İman ve Tavır-M.Beşir Eryarsoy. Şafak Yayınları, Mayıs 1995 3.Baskı.
"Hakimiyet Allah'ın olmayınca, egemenler ilahlık ve rablik konumunda, egemenlik altında bulunanlar ise kulluk konumunda olurlar." Sayfa 64
"Vahye dayalı olmayan, peygamberlerin rehberliğini kabul etmeyen düzenlerin en belirgin özelliği; belli bir kişinin hakim; büyük ve ezici çoğunluğun ise mahkum olmasıdır. Yönetenlerin sürekli olarak sömürmek, yönetilenlerin ise ezilmek ve sömürülmek konumunda görülmesidir.
Aslında tek başına bu vakıa üzerinde dikkatle düşünmek bile, insanların insanlar için düzen koymalarının ne derece sakıncalı, tehlikeli ve dolayısıyla da imkansız olduğunu ortaya koymaktadır." Sayfa 63.
" 'Yoksa siz kitabın bir kısmına inanıyorsunuz da bir kısmını inkar mı ediyorsunuz?' (Bakara 2:84, 85).
Dikkat edilecek olursa Yüce Allah burada kitabın hükümlerini uygulamamayı onları inkar etmek, uygulamayı da onlara iman etmek olarak değerlendirmektedir. Öyle ya, bir hükme inandığını söyleyen bir kimse, o hükme inandığını ne ile ortaya koyacaktır? Ona inandığını söylerken, hükmünün gereğini yerine getiremezse ve bunun için Allah tarafından kabul edilebilecek bir mazereti de yoksa bu kimse o hükme inandığını nasıl ispatlayacaktır?
Yüce Rabbimiz, işaret ettiğimiz ayeti kerimede, hükümlerini kısmen dahi olsa yürürlükten kaldıranların cezasını dünyada zillet, ahirette de en şiddetli azap olarak belirtmektedir. Ümmetin halihazırdaki durumu üzerinde düşünecek ve bir değerlendirmede bulunacak olursak, uzun bir dönemden itibaren kısmen, belli bir dönemden itibaren de tamamen Allah'ın hükümlerini yürürlükten kaldırmanın dünyadaki cezasını ümmet olarak çekmekte olduğumuz görülecektir. Bu ümmet, Allah'ın hükümlerini bırakıp çeşitli Hristiyan toplumlarının kanun, düzen ve hükümlerini ithal ettiği, onların sistemlerini taklit etmeye çalışarak, Allah'ın dinini mahkum ettiği andan itibaren, bu amellerinin dünyevi cezası olan zillet azabına mahkum edilmiş bulunuyor." Sayfa 100, 101.
"...bütün bu gerçeklere rağmen eğer küfür, şirk ve inkar yine de yeryüzünde -günümüzde olduğu gibi- kol geziyor, egemenliğini sürdürüyor, imana ve iman ehline nefes aldırmamanın her türlü çare ve tedbirini alıyorsa, böyle bir ortamda müminlerin yapacak çok işleri, yerine getirecek pek çok sorumlulukları var demektir.
Allah ve Resulünün hüküm koymuş olduğu hiçbir hususta istediğimiz yolu seçemeyeceğimizi, seçmemiz halinde ise Allah'ın kitabının bir kısmına iman etmek, bir kısmını da inkar etmek tehlikesi ile karşı karşıya kalacağımızı unutmamalı ve böyle bir tehlikeden elden geldiğince uzak durmaya çalışmalı, bu konuda Rabbimizin yardımını her zaman bütün kalbimizle dilemeliyiz." Sayfa 104, 105.
"Dikkat edecek olursak Kur'an-ı Kerim, -her ne surette olursa olsun- Allah tarafından indirilmiş bulunan hükümlere aykırı, onlardan ayrı, onların aksi hükümler ihtiva eden hükümler koymak üzerinde büyük bir hassasiyette durmaktadır. Bu hükümlerin belli bir kişi, kişiler, kurum ya da kurumlar tarafından konulması herhangi bir şekilde sonucu etkilemediği gibi, konulan bu hükümlerin değişik isimleri alması, farklı bir takım prosedürlere tabi tutulmaları ya da tutulmayıp tepeden inme buyruklar olarak ortaya çıkmaları veya yürürlüğe konulmaları arasında herhangi bir fark yoktur." Sayfa 106.
"Dikkat edecek olursak, 'din' ile en az ilgisi olan bir husus olan ayların sayısı hakkında bile Allah 'din' terimini kullanmaktadır (Tevbe 9:36, 37). Bu şunu gösteriyor: Allah'ın ve Resulünün hüküm belirttiği her husus 'din'dir; doğru 'din'dir. Onların hükümlerinden farklı hüküm ihtiva eden her düzen ve sistem de 'din'dir. Fakat Allah'ın dinine zıt ve onun dini dışında bir 'din'dir. Doğru olmayan, eğri, hak olmayan, batıl bir 'din'dir." Sayfa 115.
