Allah ile Buluşma Namaz-Celalettin Sipahioğlu. Fecr Yayınları, 1.Baskı Nisan 2012
"İlk emri 'oku' olan bir kitaba sahip olan dinin mensuplarının 'kalem ve onun yazdıklarının üzerine and eden' bir Rabbe sahip oldukları için, tabiri caizse yatıp kalkıp şükretmeleri gerekir. Çünkü Allah hayatı; Rabbin adıyla okuma ve aydınlanma eksenine oturtmuştur ki, insanlar cehaletten nemalanan sahte tanrıcıkların tuzaklarına düşmesinler." Sayfa 7.
"İslam'ın egemen olmadığı, Allah'ın hakimiyetinin hissedilmediği toplumlarda; namazı sevap derlemesi olarak gören, sayısal hesapçı Müslümanlar üzerinde, namaz kılmanın; ibadeti yerine getirmiş olmaktan başka bir yarar sağlamadığı gerçektir.
Birbirimize takdim ettiklerimizi, beğendirme zorunda hissederiz kendimizi. Ev kadınları yaptıkları yemeklerin beğenilmesinden, ortaya bir iş koyan kişi yaptığı işin takdir edilmesinden hoşlanır. Allah'a takdim ettiklerimizin beğenilmesi konusunda ise aynı hassasiyeti göstermeyiz." Sayfa 8.
"Hayatın Allah'ın isteklerine göre yaşanması bir zorunluluktur. Çünkü bu insan için sağlıklı olandır. Hayatın, Allah'ın belirlediği esaslara göre yaşandığı toplumlarda her davranışın merkezinde Allah bilinci mevcuttur ve hareketlerinin sunulduğu, onandığı mercii Allah'tır. Böyle bir toplumda hayatın merkezinde namaz vardır. Namaz, sürekli kontrol altında yaşayan kulun muhasebe eylemidir. Namaz aynı zamanda, kulun Allah'ı unutmadığını, bizzat kendisiyle konuşarak ifade etme eylemidir." Sayfa 10.
"İnsanlar ahiretteki azabın cehennem ateşi olduğuna inanırlar. Oysa ahirette insanoğlu için en büyük azap, Allah'ın rızasına yeniden ulaşamamaktır." Sayfa 20.
"Allah'ın Kur'an-ı Kerim'de müminlere bir yol haritası olarak koyduğu 'Allah'tan geldik Allah'a döneceğiz' ayeti sadece ölüm vesilesi ile hatırlanmamalı, bütün bir hayatı kuşatıcı, inşa edici bir yol haritası olarak kabul edilmelidir. Allah'a doğru akıp giden hayatın rotasını, Allah'ın arzularına göre belirlemek en akıllıca iş sayılmalıdır." Sayfa 21.
"İslam dini akıl dinidir sözü her şartta doğruyu ifade etmez. Eğer insan Allah'ın kendisine verdiği akıl terazisini, Allah'ın doğru dediği esaslara göre kullanırsa bu söz doğrudur. Şayet aklı, Allah'ın koyduğu ayarlardan dışarı çıkarılmışsa bu aklın, dini doğru değerlendirmesi mümkün değildir." Sayfa 23.
"İnsanların dünya hayatıyla ilgili bütün yaşadıklarının merkezinde, Allah ile ilgili temel tasavvurları yatar. Hayatın tamamı dindir. Yani yaşam denilen gerçek, insanların din anlayışlarına göre şekillenir. İnsanlar nasıl bir dine inanıyorlarsa hayatlarını ona göre yaşarlar. Bunu şu şekilde ifade etmek de mümkündür; insanların hayat tarzları dinlerinin ta kendisidir.
Hayatın, davranışlar toplamı olduğunu düşünürsek, insan Allah'ı en büyük kabul ettiğinde davranışlarını en büyük olanın rızasına göre şekillendirecektir." Sayfa 37.
"En azından namazlı toplumlar, evlerinin, binalarının istikametlerini kıbleye göre ayarlarlar. Nitekim bu konu bizim geçmiş kültürümüzde çok belirgindir. Tanzimat öncesine kadar binaların yönü kıbleye uygun dizayn edilirken, tanzimattan sonra binaların kıblesi değişmiş ve zaman içinde de insanların kıblesi değişmiştir." Sayfa 77.
"Mümin, bir taraftan dünyalıkları elde etme adına insan ömrünün kifayet etmeyeceği kadar zamanları çalışmaya ayırmayı düşünmektedir, diğer taraftan sıkıştırılmış zamanlarda bilgisayar tabiriyle ziplenmiş ibadetleri eda etmektedir. Oysa bu dünya hayatının temel gerçeği; kulluk etmek üzere yaratılmış insanın hayatının tamamını ibadet anlayışı ile geçirmesidir.
