ehli grup da Resulullah hakkında şöyle bir iddiada bulunmuştur: 'O ölmeyip mezarında diri olarak durmakta, insanlardan kendisini ziyaret etmelerini istemekte ve insanların Allah tarafından affolunmaları için kendisinin aracı tayin edilmesinin gerekli olduğunu buyurmaktadır.'
Bu inancı desteklemek için uydurdukları hadislerden birkaçı:
'Kim bir imkan bulup da beni ziyaret etmezse benden uzaktır'
Kim benim kabrimi ziyaret ederse ben ona kıyamet gününde şefaat ederim. Kim benimle İbrahim'in kabirlerini aynı senede ziyaret ederse cennete girer'
İbni Teymiyye, İmam Nevevi ve İmam Suyuti bu hadisler için 'aslı olmayan uydurma hadislerdir' dediler.
'Benim yüzümün suyu hürmeti için Allah'a yalvarın. Çünkü Allah katında benim çok değerim vardır.'
İbni Teymiyye bu hadisin uydurma olduğunu ve hiçbir hadis kitabında bulunmadığını söylemiştir.
İşte bu ve buna benzer uydurma hadisler, Resulullah'ın mezarını ziyaret etmenin müstehap olduğunu, hatta Hac farizası gibi farz olduğunu ve oraya gidildiğinde Allah'tan istendiği gibi Resulullah'tan da istenebileceğini iddia edenlerin temel kaynağıdır." Sayfa 60, 61.
" 'Ben ilmin şehriyim. Ali ise bu şehrin kapısıdır. Kim ilim tahsil etmek istiyorsa önce kapıya gelsin.'
'Ali'ye bakmak ibadettir.' ...Bu hadislerin hepsi için İnam Zehebi, Mizan adlı kitabında 'uydurma' demiştir." Sayfa 65, 66.
"Resulullah'ın doğum gününü, Mevlit Kandilini kutlamak bid'attır. Bunun hakkında şeriatte hiçbir delil yoktur. Eğer bunda hayır olsaydı, bizden önce Ebubekir, Ömer, Osman ve diğer sahabeler, tabiinler ve dört mezhep imamları bunları söyleyip bizzat kutlarlardı." Sayfa 83.
"Şüphesiz bu gibi uydurmalar, ne kadar insanları hayır yapmak ve amelleri teşvik için uydurulmuşsa da akideyi yine de bozar. Çünkü böyle yapıldığında İslam şeriatı hafife alınmış olur, cenneti kazanmak çok kolay bir iş haline gelir. Ufak bir sözün bütün işlenen günahları affettireceğine inanılır. Böyle bir düşünce olunca insanlar önemli farzları ihmal eder ve büyük günahları işlemekten çekinmez olurlar.
Günümüzün asıl meseleleri olan hakimiyetin yalnız Allah'a ait olduğu la ilahe illallah'ı ve manasını, tağut'u, şirki, ilahı bilme, tağutlara karşı gelme, onlara hakkı apaçık anlatma, kafirleri reddedip dostluk göstermeme, sadece Allah'ı ve onun Müslüman kullarını sevme, İslam'ın temel meselelerini, küfür ve şirke sebep olan amelleri ve sözleri öğrenmeyi engellediler unutturdular." Sayfa 85.
"Niyet ne olursa olsun, ister insanların Allah'a daha çok ibadet etmeleri, isterse de İslamı bozmak niyetiyle uydurulmuş olsun, her halükarda Resulullah'a iftira atılmış olur ve Resulullah'ın Buhari'de geçen; 'Kim benim söylemediğimi bana atfederse cehennemdeki yerine hazırlansın' hadisinin hükmüne girmiş olur." Sayfa 87.