Ana içeriğe atla

Sözde Değil Özde Müslüman Olmak - Şükrü Hüseyinoğlu




Sözde Değil Özde Müslüman Olmak-Şükrü Hüseyinoğlu. İtidal Yayınları, 2007.


     "İslam, insanlar öldüklerinde nasıl bir merasimle toprağa verilecekleri sorusuna cevap olarak ve insanların cenazeleri ortada kalmasın diye gelmedi. Bu dinin temel kaynağı Kur'an-ı Kerim de insanlar öldüğünde arkalarından sevap niyetine okunup ruhlarına bağışlansın diye gönderilmedi.

     ...Hayat Kitabı Kur'an'ın bir ölüler kitabı muamelesi görmeye başlanması sonucu, hayat alanlarında oluşan boşluğu hurafeler, bidatler, İsrailiyat ve mistik kaynaklı menkıbeler/masallar doldurdu." Sayfa 7.

     "...Pratiğe yönelik olarak okunması gereken meydanların, parlamentoların, mekteplerin kitabı Kur'an, cenaze merasimlerinin ve mezarlıkların kitabı olarak görülmeye başlanınca meydanlar, parlamentolar, mektepler batılın egemenliğine teslim oldu.

     Böylece tıpkı önceki ümmetlerde olduğu gibi, 'La ilahe illallah diyene cennet çantada keklik', 'hangi günahı işlersek işleyelim ateş bize ancak az bir süre dokunacak' anlayışları geliştirildi, iman-amel bağı koparıldı. Cennet  ucuzlatıldıkça ucuzladı. Kur'an'ın cennetin bedelini bildiren ayetleri tekzip edilircesine yapıldığı tüm bunlar. 

    Sözde değil özde Müslüman olmak, zalimlerin izin verdikleri kadar değil, alemlerin Rabbinin istediği şekilde Müslüman olmak demektir." Sayfa 8, 9.

     "İslami kimlik sahibi olarak tanınan, İslami hayat tarzıyla irtibatı bulunan veya egemenlerce İslamla irtibatlı olduğu varsayılan bazı kişi ve kesimler, egemenlere aslında ne kadar laik, cumhuriyetçi vs. olduklarını ispatlamak için tabir yerindeyse takla üstüne takla attıkları halde yine de egemenlerin akredite listesine girememekte, onları ikna edememektedirler." Sayfa 12.

     "Tarih içerisinde, insanların içerisine düştüğü temel sapmalardan biri, yüce Allah'ın beyan ettiği iman-amel bütünlüğünü parçalamak ve amelsiz bir imanın da makbul olacağı yanılgısına düşmek olmuştur." Sayfa 24.

     "Sahih bir iman, ancak Kur'an'ı bilgiye dayanan, dolayısıyla zandan uzak olan iman olduğu gibi, imansız bir amel de amelsiz bir iman da makbul değildir. İlim olmadan sahih iman olmaz." Sayfa 30.

     "Nitekim Kur'an'dan öğreniyoruz ki geçmiş ümmetleri dinleri konusunda laubali ve duyarsız kılan temel etken, iman-amel bütünlüğünü parçalayıp, nasıl bir hayat yaşarlarsa yaşasınlar ahirette az bir süre cezalandırılacakları ve peygamber ve din adamlarının şefaatiyle azaba uğramaktan kurtulacaklarına inanmış olmalarıydı." Sayfa 31.

     "Ilımlı İslam, Türk İslamı, liberal İslam gibi tüm terkip ve projeler, karşı konulamayan, mağlup edilemeyen İslamı manipüle etme, yatağından saptırma girişimleri olarak devreye konulmaktadır. Hedef; zulümle uzlaşan, zalime kıyam etmeyen, hatta payanda olan protestanlaştırılmış bir İslam (!) peydahlamak ve böylece zulüm ve sömürü düzenlerinin önündeki yegane direnci bertaraf etmektir. Yazar Abdullah Yıldız'ın ifadesi ile Kur'an'sız, cihatsız, şeriatsız bir İslam hedeflenmektedir." Sayfa 49.

     "Bugün alabildiğine işlevsizleştirilen, hayattan koparılıp sadece namaz vakitlerinde adeta bir mesai mantığıyla açılıp kapanan, birçok insanın sadece Bayram ve cuma namazlarında uğradıkları, bazıları içinse yalnızca cenaze kaldırma yeri anlamı taşıyan mescid ve camilerimizi görünce ne kadar mahzun, ne kadar kederli olduklarını hissedebiliyoruz." Sayfa 54.

     "İlk Kur'an nesli 'kıl beşini, yap işini' veya 'namazını kıl etliye sütlüye karışma' demediği, hayatı namaz eksenli yaşadığı ve etliye sütlüye karışmayı namazlı olmanın mutlak bir gereği olarak gördükleri için mescidleri hayatın kalbi kılmıştı." Sayfa 56.

     "Alemlerin Rabbi yüce Allah'a itaatsizlik içerisinde bulunan, dolayısıyla da 'türedi olan'ı temsil edenler asla bizleri yargılama, bizim imanımıza ve Rabbimize olan teslimiyetimize sınır koyma hak ve yetkisine sahip değillerdir, olamazlar.