Bütün kavramların ya da anlayışların, ateistlerin oluşturduğu zihinsel bulanıklık içinde birbirine karıştırıldığı dünyamızda, çalışmanın ibadet olduğu anlayışı müminler tarafından kapitalistçe çalışmak şeklinde anlaşılmaktadır." Sayfa 82.
"Bugün namazını eda eden müminlerin namazlarındaki bilinçsizlikleri, hayatlarındaki bilinçsizliklerinin sonucudur. Eğer kullar kazandıkları paranın korunmasına gösterdikleri özeni, hastalandıklarında hayatta kalmak için ortaya koydukları çabayı, ibadetlerini eda etme ve onları koruma adına göstermiş olsalar, hayatlarındaki dengelerin nasıl yerli yerine oturduğunu görecekler ve huzura kavuşacaklardır.
Namaz ibadeti, hayatını Allah adına yaşayanların kendi iç dünyalarındaki dengeleri kurmalarında yardımcı olan en önemli faktördür. Bugün sıkça kullanılan kendisiyle barışık olma hali en güzel, namazlarını huşu ile eda eden müminlerde görülebilir." Sayfa 83.
"Hangi işi yaparsanız yapın, namazın vakti geldiğinde mutlak surette Allah ile görüşmenizi yapmalısınız Hayatının düzenini buna göre kuranlarda, etraftaki olumsuzlukların etkisi zayıf olur. Hatta onlar için hayatta olumsuzluk diye bir kavram da yoktur.
Namaz kılan bir mümin, namaza verdiği değer kadar manen korunaklıdır. Namaz kılmayan bir müminin küfre karşı korunma kalkanı zayıftır." Sayfa 106.
"Günde beş kez Allah ile yüzleşen ve namazda ne dediğini bilen birisi, asla ve asla boş ve kötü işlerle uğraşamaz.
Bugün itibarıyla hangi şeyin boş, hangi şeyin lüzumsuzluğu konusu, bugünün dünyasını düzenleyen emperyal güçlerce karmaşık hale getirilmiştir. Bizim için hangi şeyin boş, hangi şeyin lüzumsuzluğu konusunda şöyle bir kriter ortaya konulursa olayları doğru değerlendirmek mümkün olacaktır. Bizi Allah'a yaklaştıran ve ahiretimiz adına doğru şeyleri yapmamıza vesile olacak şeyler gerekli olanlardır, tersi olanlarsa boş ve lüzumsuz olanlardır." Sayfa 109.
"Kıbleye yönelmek taraf belirlemektir. Allah'ın tarafında olduğunun aşikar edilmesidir. Dünya üzerinde parayı, kadını, eşyayı kıble edinen insanların varlığı bunu anlatır bize. İnananların kıblesi Kabe'dir, inanmayanlarınki ise çeşit çeşittir." Sayfa 111.
"Dünyalık işlerimiz konusunda çok sağlamcı bir anlayışa sahibiz. Kar ve zarar etmemizin söz konusu olduğu işlerimizle ilgili bilgileri Çin'de olsa gider alırız. Ama hayatımız için gerçek manada önemli olan din bilgilerini edinme konusunda çok gayretli davranmayız. O konuda başkalarının bilgili olması bizim için yeterlidir. Nasıl olsa Allah affedicidir, kusurları bağışlayandır." Sayfa 117.
"Namazlarda yanılma halleri genel olarak, kulun ne konuştuğunu ve yaptığını bilmeme halinden kaynaklanır. Ne söylediğini bilmeme hali, ne yaptığının da farkında olmama halidir." Sayfa 118.
"Yapılan her ibadet karşısında şu miktarda sevap elde etme anlayışı, ibadetin yapıldığı Allah'a olan teslimiyette kusur göstermek gibidir. Engin gönüllü insanlar, yapmış oldukları işlerin takdirini hep karşı tarafa bırakır ve onun işin takdirindeki insafına güvenir. Hal böyle olunca, merhametlilerin en merhametlisine karşı yapılan, kusurlarla dolu ibadetlerden elde edeceği sevabı hesaplayanların, Allah'ın verdikleri karşısında yaptıklarının bir değer ifade etmeyecek kadar az olduğunu düşünmesi gerekir. Kul sevap hesabı içine girmeden, Rabbinin merhamet ummanına dalmalı ve akıbetin takdirini ona bırakmalıdır." Sayfa 120.
"İnsanlar değer verdikleri insanlarla karşılaşacakları zaman farklı duygular içine girerler. Kendini beğendirme, olumlu intiba bırakma bu tür karşılaşmalarda ön plana çıkan insani duygudur,
İnsanın kendini yaratan, kendisine şah damarından daha yakın olan, kalbini evirip çeviren, kendisini rızıklandıran ve daha nice özellikleri ile kendisine karşı en derin sakınma duygusunu hak eden yüce yaratanına karşı haya etmesinden daha güzel ne olabilir.
Bu duyguyu sürekli zinde tutabilmenin yolu, Allah'ın kendisine karşı verdiklerini düşünmekten geçer." Sayfa 137.