Kur'an Okurken Zihne Takılan Ayetler-Abdülcelil Candan. Düşün Yayıncılık, 2012.
"Kur'an çok sesli senfonik besteye benzer. Büyük bir orkestra için bestelenmiş bir müzik eserini, tek sazla çalmaya kalkıştığımız zaman nasıl bir durum ortaya çıkacaksa Kur'an'ı başka bir dile aktarmaya çalıştığımız zaman da öyle bir durumla karşılaşırız." Sayfa.16.
Muhammed Marmaduke Pickthall.
"Geçmişte görülen Kur'an'ı anlama problemlerinin çoğunu, dil incelikleri, mezhep ve ekol ihtilafları çerçevesinde iken, günümüzde ise hayatta karşılaşılan problemlerin Kur'an perspektifinden inceleme ve cevaplandırma çalışmaları oluşturdu." Sayfa 27.
"Kur'an'ı bir bütün olarak ele almak hakkında örnekler:
'Allah onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir.' (Bakara 7). Bu ve benzer ayetler tek başlarına ele alındığında, inkar edenlerin kalp ve kulaklarının niçin mühürlendiği belirtilmemiş ve dolayısıyla onlara zorlamanın yapıldığı kuşkusu ortaya çıkacaktır. Ayet, Kur'an bütünlüğü içerisinde ele alındığında ise zorlamanın söz konusu olmadığı, yaptıkları günahlardan dolayı kalplerinin mühürlendiği ortaya çıkacaktır; 'Allah küfürlerinden dolayı kalplerini mühürlemiştir.' (Nisa 155).
Ayetler kimlerin ve niçin kalplerini mühürlendiğini açıkça beyan etmektedirler. Dolayısıyla müşkül, Kur'an bütünlüğü içerisinde giderilmiş olmaktadır.
'Ey iman edenler, alışverişin, dostluğun ve şefaatin olmayacağı gün gelmeden, sizi rızıklandırdığımız şeylerden infak ediniz.' (Bakara 254) ayeti infakta bulunmayı ama bu infakın ne kadar olacağını beyan etmemektedir. Bu infakın ne kadar olacağı ise;
'Sana neyi infak edeceklerini sorarlar. De ki ihtiyacınızdan arta kalanı.' (Bakara 219) ayeti ile açıklanmaktadır." Sayfa 45.
" '(Kadın şöyle dedi): Nefsimi temize çıkarmıyorum. Çünkü nefis aşırı şekilde kötülüğü emreder.' (Yusuf 53)
Ayette geçen sözün Hz Yusuf'a mı yoksa kadına mı ait olduğu konusu tartışılmıştır. Bu ayette de kadının itirafı söz konusudur. Zira söz Hz Yusuf'a atfedilirse suçu itiraf etmesi anlamına gelir ki bu da peygamberlik makamıyla bağdaşmaz." Sayfa 52.
"Gazali, Kur'an'ın önündeki engellerden olan taklide değinirken şöyle der: 'Mukallit, taklit yoluyla duyageldiği mezhebin görüşlerinde taassup edip kalmıştır. Böyle bir mukallidin artık basiret ve müşahade gücü körelmiştir. Ruhunu kaplayan taassuptur. Taassupla bağlandığı konular, kendisini hareketsiz ve düşüncesiz bırakmıştır.'" Sayda 62.
"Taklit insanı o hale getirir ki bağlandığı şahsın görüşünden dolayı Kur'an'ın hükmünü terk eder ve kendi kendine şöyle der: Elbette benim bağlandığım zatın bir bildiği var. Ben onun kadar bilemem." Sayfa 63.
"Kur'an okurken tüm gayretini harflerin çıkış yerlerine veren okuyucuyu, şeytan Kur'an'ın asıl manasından alıkoymaya çalışır. Habire harflerin çıkış yerleriyle oyalar durur. Artık böyle biri için Kur'an'ın manası nasıl ortaya çıkar? Şeytan için bunlardan daha büyük bir oyuncak düşünülmez. (İhyayu Ulumiddin 5/101). İmam Gazali Sayfa 63.
"Günahlar insanları, Allah ile sohbet etme anlamına gelen Kur'an'ı okuyup anlamaktan alıkoyar. Günahlar kalbini karartmıştır. Kur'an'dan tam anlamıyla hem beden, hem de kalpleri pak olanlar yararlanabilirler." Sayfa 63.