     Allah'ın arzında, O'nun ölçülerine ve o ölçülere tabi olan insanlara parya muamelesi yapmaya kalkışan zalimler bulunsa da bizler. dik ve sarsılmaz duruşumuzla, 'asıl olanlar' olduğumuz bilinciyle yolumuza devam etmek durumundayız." Sayfa 68.

     "Hazreti Peygamber, ne bugün kendisini öveceğim diye adeta insanüstü bir varlık gibi anlatan, O'nun örnek hayatı yerine uçtulu-kaçtılı menkıbeleri topluma siyer diye aktaran bazılarının kafasındaki gibi bir 'masal kahramanıdır', ne de tek işlevi Kur'an'ı insanlara bırakıp gitmek olan ve vefatıyla işlevi tamamlanmış bulunan bir 'postacı'dır. O kıyamete kadar sürecek bir nebevi örneklik ve önderliğin temsilcisidir." Sayfa 76.

     "ABD'nin bugün yapmak istediğine, geçmişte İslam dünyasına musallat olan diğer zalim güçler ve sulta rejimleri de teşebbüs etmişlerdi. İnsanların İslam algısını tahrif ederek İslam dünyasını zulme ve sömürüye açık hale getirme amaçlı şeytani girişimler, ilk olarak Emevi sultası tarafından başlatılmıştı." Sayfa 89.

     "Nedir bu kırk katır ve kırk satır? Buna göre, Müslümanlar ya ölçü tanımayan birer şiddet taraftarı yani teröristtir/böyle olmak durumundadırlar ya da zalimlerle, emperyalist işgalcilerle görülecek hesabı olmayan, omurgasız,uzlaşmacı, güce boyun eğen, itaatkar muhafazakar anlayış sahipleridir/böyle olmak durumundadırlar." Sayfa 117.

      "Terörize olmayan, yani ölçüsüzlüğe ve kuralsız şiddete yönelmeyen, bununla birlikte zalimler karşısındaki ödünsüz direnişinden de asla vazgeçmeyen dik bir duruşu temsil eden, ilke odaklı Nebevi hareket metodu, tıpkı namaz, gibi hac gibi bizleri bağlayan Nebevi örnekliğin bir parçasıdır." Sayfa 121.

     "İslam'ın tevhid ve adalet eksenli aydınlık mesajına tabi olmayanlar, kaçınılmaz olarak kula ve maddeye kulluğun karanlığına mahkum olmuşlardır her defasında." Sayfa 134.

     "Öyle ya, tağutlarla, zalimlerle, bilumum şeytanilerle alıp veremediği olmayan, zulümlere, işgal ve sömürülere karşı söyleyecek sözü olmayan, yeryüzünü ifsad eden müfsidlerle sorunu bulunmayan, görülecek hesabı olmayan bir 'müslüman', tağutları, zalimleri rahatsız etmez ve onlar da ondan rahatsız olmaz tabii olarak.

     Rahatsızlık ne kelime,  onu 'ılımlı' diye taltif edip 'dine karşı din' stratejisinde aktör (piyon mu demeliydik?) olarak görmek isterler. Müslümanlara karşı 'dine karşı din' stratejisi uygulamak imkanı yoktur. İşin içinde adı Ahmet olan, Ömer olan 'ılımlı müslümanlar' olmalı ki, strateji işleyebilsin, inandırıcı olup hedefine ulaşabilsin." Sayfa 141.

     "Tevhid akidesi, fert ve toplum hayatı üzerinde yüce Allah'ın hükümranlığının tartışılmaz, parçalanmaz ve pazarlık konusu yapılamaz mutlakiyette olduğu esasına dayanır. Şirk ise Allah'ı inkar etmez, O'nun uluhiyetini tamamen reddetmez; fakat ilahi otoriteyi belli alanlara hasreder, hayatın tümüne şamil kılmaz. Fert ve toplum hayatında yüce Allah ile hükümdarlığı paylaşan ortaklar ihdas eder. Oysa tevhid akidesine göre, fert ve toplum hayatında Yüce Allah'ın müdahil olmadığı hiçbir alan söz konusu değildir." Sayfa 143.

     "Alemlerin Rabbine tuğyan edip, O'nun hükümranlığını göklerle veya dar manada mabedlerle sınırlamaya kalkışan, Allah'ın hükümranlığına kota koymaya yeltenen, Allah'ın arzında onun hükümranlığına karşı çıkma sapkınlığını temsil eden laisizm ve sekülerinizmin, hayatımıza çeşitli suretler altında sızmaması için teyakkuzu elden bırakmaz, sahih bilgi, iman ve salih amel bütünlüğünde, bilinç düzeyinde bir hayat yaşamayı gaye ediniriz.

