Ana içeriğe atla

Selam İle 1, Ercümend Özkan


Selam İle 1, Ercümend Özkan. Anlam Yayınları, 1.Baskı 1997.


     "Israrla, sabırla Kur'an bilinmeli, sünnet bilinmelidir diyoruz ve hep söyleyeceğiz bunu. İslam tanınmadan İslam'dan olmayanın da İslam'dan olmadığı bilinemez, herşey birbirine karışır ve işin içinde çıkılmaz olur." Sayfa 28.

     "Laiklik, insanları günah işleme korkusundan uzaklaştırmış, demokrasi ise utanmayı unutturmuştur. Allah'tan korkmayan ve kulundan da utanmayanların ise yapamayacakları şey yoktur. Her rezilliğin yapılabildiği, her iftiranın uydurulabildiği, namusun anlamının kaldırıldığı bir toplumda, ancak bugün Türkiye'de görülenler görülür.

     Su nasıl bulunduğu yerden bir başka yere iki duvar (ark) arasında götürülürse, insanlar da içinde Allah korkusu duvarı, dışında devlet korkusu duvarı ile götürülebilir." Sayfa 33.

     "Tek bir ümmet olmaları gereken Müslümanların fırka fırka oluşları ve ihtilafta rahmet arayışları, oldukça düşündürücü ve üzücü bir durumdur. Müslümanların gerek emperyalist Batı eliyle, gerek onlara hayran, onların gözünün içine bakan yerli işbirlikçilerinin yardımıyla ve gerekse Müslümanların gafleti ve Kur'an İslam'ından uzak kalmaları sonucu paramparça oluşlarına en çarpıcı örnek Ortadoğu bölgesidir. Din, dil, ırk, tarih birliğine rağmen krallık, şeyhlik, emirlikle yönetilen bir sürü devletçik.

     Kendi halklarından ve İslam'dan kopuk yöneticiler, birliği dağıtmakta ve yeniden tesis edilmemesi için ellerinden geleni yapmakta, halkları da birbirlerinden uzaklaştırmaya dikkat göstermektedirler. Cezayir-Fransa harbinde, Menderes (zamanın başbakanı) 9 yıl boyunca sömürgeci Fransız gavurunu desteklemiş iken -ki bir buçuk milyon müslüman hayatını yitirmişti o savaşta- Kıbrıs meselesinde Nasır (Mısır eski devlet başkanı) hep Makaryos'un yanında olmuştur." Sayfa 44.

     "İslam canlı hayat dinidir. Ne manastırlara kapanmaya yöneltir insanları, ne de yaşanan hayatın içinden çıkararak dağ başlarına salar. İster işçi, ister tacir, ister devlet yöneten, ister yönetilen olsun, herkes hayatın içinde bulunarak İslam'a göre yaşayacaktır. Hiçbir insanın toplum hayatının dışında yeri yoktur." Sayfa 50

     "Halkımız her sabah namazından çıktıktan sonra, evinde en az birkaç sayfa Kur'an okur ve bunu yıllardır devam ettirir. Lakin bunca yıldır okuduğu Kur'an, onu okuyanın hiçbir tavrına tesir etmez. Zira bilmediği dilden okumaktadır. Anlamadığı için, okuduğu kitapta Allah onu neden sakındırıyor, ne emrediyor bilmediği, bilemediği için de sonuç alınmaz bir türlü. Bu sebeple biz Kur'an'ı, Allah'ın kitabını anlamak ve içindekilere tabi olmak için okumak gerektiğine inandığımızdan, bu kitabın bize bu maksatla gönderildiği bildirildiğinden, bu inançtayız ve mutlaka anlaşılan dilden okunmalı, tekrar tekrar okunmalı.

     Bu yapıldığı takdirde, tekelciler aradan çıkacak, Kur'an'dan herkes yararlanacak ve Allah'ın nuru her tarafı saracaktır yeniden." Sayfa 74.

     "İstiyoruz ki insanımız İslam'a kafayı taksın. İslam'ı vazgeçilmez, unutulmaz, yaşamı için hayati öneme haiz bir vakıa olarak görsün. Üzerine eğilsin, anlasın, tahkik etsin. Yaşamak için anlasın. Söyleyerek ve yaşayarak anlatmak, tebliğ etmek için anlasın, öğrensin.

