Kalem ve Kılıç Üstadı Şeyhülislam İbn Teymiyye ve Mücadelesi-Rızaeddin Bin Fahreddin. Özgü Yayınları, Şubat 2007
"Yazık ki geçmiş din ve kültürlerinin tabiat halini almış etkisi ve müslüman olduktan ve Anadolu'ya geldikten sonra ilişki kurdukları çevrelerin tesiri ile mistik bir yönelim kazanmış olan Anadolu Türkleri ve Osmanlı toplumu arasında haliyle hak ettiği yeri ve yeterli ilgiyi görememiştir. Anadolu müslümanlarının fazlaca ilgi duyduğu İbni Arabi'ye ve Vahdeti Vücud felsefesine karşı aldığı menfi tavır da şüphesiz bunda etkili olmuştur. Son asırlarda ise Osmanlı İmparatorluğu'na karşı Arabistan'da gelişen hareketin mensuplarının Hanbeli olup, aralarında bağlantı kurulması yüzünden, şahsına ve görüşlerine daha ziyade siyasi açıdan yaklaşıldığından, hakkında -gayrı ilmi ve haksız- olumsuz bir tepki gelişmiştir." Sayfa 10.
"Gariptir ki bid'atlara karşı açtığı savaş yüzünden hapishanelerde çürüyüp, nihayet orada vefat eden İbni Teymiye'nin defini de kendisinin razı olmadığı bid'atlardan kurtulamamıştır. Cenazesinde halkın haykırarak ağlaşmaları, üstbaşlarını yırtmaları, gasilden artan suyu teberrüken aralarında paylaşmaları, takkesini büyük paralar vererek mirasçılardan satın almaları hep merhumun tasvip etmediği bid'atlardandı." Sayfa 21.
"Malumatı ve birikimi o kadar geniş idi ki, farklı mezheplere mensup kimselerle münazaraya giriştiğinde, kendi aleyhine olup da onların akıllarına gelmeyen yahut hiç duymadıkları şeyleri söyler, sonra da bunlara kendi açısından uygun cevaplar verirdi." Sayfa 28.
"Yine bir keresinde, hapishanede bulunduğu bir sırada 'Falan sözlerini geri alırsan buradan çıkarılacaksın; yoksa düşmanların, çekemeyenlerin seni öldürtmek için çalışacaklar' diye Sultan adına gelen bir görevliye 'ben hak bildiğim inancımdan, kitap ve sünnetle sabit olan mezhebimden, hapishaneden kurtulmak için dönecek, sözümü geri alacak ve münafıklık gösterecek kimselerden değilim. Allah'tan başka hiç kimseden korkum yoktur. Benim yanımda bir gün sonra ölmek ile bir gün önce ölmek ve tabii ölüm ile bir insan elinde ölmek arasında fark yoktur' diyerek red cevabı vermiştir." Sayfa 29
"İbni Teymiyye bir keresinde emri bil maruf ve nehyi anil münkerde bulunmak için, halka zulüm ve baskı ile eziyet etmekte olan Kutlu Bey adındaki hakimin huzuruna çıktı. Hakim kendisini tahkir amacıyla 'büyük bir adam ve alim olduğunuz için meclisinize varıp sizinle müşerref olmayı düşünüyordum. Oysa siz kendiniz geldiniz' dediğinde, İbni Teymiyye; 'Hazreti Musa iyi biri, Firavun da senden acımasız idi. Buna rağmen Musa Peygamber kellesini koltuğuna alarak Firavunun huzuruna çıkıp onu imana davet etmişti' cevabını verdi." Sayfa 30.
"İbni Teymiye'nin maddi ihtiyaçları ve geçimi, ömrü boyunca kardeşi tarafından karşılanmıştır. Kendisi müftülük ve kadılık gibi devlet görevleri almamış, emir ve memurlara yaklaşmamış, zenginlere ve dünya adamlarına dalkavuklukta bulunmamış, vakıf mallarına mütevelli, yetimlere vasi olmamış, vakıf ve hazine mallarından, emir ve memurlarından bir akçe olsun kabul etmemiştir." Sayfa 32.
"Telif hususunda İbni Teymiye ile Suyuti birbirlerine taban tabana zıttır. Suyuti bütün ömrünü başkalarının kitaplarını kısaltıp uzatmak ve değiştirmek, muhtelif eserleri bir yere toplamakla, yani kısacası başkalarının eserlerini kendisine sermaye edinmekle geçirdiği halde İbni Teymiye, Suyuti gibi daha pek çoklarına yetecek sermaye bırakmıştır." Sayfa 48.