"Kur'an'ı anlamanın önündeki engellerden biri de kibirlenme olgusudur:
'Yeryüzünde haksız yere kibirlenenleri ayetlerimizi anlamaktan çevireceğim.' (Araf 146) " Sayfa 64.
"Kur'an'ı hedefinden saptırmak da Kur'an'ın anlamının önündeki engellerden biridir;
'Allah'ın sana gösterdiği şekilde insanlar arasında hükmedesin diye sana kitabı hak ile indirdik.' (Nisa 105).
'İnsanların ihtilaf ettikleri konuları kendilerine açıklaman için sana kitabı indirdik.' (Nahl 64).
Kur'an'ın yalnız taziyelerde veya kandil gecelerinde veya başkalarına hatim indirmek gayesi ile okunması, Kur'an'ı asıl hedefinden saptıran uygulamalardır." Sayfa 65.
Kimi alimler de anlamadan Kur'an okuyanın durumunu sarhoşlara benzetmişlerdir;
'Ey iman edenler, sarhoş iken ne dediğinizi bilinceye kadar namaza yaklaşmayın.' (Nisa 43). 'Ayette yasaklanan durum, ne dediğini bilmeden namaz kılanın durumudur ki sarhoşa benzetilmiştir. Zira sarhoş ne dediğini bilmediği gibi Kur'an'ı anlamadan okuyan da ne dediğini bilmemektedir.'(Alusi, Ruhul Meani 5.38). Sayfa 70.
"Hamd kavramı, övgü, medh ve şükür kavramlarından daha kapsamlıdır. Şükür, iyilikte bulunanlara verdiğimiz karşılığı gösterir. Medh ve sena, yalnız övmeyi ifade eder. Hamd ise hem bize, hem de başkalarına yapılan tüm iyiliklere karşı yapılır." Sayfa 95.
"Ebedi cennete giren oradan çıkmaz. Adem ve Havva'nın çıkarıldıkları cennet hangisiydi?Söz konusu cennet, ebedi ve mükafat yeri olan cennet değildir. Zira;
a) Ebedi cennete ancak amel ve ibadetten sonra girilir.
b) Ebedi cennette, sorumluluk ve teklif yoktur, yasak yoktur. Şeytanın girmesine imkan yoktur. Çıkarıldıkları yer, her türlü dünya nimetlerinin bulunduğu bir mevki olabilir." Sayfa 113.
"İsrailoğulları'nın Kur'an'da sıkça tekrarlanmasını hikmeti nedir?
Bir kısım Yahudi, Kur'an'da isimlerinin çok geçmesini ve kendilerinden çok peygamber çıkmasıyla övünürler. Oysa realite bunun tersidir. İsyan ve tuğyanlarına tek bir peygamber yetmediğinden, Allah onlara çok sayıda peygamber gönderdi. Kur'an, gaflet ve azgınlığın arttığı dönemlerde çok elçinin gönderildiğini haber vermiştir. (Müminun. 44, 45). Sayfa 116.
"Müslümanlarla beraber Yahudi Hristiyan ve Sabiilerin de cennete girmelerinin söz konusu edilmesi hk (Bakara 62) :
Bugün bir insan 'ben Tevrat ve İncil'e göre yaşamak istiyorum' dese, tevhidi elde edebilmesi mümkün müdür?
Mevcut Tevrat'ta Hz Nuh'un kızlarına içki içirdikten sonra onlarla zina ettiği ve neticede hamile kaldıkları yazılır. (Tevrat, Çıkış 32/1). Hz Harun'un tapmak için buzağı heykelini yaptığı ve Yahudilerin ona taptığı (Tevrat, Tekvin 12/14), Hz İbrahim'in hanımını Firavuna teklif ettiği, Hz Süleyman'ın ömrünün sonunda riddet ettiği iddia edilmiştir (Tevrat, İlk Buluşma 11/5). Keza mevcut İncil'de, İsrailoğullarından çıkmış tim peygamberlerin çapulcu ve hırsızlar oldukları yazılmıştır (İncil, Yuhanna 10/8)." Sayfa 118.
'Allah kafirlere, müminlerin aleyhine kesinlikle bir yol vermez' (Nisa 141).
Ayette kafirler için müminlerin aleyhine bir yol ve imkan verilmeyeceği belirtildiği halde, birçok yer ve zamanda kafirlerin Müslümanlara üstün olmaları hk.