      Öğrensin ki kendi nefsinde onu yaşayabilsin. Mutena şahsiyeti ile insanların imrendiği biri olsun. Nasıl bir terzinin marifeti diktiği elbiseden belli belli olur ve o elbise de giyenin üzerinde kendini gösterirse, İslam elbisesini de öyle giyelim, bizi güzelleştirsin." Sayfa 75.

     "Biz müslümanlar (teslim olmuşlar) isek, o takdirde hayatımızı, düzenlemesi için tümüyle Rabbimize teslim etmişleriz demek değil midir? Müslümanız demekle bu taahhütte bulunduğumuz halde, bu taahhüdümüze rağmen, hayatımızın bazı bölümlerinde Rabbimizin çizgisinden çıkmaya, başka seslere kulak vermeye, başka yollarda yürümeye yetkili değiliz demektir. İslam (teslimiyet) bir bütünü ifade ettiği, bir bütün olduğu halde, tek taraflı irademizle nasıl onu bölünebilir yapabilir ve kısmen de olsa düzenleme imkanı tanıyabiliriz?" Sayfa 82.

     "İstiyor ve diliyoruz ki doğruları eğrilerden ayırabilen, muhakeme ve mukayese edebilen, işittiklerini, okuduklarını tahkik edebilen, kitap ve sünnetin sahih naslarına bunları vurarak sağlıklı sonuçlar elde edebilen bir kişilik oluşsun sizlerde, bizlerde." Sayfa 182.

     "Okuyanı az bir ülkenin insanlarıyız. Okumuş olanlarımız dahi çok az okuyorlar. Okumuşların, çok çok okullarını bitirmek için okuduklarını, bitirene kadar okuduklarını hepimiz görüyoruz. Okur-yazarı çok olan, okumayanlar ülkesidir burası." Sayfa 189.

       "Tasavvufa bulaşan hemen herkeste Hızır veya benzeri efsaneye dayalı ilim (!) oluşup gelişmiştir. Nitekim Muhyiddin Arabi Endülüs'te Seville şehrinde onunla karşılaştığını söylerken, İmam Şarani defaatle kendisi ile Hızır'ın görüştüğünü, konuştuğunu vehmetmiştir. Ahmet Yesevi'yi çocukluğundan beri Hızır yetiştirmiş (!), Aziz Mahmut Hüdayi, Hızır kıyamı zikri denilen uydurma şeyleri Hızır'dan öğrendiğini söyleyebilmektedir." Sayfa 220.

     "Tasavvuf hakkında söylediklerimizin doğru olduğunu, İslam'ın onların söylediği gibi olmadığını bilenler Türkiye'de olsun, İslam dünyasında olsun yok değildir, belki çoktur da. Lakin insanların kınamasından çekinenler, Allah'ın azabından korkanlardan daha fazladır da ondandır kimsenin ağzını bıçak açmaması." Sayfa 221.

     "Tasavvufun, hak kılığında gezen en büyük batıl olduğu kanısındayız ki bu haliyle Allah'ın kullarını rahat ve kolayca saptırabilmektedir. Şirk ehlinin, İslam'dan öcünü tasavvufla aldığı kanaatindeyiz. Zira tasavvufun verdiği zararı, tevhide başka hiçbir küfür, hiçbir batıl verememiştir." Sayfa 222.

     "Demokrasi, insanı hevasına uymaya yönlendiren yaşam biçiminin adıdır. İslam ise insanın Allah'a, ondan gelen vahye teslim olmuşluğunun ifadesidir. Ne araç olarak ne de amaç olarak Müslümanın datasında bulunmaması gereken bir kirliliktir demokrasi. Kur'an, başından sonuna kadar insanı hevasına uymaktan uzaklaştırıp vahye uymaya yönlendiren kitabın adıdır. Demokrasi ise insanı yalnızca kendi hevasına, daha da geniş bakıldığında başkalarının (çoğunluğun) hevasına uymayı esas edinen dünya görüşü ve yaşam tarzıdır." Sayfa 224.

     "Halkından Müslüman olanların çoğunluğu teşkil ettiği ülkelerde, bugün demokrasinin ve hatta laikliğin İslamlaştırılması, İslam'ın tümüyle reddedilemediğindendir." Sayfa 225.