"İbni Teymiye, İbn'l Kayyım el-Cevziyye'den başka tek bir talebe yetiştirmemiş ve bir sayfa telif bırakmamış olsaydı bile, bu bir talebesi faziletini göstermeye yeterdi de artardı.
Öğrencilerinden birkaçı; İbni Kudame, İbni Kesir, İmam Zehebi..."
"Geçmiş dinler kötü niyetli, bozuk kimseler tarafından değil, iyi adamların iyi niyetleriyle az az da olsa bir şeyler katmaları yüzünden tahrip ve tahrif olmuştur. 'Dine parlaklık, güzellik vermek ve onu makul ve sevimli göstermek' gibi salih niyetler, sonunda zararlı neticeler vermiş ve dinlerin esaslarının değişip asıllarının bozulmasına sebep olmuştur." Sayfa 62.
"İbni Batuta seyahatnamesinde; '...vaazın sonunda, 'Allah dünya semasına benim şu indiğim gibi iner' diyerek, basamak basamak minberden indi'.yazar.
....Bu sözlerini İbni Teymiye'nin eserleri yalanlamaktadır. Kendisini burada zikredişimizin sebebi de sözünün güvenilir olmasından değil, İbni Teymiye aleyhindeki doğru-yanlış sözleri bir yere toplamak içindir. Allah affetsin bu ihtiyar (İbni Batuta) bazen dizginsiz gitmektedir.) Sayfa 90
"İbni Hacer El Mekki'nin, İbni Teymiyye'ye yönelik yaklaşık 67 satırdan oluşan tenkitleri hakkında, Bağdat müftüsü Alusi büyük bir kitap kaleme alıp, sağlığında bastırmıştır. 360 sayfalık bu eser mühim ve faydalı bilgilerle doludur.
Alusi; 'İbni Hacer'in İbni Teymiyye'ye isnat etmekte olduğu görüşleri böyle kısa ve kapalı bir şekilde yazacak yerde, biraz açması ve bunları İbni Teymiyye'nin hangi eserlerinden aldığını bildirmesi gerekirdi. Bir kimseyi 'falan şöyle demiş' diyerek kınayıp yermeye kalkışmak münazara adabına aykırıdır. Öncelikle sözlerin o kişiye ait olduğunu ispatlamak ve kitaplarından delil getirmek lazımdır.' dedikten sonra İbni Hacer'in bu tenkitlerine, ilminin üstünlüğünü gösteren şu cevapları vermiştir....." Sayfa 111.
.
"İslam aleminde doğru sözlülük, yardakçılık/yaltakçılık yapmama ve medeni cesaret yüzünden hapse atılıp da orada ölen yalnızca İbni Teymiyye değildir; onun gibi daha pek çok kimse vardır.
Sait bin Zübeyr'in başı kesildi; Malik Bin Enes'e 70 kırbaç vurulup kolları çıkarıldı, Ebu Hanife'ye 100 kırbaç vuruldu ve bir rivayete göre hapishanede vefat etti, Ahmet Bin Hanbel zincirlenmiş olduğu halde 28 ay hapishanede yattı sonunda da canından cser kalmayıncaya dek dövüldü, İmam Nesai'yi ayaklar altında çiğneyerek öldürdüler...." Sayfa 124.
"Yaklaşık on yıldır İbni Teymiyye'nin matbu eserlerini bizzat okuyup incelemekteyim. Kitapçığı hazırlarken bunları bir kere daha gözden geçirdim ve 'Allah'a cihet ve mekan isnat etme' hususlarına özellikle dikkat ettim; fakat gözüme böyle bir şey ilişmedi. İbni Teymiyye her bir eserinde bir yol izlemiş ve her yeri geldiğinde 'Allah'a cihette mekan isnat edenleri' özellikle de Mücessimeyi reddetmiş, hatta bu gibi konularda söz söylemeyi dahi bid'at saymıştır." Sayfa 148.
"Peygamberimiz(a.s) bizzat hendekler kazdı, zırhlar giydi, ülke-devlet işlerini gördü, cübbe ve elbiselerini yamadı. Kendisinden sonra halifeleri de aynı şekilde yaşadılar, alınteri döküp binbir türlü zahmete katlanarak Arap kabilelerini bir araya getirdiler, Kisra ve Kayser'in ülkelerini zaptettiler; bu yolda çocukların dahi saçlarını ağartacak hadiseler oldu. Ancak hiçbirinde işleri ölülere havale ettikleri ve kabirlere varıp iltica ve tazarruda bulundukları görülmedi." Sayfa 190.