Cevap: Müslümanların mağlubiyeti, onların yaptıklarından dolayıdır. Müslümanlar hal ve tavırlarıyla kafirlere imkan tanımışlar ve Allah'ın hoşlanmadığı amellerde bulunmuşlardır. Oysa ayette kastedilen Müminler hiçbir zaman kafirlere mağlup olmamışlardır. Müslümanlar Allah'ın kastettiği müminlerin özelliklerini taşımış olsalardı, hiçbir şekilde küffara mağlup ve rezil olmazlardı." Sayfa 197.
'Kim Allah'ın indirdikleriyle hükmetmezse işte onlar kafirlerin ta kendileridir.' (Maide 44)
'...zalimlerdir' (Maide 45)
'...fasıklardır' (Maide 47)
"Allah'ın indirdikleri ile hükmetmeyenlerin üç ayette değişik vasıflarla nitelenmeleri hk.
Cevap: Beşeri ahkamı, Allah'ın ahkamından üstün gördüğü için onunla hükmetmemek küfürdür. İlahi prensipler olmadan hak ve adaletin sağlanmasına çalışmak zulümdür. Allah'ın emrinin dışına çıkıldığı için fısktır." Sayfa 206, 209.
"Kur'an'ın tüm insanlara indirildiği halde neden Arapça indirildiği hk.
'Diğer dillerin zaman içinde değiştiği kabul edilen bir gerçektir. Mesela Urduca'ya bakalım. 500 yıl önce Urdu'ca yazılmış bir kitabı anlamamız çok zordur. İngilizce'de 600 yıl önce yazılmış olan Cahaucer'i ancak birkaç bilgin anlayabilmektedir. Bu, diğer bütün eski ve yeni diller için geçerlidir.
Dünyada değişim kanunundan muaf bir dil varsa o da Arapça'dır. Günümüzde radyo dinlediğimiz ve gazete okuduğumuz Arapça'nın, Peygamber zamanındaki yani Kur'an ve hadisteki Arapça ile aynı olduğu ispatlanmış bir gerçektir. Son peygambere indirilen kitabın değişime maruz kalmayan bir dilde olması gerekliydi. Bundandır ki Arapça seçildi. Peygamber zamanında edebiyat ve eğitim dili ne ise bugün de aynıdır." Sayfa 269.
'Hiç kuşku yok ki siz kadınların tuzağı çok büyüktür.' (Yusuf 28)
'Hiç kuşku yok ki şeytanın hilesi çok zayıftır.' (Nisa 76)
Soru: Kadınların hileleri şeytanın hilelerinden büyük müdür?
Cevap: Ayet, kadının insani bir özelliğini hatırlatıyor. Küçük düşürülmesi söz konusu değildir. İnsanın ortaya koyabileceği desise, hile ve tuzakların, şeytanlarınkinden daha fena ve büyük olduğu vurgulanmak istenmiştir. Şeytana karşı mücadelede bazen bir dua ve besmele yeterli gelirken, insanlara karşı mücadele için hazırlık ve tedbir gerekir.
Kur'an şeytanın kimleri etkileyebileceğini belirtmiştir: 'O ancak kendisine tabi olan azgınlara hükmeder.' (Hicr 42). Şeytanın faaliyet alanı sınırlıyken, insanların sınırsızdır. Şeytanlar Allah dostlarıyla uğraşamazlarken, kimi insanlar çoğu kez onlardan başlar. Bu nedenle insanlarla mücadelede durum daha ciddi ve çetindir. Ayetin işlemek istediği tema budur." Sayfa 271.
'Beni yaratan, bana doğru yolu gösteren, beni yediren, içeren O'dur. Hastalandığımda bana şifa veren O'dur.' (Şuara 78-80).
Hz İbrahim'in, duasında geçen tüm fiilleri Allah'a nispet edip, hastalığı kendine nispet etmesi hk.
Hz İbrahim övgüye layık fiilleri Allah'ın nispet etmiştir. Yaratmak, hidayete erdirmek, yedirmek içirmek, şifa vermek güzel fiillerdir. Bu nedenle Allah'a nispet edilmişlerdir. Hastalık ise istenmeyen bir haldir. Bu nedenle Allah'a karşı olan edebinden dolayı hastalığı kendisine nispet etmiştir." Sayfa 358.
"Halk arasında Azrail diye anılan melek ise İsrailiyattandır. Kitap ve sahih sünnetlerde bu isim geçmemektedir. Kur'an'da geçen 'melekü'l mevt' yani ölüm meleğidir." Sayfa 382.