"Acaba günümüzde, 'İslam iyi hoş, biz müslümanız ama şu şeriat kanunları olmasa, şu şeriatın hükümleri yerine başka hükümler konsa, yahut bunların bazı hükümlerini değiştirsek, mesela hırsızın elini kesmek...faizi, içkiyi haram kabul etmek, mirasta erkek-kadın arasında ayrım gözetmek, çok evlilik ve benzeri hükümler pek çağdaş hükümler değildir; onları biraz değiştirsek ya da modern din ve ilim adamları bu konuya eğilseler...' diyen 20.Asır cahillerinin ve İslam düşmanlarının 14 asır öncesinin cahilleri ile İslam ve Kur'an düşmanlarından farkları nedir?" Sayfa 118.
"Günümüzde binlerce, hatta belki de milyonlarca irili ufaklı Karunlarla karşı karşıya olan Müslümanın, bu Karunlara ve onların servetlerine karşı takınacağı tavır bellidir. İlim verilenlerin tavrıdır bu. Bu tavır Karunizmin çağdaş ifadesi olan Kapitalizme, kapitalist düzenlere ve Karun'un çağdaş halefleri olan sermayedarlara, sermayesini ilahlaştıranlara ve bu sistemi kabul edenlere karşı olmayı gerektirir." Sayfa 185.
"Laikliği, insanların özellikle dünyevi ve siyasal meselelerine 'din'in teklif ettiği çözümler dışında çözüm arama hareketi diye tanımlamak, yanlış olmasa gerek." Sayfa 200.
"Laik bir tavır takınarak, Kur'an-ı Kerim'in ve İslam'ın bir takım hükümlerini, bazı gerekçeler ileri sürüp benimsememek diye bir tutumdan Müslüman için söz etmeye imkan yoktur." Sayfa 204.
"Kanun koymak, insanlar için din belirlemek ve onların değer yargılarını oluşturmak yetkisi, İslam'a göre yalnızca Allah'a ait bir haktır." Sayfa 206.
"İnsanlar Allah'tan gelen hidayete bağlanmayı reddettiklerinde, kendilerince doğru kabul ettikleri kıstaslara göre ve yine kendilerince adil kabul ettikleri anayasal ve yasal çerçeveler içerisinde hareket etmeye çalışırlar. Onlar bu düzen ve yasaları Allah'ın hidayetinden uzak bir şekilde ortaya koyarlar. Bunları 'zanna uyarak' şekillendirirler. İşte bundan dolayı Yüce Rabbimiz bunları reddetmekte, uyulup kabul edilmeye değer görmemektedir. Bunun da ötesinde, bunlara uyanların Allah'ın yolundan sapacaklarını, haktan uzaklaşmış olacaklarını da bildirmektedir." Sayfa 214.
"Firavunun düzeni çöktüğü gibi, çağımızda da bir ahtapot gibi şu dünyamızı saran düzenler de bir bir yıkılacaktır. Ancak bu yıkımın gerçekleşmesi ve arkasından Allah'ın hükümlerine göre yapılanmış insan, aile, devlet ve dünya düzeninin kurulabilmesi için, Allah'ın sünnetini bilmek ve ona göre müminlerin hazırlıklarını yapmaları kaçınılmazdır." Sayfa 236.
"İslam'ın her çağın, her kuşağın ve her türlü şart ve ortamın meselelerine çözüm getirecek kimlikte olduğunu bilip kabul etmek bir iman meselesidir." Sayfa 264.
"Allah'ın ve Peygamberinin bizlere yol olarak göstermediği hiçbir yol, Allah'ın yolu olamaz. Allah'ın yolu olmayan bir yolla mücadele vermek, en azından bir bid'attır. Bid'atın doğruluğunu savunmak, bu bid'at yolu izlemek suretiyle Allah'tan ecir beklemek ise başlı başına bir saflıktır " Sayfa 291.
"Müşrik ve cahili düzenlerin egemenliği altında yaşayan bir takım Müslümanların karşı karşıya kaldıkları problemlerden birisi de bir takım işlerin devlet eliyle işlenmesi halinde, bunların işlenmesinden yalnızca devletin sorumlu olacağı, ferdin bu alanda herhangi bir sorumluluğunun olmayacağı ya da olsa bile çok az olacağı kanaatidir.
Eğer devlet eliyle faizin alınıp verildiği kurumlar kurulmuş ise vatandaşın faiz alıp vermesinde bir sakınca yoktur, içkinin serbestçe içildiği, yahut fuhuşun açıkça işlendiği her türlü ahlaksızlığın, eğlence ve sanat merkezleri adını taşıyan çatılar altında işlenebildiği ve devletin de bu alanda izin verdiği, hatta teşviklerde bulunduğu bir yerde artık bu gibi haramların işlenmesinin ciddi bir vebali olması gerek, devlet bizzat kendisi çeşitli yollarla kumar oyunlarını teşvik ediyorsa, artık bunun vebali -eğer varsa- herhalde devletin olmalıdır... gibi kanaatler Müslümanın haramı kolaylıkla işlemesini sağlamakla kalmıyor, bu gibi kanaatlere kendisini kaptırması halinde itikadi bakımdan büyük bir sarsıntı geçirmesine sebep teşkil ediyor." Sayfa 317, 318.