Taşları Yemek Yasak, İsmet Özel. Tiyo Yayıncılık, Nisan 2013, 1.Baskı
"Müslümanlar küçük, yalnız hayatlarında acımasız şarkılar arasında delik deşik olmamaya çabalarken, toplu hareketlerinde de dümene elleri dokunmaksızın dalgalanıyorlar." Sayfa 28.
"Vahiy dışında hiçbir bilgi yolu, bize aslımızın ne olduğunu, ne yapmamız, neyi yapmamamız gerektiğini, hangi sınırlarda insan kalabileceğimizi söylemez. Bu yüzden Kur'an ve Sünnet özgürlük bilgisidir." Sayfa 45.
"Yani Batı medeniyeti bazen gizli, bazen de açık hasmı olarak İslamı hep karşısında buldu. Batı medeniyeti ve İslam, biri diğerini tehdit eden iki kavrayış ve açıklayış biçimi, evrenin düzeni hakkında iki zıt yaklaşım olarak canlılıklarını korurlarken, yerküre üzerinde bulunan bütün diğer yorumlar ölü kültürler haline geldiler.
Bugün bile gerçek yüzü ile İslam'ın Batı için ölümcül derecede korkutucu, Budizm, Şamanizm, Taoizm gibi inanışların ise sevimli sayılması bundandır." Sayfa 51.
"Batının bilim ve tekniğini alalım ama ahlakını reddedelim'. Ne var ki olaylar bu arzulanan formülün zıttı istikamette gelişti. Türkiye ve bütün halkı Müslüman olan ülkeler, Batı ile başa çıkabilecek bilim kurumlarını geliştiremedikleri gibi, Batı ülkeleri ile ilişkilerinde, onların medeni tutumlarından ahlakı soysuzlaştıracak türde etkilendiler.
En az 200 yıl süren bu çabaların sonucu nedir? Halkı Müslüman olan bütün ülkelerde, dış görünüşü batılılara benzeyen seçkin bir zümre vardır, bunlar bütün Müslüman toplulukların karar mekanizmalarına hakimdirler.
Öyleyse ilk anlayacağımız şey; bizi güçlendirecek şeyin Batıyı güçlü kılan şeyler olmadığıdır.
Kurtuluşumuz ise yaşadığımız ve tanıdığımız dünyaya, İslam'ın bize kazandırdığı ölçüler içinde bir anlam vermenizde, onu bu ölçülerin çerçevesinde düzenli kılmamızda saklıdır." Sayfa 54.
"İslam dışındaki bütün geleneksel kültürler, Batı ile herhangi bir çatışma alanı ortaya koyamayacak kadar Batı düşünme tarzından kopuk, ona ilgisizdirler. Halbuki İslam her alanda Batı ile (tabiri mazur görün) polemik halindedir." Sayfa 55.
"Akılcılığın vardığı nokta Batı medeniyeti, akıllılığın vardığı yer ise İslam'dır.
Akılcılıkta baskı altına alınmış bir akıllılık, akıllılıkta bize disipline sokulmuş bir akılcılık vardır." Sayfa 55.
"Kısacası modern dünyada bilgi ile doğruluk, ehliyet ile hakikat birbirinden kopmuş durumdadır. İnsanlar bilen ama dürüstlükten uzak, başarabilen ama yanlışa saplanmış halde bulunabilirler. Bunun sebebi; modern çağda düşünce alanının, davranış alanından ayrı kabul edilmesi ve bütün düzenlemenin bu ayrımı yerleştirecek şekilde yapılmasıdır." Sayfa 65.
"Yani inanç sahibi kişi, inancı batıl bile olsa inandığı ile yaşadığının bir olması için yaşar. Ne kadar inanç sahibi olduğu, düşüncelerinin davranışlarına, davranışlarının düşüncelerine ne oranda uyduğuyla anlaşılır. Sayfa 66.
"Modern yaşama biçimi, küfür ile iman arasına çizgi çekmeyi bilen hiçbir müslümanı yozlaştıramaz. Yozlaşanlar, modern yaşama biçimiyle karşılaşmadan önce de böyle bir çizgiyi hayatlarında önemli saymamış olanlardır." Sayfa 118.
"Cebinde banka hisse senetleri olduğu halde 'faiz haramdır' diye haykıran adamın doğru söylediğine inanalım mı? Diyeceksiniz ki bu adamların telaffuz ettikleri doğru fakat fiilen içinde bulundukları davranışlar hatalıdır. Kendileri yanlış içindedirler fakat ağızları Kur'an ve sünnete uygun sözler etmektedir. Ben bu tür akıl yürütmeyi kabul etmiyorum. Diyorum ki bu adamlarım madem yaptıkları bozuktur, öyleyse söyledikleri de bozuktur. Yani eğer bir doğruyu ifade ediyorlarsa bunu doğrunun hükümran olması için değil, kendi durumlarının pekişmesi için yapıyorlar. Söyledikleri ve yaptıkları arasında bir uyumsuzluk ortaya çıkarmakla bir ahlaksızlık gösteriyorlar; böyle bir ahlak düşkünü kişinin sözlerinin ve düşüncelerini sağlıklı ve sağlam olması mümkün olamaz." Sayfa 154.
"Belki firavunlar piramitlerini, kırbaç altında inleyen kölelerin emekleriyle yükselttiler. Günümüzde olay biraz farklı. Köleler, belki ben de firavun olurum düşüncesiyle piramidin inşaatına gönüllü olarak ve tebessüm ederek katılıyorlar." Sayfa 255.
"Yeryüzünün kirine, günahına, lanetine karşı yapabileceğimiz tek şey şefkate, sevaba, hayra hicret etmekten başka bir şey değildir bana sorarsanız." Sayfa 268.
"Hiç hayırlı yanı yok mu yeni zamanlar düzeninin? Yeni zamanlar düzeninin tek hayırlı tarafı vardır, o da insanlığın batak içinde olduğunu görme imkanının bizlerden uzak olmayışıdır." Sayfa 278.
"Belki her şeyden önemlisi, insanların felaketlerini büyük bir telaşla arzulamalarıdır. Nefret ettikleri şeyler için bütün güçlerini harcamaya hazır insanlar. Eğlencede eğlenemediklerini biliyor ama buna kendilerini mecbur hissediyorlar. Çalışma alanlarının kendilerinde ne büyük tahribat yaptığının farkındalar ama büyük bir işsizlik korkusu içindeler. Konutlarında aradıklarını asla bulamayacaklarını bildikleri halde, evsizlikten ölümcül bir korku duyuyorlar. İnsan ilişkilerinden bunalıma düştükleri halde, bu ilişkilerin daha ileri noktalara vardırılması için çırpınıyorlar." Sayfa 279.
"Bütün bunlar Kur'an'dan uzak, sünnete ilgisiz kalmanın tabii sonuçları. Eğer bu hükümleri bilmiyorsak zavallı insanlarız, biliyor da yerine getirmiyorsak hem dünyamızı hep ahiretimizi karartıyor ve bunun yanı sıra insanlığa karşı suç işliyoruz demektir.
Eğer müslümanca hayat, bir kısım insan arasında gerçek manasına sadık kalınarak ihya edilmişse tek başına bu bile insanlığa umuttur." Sayfa 280.
"Biz neyin lehimize, neyin aleyhinize olduğunu İslam dışı sistemlerin kabullerinden öğrenemeyiz." Sayfa 292.
"Sağ ve sol Türkiye'de bir şey oldukları için değil, öbür taraftan olmadıkları için mevcuttur." Sayfa 304.