'Rabbimiz bizi iki kere öldürdün ve iki kez dirilttin.' (Mümin 11).
Ayette geçen iki ölümden biri, insanın ana karnında embriyon ve nutfe halinde bulunduğu dönemidir. Zira cenine ruh gelmeden önce ölü konumundadır. Diğeri de ruhun bedenden ayrılma halidir. İki dirilmenin birisi dünyaya gelme hali, diğeri de kabir hayatından sonraki diriliştir. Bu iki ölüm ve dirilişten sonra ölüm yoktur. Dirilme ise ebedidir." Sayfa 417.
"Ona, ancak tertemiz olanlar dokunabilir.' (Vâkı’a 56:79).
Kur'an'a abdestsiz dokunulup dokunulmayacağı konusunda birçok ihtilaf vardır. Taberi, İbn Abbas'tan şunları nakleder: 'temiz olanlar' dan maksat meleklerdir. Onlardan başkası levhi mahfuzdaki Kur'an'a dokunamaz.'
İmam Malik; 'ayetteki 'temiz olanlar'; 'Hayır. O Kur'an bir hatırlatmadır. Dileyen onu düşünüp öğüt alır. Sahifeler içindedir. Değerli, şanı yükseltilen ve temiz taşıyıcıların elindedir.' (Abese 11-16) ayetinde kastedilenlerin aynısıdır. Bu nedenle temiz olanlar insanlar olmayıp meleklerdir.' der.
Kur'an'a abdestsiz dokunulmaz diyenlerin delilleri ise bu ayetle beraber, 'Kur'an'a ancak pak olan dokunur' (Darimi Talak 3) hadisidir. Buhari, Şevkani, İbni Hazm zayıf olduğunu söylerler. İbn Abbas, Şabi, Dahhak, Davud ez Zahiri vd abdestsiz dokunulabileceğini söylemişlerdir." Sayfa 471, 472.
"Vahşi hayvanlar bir araya toplandığında. (Tekvir 5).
Hayvanlarda irade ve akıl olmadığı halde haşr olmalarının hikmeti nedir?
Hayvanlar mükellef değillerdir. Haşr olmaları söz konusu olsa da ceza görmek için değil, şahit olma ve kendilerine zulüm edenleri şikayet etmek içindir." Sayfa 537.
"Birçok Müslüman düşünürün de belirttiği gibi, sağlam naklin sağlam akıl ile çelişmesi mümkün değildir. Görünürde böyle bir iddia varsa; ya nakli anlama veya onu tahlilde sorun var demektir. Vahiy ile akıl ve bilim arasında tezat gören bir akılda da sorun var demektir." Sayfa 617.
"Çalışmamızda, birçok müşkül ayetin zaman tefsiri ile çözüldüğünü gördük. Zira her haberin gerçekleşeceği bir zaman ve ortam vardır. İnsanlar bunu er geç öğreneceklerdir.
Muhtelif dönemlerde müşkül ayetlere getirilen çözümlerin, sonraki dönemlerde yeni yorum ve değerlendirmelere açık olduğunu fark ettik. Bu nedenle müşkül ayetlerin alan ve kapsam olarak değişikliğini fark ettik.
Kur'an'ı anlamada Arap diline hakimiyet yanında, iman ve salih amel işlemek, onun atmosferinde yaşamak, helal ve haramına riayet etmenin zorunlu olduğunu öğrendik. Zira o, müminler için hidayet ve şifadır. Ona iman etmeyenlerin yararlanması ise sınırlıdır. Kur'an'ın ilk ayetlerinde, onun muttakiler için hidayet olduğunun belirtilmesi bundan olsa gerek." Sayfa 618.
"Kur'an'ı anlamanın önündeki engellerin takva ve ilim azığıyla aşılabileceğini öğrendik. Bu nedenle Kur'an'ı öğrenmeye koyulan birinin, sağlam ve halis bir kalple ona yönelmesi, kendini Kur'an'a muhatap telakki etmesi şarttır.
Allah katından olduğu için asla onda bir tutarsızlık veya yanlışın bulunması mümkün olmaz. Ne geçmişte oldu, ne de gelecekte olacaktır. Zira o, hikmet, ilim ve kudreti sonsuz olan Zat'ın mesajıdır.
'Batıl ona ne önünden gelebilir, ne de arkasından. O hikmet sahibi, çok övülen Allah'tan indirmedir. (Fussilet 42). Sayfa 619.