     'Paranın dini imanı olmaz', 'Allah'ı bu işe karıştırma', 'Din başka siyaset başka' türünden, Allah'ın hükümranlığını parçalayan, Allah'ın dininin hayatla bağını koparan laik/seküler yaklaşımlar bizlerin düşünce ve amelinde asla kendine yer bulamaz. Biz biliriz ki, Allah kesinlikle her işe karışır. Allah göklerin de Rabbidir, yerlerin de Rabbidir. Mabedlerin de Rabbidir, çarşı pazarın da parlamentoların da Rabbidir. Allah kalplerin ve vicdanların da Rabbidir, internetin de Rabbidir. Allah'ın hükümranlığına boyun eğmeyen ne varsa, hangi çarşı-pazar, hangi parlamento alemlerin Rabbine secde etmiyorsa tuğyanın merkezi haline gelmiş demektir." Sayfa 149.

     "Dolayısıyla Müslümanlar olarak her alanda olduğu gibi internet kullanımında da gaye ve hikmeti yol arkadaşı edinmeli, gayeden ve hikmetten yoksun ne varsa yüz çevirmeliyiz. Bu anlamda hiçbir müslüman internette ya da çay ocaklarında oturup saatlerce 'geyik muhabbeti' yapamaz. Anlamdan ve gayeden yoksun olarak internette zaman harcayamaz. Müslümanın internette oyun oynayarak 'sörf yaparak' geçireceği bir vakti yoktur, olamaz." Sayfa 151. 

Bu blogdaki popüler yayınlar

Adet ile İbadet Arasında Bocalayan Müslüman-Mustafa Varlı

Adet ile İbadet Arasında Bocalayan Müslüman-Mustafa Varlı. Ensar Neşriyat, 2017      "Teknik ve kültürel imkanların alabildiğine gelişmiş olmasına rağmen, günümüz Müslümanının yaşayışı ile Asrı Saadet dönemi Müslümanlarının anlayış ve yaşayışları arasında büyük farklar görmekteyiz." Sayfa 10       "Âdetlerin, ibadetlere karışması ve ibadet gibi kabul edilmesi İslam kavramını ve imajını zedelemektedir. Görüntüsü ve yaşantısı zedelenmiş bir İslam ise kesinlikle yüce Allah'ın indirdiği İslam değildir." Sayfa 13       "İmanın dil ile ikrar ve kalp ile tasdikten ibaret olduğu anlayışındaki günümüz insanı, dil ile Müslüman olduğunu söyleyip kalbinden de buna inandığı takdirde ibadet etmese bile Müslüman kabul edileceğini ve sonunda bununla da cennete gidebileceğine inanmaktadır. Bu düşüncedeki pek çok kişi, işlediğim günahların cezasını bir süre çektikten sonra nasıl olsa Allah beni cennete sokacak, o halde dünyanın zevklerinden ke...

Kur'an Kılavuzu Mutlak Gerçeğin Sesi-Murat Sülün

Kur'an Kılavuzu Mutlak Gerçeğin  Sesi-Murat Sülün. Ensar Neşriyat, 2013       "Kur'an-ı Kerim, İslamiyet'in temel metni olmakla birlikte  bilinen anlamda bir din ve dua kitabı değildir. Kur'an'ın asıl konusu insan olup, Allah, cennet-cehennem, melek gibi gaybi kavramların sahih anlamını ortaya koymakla yetinir. Doğru ile yanlışın, gerçek ve sahtenin kriteridir." Sayfa 11       "Hak Teala insanları, Kur'an ve kainat kitaplarına karşı takındıkları tutuma göre yüceltip alçalttığı için, bu iki kitaba karşı tutumumuzu gözden geçirmek durumundayız. Bunun için de kutsal kitabımızı iyi tanımalı, işlevinden bihaber olmamalıyız." Sayfa 11       "Arapça bilmeyen Müslümanlar, Kur'an'la anlamaya dayalı değil, saygıya dayalı bir ilişki kurmuş, onun içine fazla girememiş, İslam öğretilerini sıhhatleri kuşkulu bilgilerle dolu kaynaklardan öğrenmişlerdir." Sayfa 13      "Adalet, çalışma, dürüstlük, hesap verme fi...

Nehri Geçerken-Abdurrahman Aslan

Nehri Geçerken-Abdurrahman Aslan. Beyan Yayınları, 2010      "Hristiyanlığı hurafelerden ayıklayarak o ilk asli haliyle yaşamak isteyen Hristiyanlar, onu yorumladılar ama bir müddet sonra baktılar ki o Hristiyanlık, kapitalist dünyanın modern dünyanın manevi sübabı olmuş. Bunun böyle olacağını ne tahmin ettiler ne de böyle bir amaçları vardı." Sayfa 21       "İnsan, ilahi ve kutsal olana rağmen varlığını sürdüremez. Sekülerizm ise insanın ilahi ve kutsal olana rağmen varlığını sürdürme girişimidir, iddiasıdır." Sayfa 30       "İslam'ı Modernitenin uygun bulduğu bir form içinde yaşamaya talibiz. Acaba bu ne kadar sağlıklıdır ve dinin bu şekilde yaşanması gerçekten sonuçta geriye İslam'dan ne bırakacaktır bize?" Sayfa 31       "Modernite ile birlikte insan her şeyin, iyinin, kötünün, güzelliğin, adaletin, doğrunun, sevginin ve sanatın anlamının kaynağına kendini yerleştirir. Düşünce biçiminde rasyonaliz...