Vahiy Kültürü-Ruhi Özcan.Ravza Yayınları
"(İnsan) Kur'an ve sünnete karşı önce tepki gösterdi., çünkü yanlışa alışmşlık insanı doğruya yabancılaştırmıştı. Fakat önce duydu, duyduğunu anladı, anladığını düşündü, düşündüklerini alıştıkları ile mukayese etti, buna devam etti ve neticede 'Kur'an'ın dediği doğru, Hz Muhammed'in sözleri doğru, benim alışkanlıklarım doğru değil, yaşayışım benliğim ile uyuşmuyor' dedi, kendine geldi, kusurlu mazisini bıraktı; ilahın tek, Hz.Muhammed'in de O ilahın elçisi olduğunu benimseyip ilan etti, böylece İslam'ı din olarak seçt. Daha sonra böyle insanların hayatları başkalarına örnek oldu; haydutlar acıyan insanlar, zulmedenler adalet dağıtanlar, hırsızlar mali hukuka riayetkarlar, faizci ve rüşvetçiler haklarına razı olanlar, hainler eminler, kısaca yüz kızartıcı hayat yaşayanlar yüz ağartan yaşamın öğreticisi ve örneği oldular. Bu değişikliği, inkılabı yapan Kur'an ve sünnet inancı ve bilgisinin uygulanması idi.
Günümüzde Müslümanım diyen topluma bakıldığında; bu toplumun her şeyden hissedar olduğu fakat genelde Kur'an ve Sünnet bilgisinden, yani 'vahiy kültürü'nden yeterince hissedar olmadığı görülecektir. En bilinmeyen, farkında olunmayan adeta Kur'an, en meçhul kişi de adeta Hz.Muhammed'dir. Oysa her Müslümanın kapasitesi ve yapısınca bizzat Kur'an'dan alacağı hisseler, peygamberinin sözlerinden, hadislerinden alacağı paylar vardır. Günümüz müslümanlarının bir numaralı sıkıntısı, vahiy kültüründen yoksunluklarıdır." Sayfa 14, 15.
"Bugün, dini hayatla pek ilgisi olmayan insanların evinde bile Kur'an vardır. Güzel bir kılıf içerisinde bir tarafa asılmıştır. Yalnızca o kadardır, yalnızca şekil vardır. Peki, Kur'an-ı Kerim'in bize getirdiği vahiy, mesaj nerede? Hiçbiri yok. Yalnızca şekil vardır. Zamanı geldiğinde 'hoca efendi ölmüşlere bir hatim lütfeder misiniz?' hoca efendi de ona uygun bir şekilde hatim indirir. Bu ne? Hatim ibadeti efendim. Bizim dinimizde böyle bir şey yok.
Toplumda şimdi yapılan nedir? Hicaz, rasd, hüdavendigar, saba vb makamların edasıdır. Bu, Kur'an'ı Kerim lafızlarının musikiye tatbik edilmesi demektir. Kur'an-ı Kerim'in getirdiği mana ve mefhum nerede? Kur'an-ı Kerim ne için gelmişse o nerede? Bugün en meçhul bir şey odur. Toplum en az onu biliyor. Bu toplumda en az bilinen insan Hz Muhammed, en az bilinen mefhumlar Allah'ın mesajıdır." Sayfa 36, 37.
"Kur'an'ı sürekli duyar da hep böyle kulak zarlarınızda ölürse maksat hasıl olmamış olur. Kur'an bunun için gelmedi, kulaktan vicdana geçsin diye geldi." Sayfa 43.
"Kur'an-ı Kerim sihir ve tılsım kitabı değildir. İbret alınacak, ders çıkarılacak, bize yön ve istikamet tayin edecek bir kitaptır Kur'an-ı Kerim bunun için okunur, telaffuz edilsin diye okunmaz. Dinimizde böyle bir şey yoktur. Çünkü Kur'an-ı Kerim lafzı için inmemiştir. Mana ve lafzı bir arada kitap olarak inmiştir.
Bu kalıp, içinde mana ile bize geldi. Biz bu manayı anlayıp bunu uygulayacağız. Siz istediğinizi düşünemezsiniz, Allah'ın istediğini düşüneceksiniz. Allah'ın istediğini düşünmek için gönderdiği kitabın hissi ile bütünleşeceksiniz." Sayfa 45.
"İslam'ın getirdiği espri; fikirde, düşüncede, anlayışta, değerlendirmede ve inançta ortak noktalar tespit etmektir, Ortak noktalar tespit etmezseniz daima kopuksunuz." Sayfa 49.
"Bugünün insanı eskinin insanından daha fazla imkana sahiptir. Peygamberimizin hadislerini bugün daha rahat elde etme imkanına sahibiz. Kur'an-ı Kerim'in mealleri, tefsirleri var. Çok işimiz var, meşgulüz diyeceksiniz. Bu da bir iştir ve işlerinizin başıdır. Çünkü bütün işlerinize ışık tutacak iş budur." Sayfa 53.
"Hiç kimse kendisini aldatmasın. Kulluk Allah'ın istediği gibi yapılır. Kendiniz istediğiniz gibi kulluk yapamazsınız." Sayfa 59.
"Doğru olmadığını gördüğünüz şeyde mutlaka ikazda bulunacaksınız. 'Adam Sen de' cilik Müslümanları perişan etmiştir. Müslümanlar cemaat olarak birbirlerini ikaz etmelidirler. Birbirlerine mutlaka duyduklarını aktarmalıdırlar. Sayfa 65.
"İslam cahil ve bilgisiz Müslümanlar istemiyor. Kitabı iyi bilen, Kur'an kültürüne vakıf insan istiyor." Sayfa 78.
"Allah bize bir alın yazısı takdir etmiş ve buna ibadet demiştir. Uyuduğunuz halde ibadet ediyorsunuz, düşündüğünüz halde dahi ibadet ediyorsunuz. Hangi inanç sisteminde bu var? Hiçbir inanç sisteminde yok. Bu orijinalite yalnız İslam'da var. Şartlarını yerine getirerek uyursanız ikinci bir zikre, ikinci bir namaza kadar siz uyku halinde kulluk ediyor durumdasınız.
İşte onun için, ibadet oluşundan dolayı aldığınız her nefesin hesabını vereceksiniz. Çünkü ibadet de edebilir, isyan da edebilirsiniz. Ondan dolayı bir muhasebeye tabi tutulacaksınız." Sayfa 81, 82.
"(Eski) bilim adamlarımız ne diyor? 'Bizim görüşümüzde bu meselenin hükmü helaldir. Allah rahmet eylesin falankes buna haramdır diyordu. 'Maziden gelen eserlerde bunlar yazıyor. Mesele şu ki onun haram dediğine bu ilim adamı helaldir diyor. 'Allah lanet etsin, Allah belasını versin' böyle söylüyordu demiyor. 'Allah rahmet etsin' böyle söylüyordu diyor. Bu, peygamberden bize intikal eden mirasın bir kısmıdır.
Bugünün müslümanı, bu sözü söyleyen ilim adamı kadar yetkili olmadığı halde ne söylüyor? 'Bu meselenin doğru hükmü budur. Bundan daha doğrusu yoktur. Bunun dışındakiler hep yanlıştır.' Bazen birbirlerine lanet ediyorlar. Allah'tan rahmet talebinde bulunmuyorlar." Sayfa 85.
"Allah Kur'an-ı Kerim'de israf meselesine değindikten sonra 'onlar şeytanların kardeşleridir' diyor. Biz israfı bazı şeylerde anlıyoruz. Halbuki israf bazı şeylerde değil, her şeyde düşünülebilen bir olgudur. Müslümanlar bugün vakitlerini çok israf ediyorlar bazıları televizyonun başına oturuyor kapanıncaya kadar program seyrediyorlar. Televizyon vakit öldürme aleti değildir." Sayfa 87.
"Biz başkasının inançlarına ancak müsamaha gözüyle bakabiliriz, fakat saygı gösteremeyiz. Müslümanın saygı göstermek durumunda olduğu inanç yalnızca Allah'ın istediği inançtır. Allah'ın istemediği inançlara Müslüman saygı gösteremez. Müsamaha ayrı şey, saygı ayrı şeydir." Sayfa 92.
"Dertlerimizin başı 'kitapsızlığımız', çaremiz 'kitabımızı edinmeniz'dir. Diyeceksiniz ki bizim kitabımız var, bu nasıl kitapsızlıktır? Ben size misafir odalarınızdaki biblo gibi ciltli Kur'an'dan bahsetmiyorum. Ben vicdan ve kalplerinizde Kur'an'ın getirdiği mesajdaki hissenin ne olduğundan bahsediyorum. Kur'an'ın getirdiğinden kalbimizde ne taşıyorsunuz?
Bugün müslümanlarda olan nedir? Bir kuru gürültüdür. Ne Allah böyle bir kula razı, ne Peygamber böyle bir ümmete razıdır. Bizden kuru gürültü istemiyor, kitapta yazılan mesajların yaşanmasını istiyor. Siz kitabın getirdiği mesajın ne kadarını yaşıyorsunuz? Sizden bu isteniyor." Sayfa 94, 95.
"Şöyle İslam dünyasına bir bakın. Hepsi perişan. Hiçbirisinin ne istiklali elinde ne de kendi seslerini dünyaya işittiriyorlar. Sebep nedir? Sebep İslam değil, İslam'ı tepmeleridir. Sebep kitap değil, kitaptan uzak olmalarıdır. Kitabın getirdiği formülleri yabancı, dışlanmış ve uygulanmayacak şeyler gibi itmeleridir. Sebep budur. Hiçbir toplum, İslam'ın getirdiği prensipleri uyguladığı için geri kalmadı." Sayfa 101, 102.