     "Mensuplarının topallaması yüzünden yarışı kaybettiği sanılan İslam her zaman kazanacaktır. Yeter ki Müslümanım diyenler, Müslüman olmalarının gereğini yerine getirsinler. İslam, gerekleri yerine getirildikçe güzelliği görünür, bilinir, yayılır ve kabullenilirken, demokrasi ve Marksizm gerekleri yerine getirildikçe çirkinleşmekte, kokmakta ve çevreyi kokutmaktadır." Sayfa 226.

     "İnsan, içinden çıktığı toplumdan kopar ve hala da ona ait olduğunu, onun için bir şeyler yapabileceğini sanırsa, doğrusu biz şaşırıyoruz buna. Türkiye'de gerek laik-demokratik-kapitalist dünya görüşünü, gerekse marksist dünya görüşünü benimseyerek, içinden çıktığı Müslüman topluma ters düşen ve bu terslik de yetmiyormuş gibi toplum için formül üstüne formül öneren, model üstüne model teklif edenler nereye varacaklarını sanıyorlar dersiniz? Gidecek gelecek, vuracak kıracak yine bakacaklar ki başladıkları yerdedirler." Sayfa 228.

     "Biz insanların insanlara değil, İslami doğrulara bağlanmalarını tavsiye edegeldik. Kişilere bağlılık, o kişilerin İslami doğrulara bağlılıkları ile doğru orantılı olursa perişan olunmaz. Zira kişi İslam'a bağlılığını arttırdıkça siz ona bağlılığınızı arttıracak, kişi İslam'a bağlılığını azalttıkça da siz ona bağlılığınızı azaltacaksınız. O zaman hiç riziko yoktur. Kim vahyi doğrulara sarılırsa asla kaybedenlerden olmaz." Sayfa 229.

     "Mesajımız ortada. İnsanları üzerine çağırdığımız şey, yalnız ve yalnız İslam. Kimseyle değil, mesajımızla meşgulüz. Allah'ın hükümlerinden daha üstün hüküm tanımayanlara iki cihan izzeti var iken, diğerlerine yalnız zillet vardır. Biz izzete talibiz." Sayfa 230.

     "İslam'ı, Allah'ın hükümlerini hakem kabul edince Müslümanların anlaşamaması ve hele hele birbirlerini düşman görmeleri kabil olmaz. Müslümanız denildiği halde Allah ve Resulüne başvurulmaz ve o hükümlere teslim olunmaz ise elbette düşmanlıklar da husumetler de çoğalır. Yabancılaşma çoğalır. İçinde bulunduğumuz topluma bir bakınız. Gördüğünüz manzara bunun açık bir delili sayılmaz mı?" Sayfa 232.

     "Önümüzdeki yıllar, şu an gerek yaşadığımız ülkede ve gerekse dünyada Ümmeti Muhammed'in başında esmekte, estirilmekte olan fırtınalar yine esmeye devam edecek. İslam hakkında bildiklerimiz ve öğreneceklerimiz ancak bizi bu fırtınadan koruyacaktır. Bizler, dışımızda estirilen fırtınalara göre yol tutanlar olmamalıyız. Bizler İslam'ın ağırlığı ile ağırlıklı olmalıyız ki bizi onun dışında herhangi bir şey yönlendiremesin, kımıldatamasın bile." Sayfa 234.

     "Allah'tan merhamet umanın, onun kullarına daha anlayışla yaklaşması, Allah'ı razı edici bir tavırdır. Resulullah'ın da böyle davranması sonucudur ki insanlar onun etrafında toplanmışlardır. Bu bizlerin hiç unutmaması gereken bir tavır ölçüsüdür." Sayfa 235.

     Dünyaya hükmetmek üzere gönderilen bir dine (İslam'a) muhatap olanlar, ne yazık ki asırlar boyu 'dünyayı terk' telkinine muhatap olduklarından, yüce Allah'ın kendilerine emrettiği görevi göremez olmuşlardır. Görünen ve bildirilen düşmanı terk ile görünmeyen ve bilinmeyen afaki düşmanla mücadelenin uğruna nice değerler feda edilmiştir." Sayfa 244.

Bu blogdaki popüler yayınlar

Adet ile İbadet Arasında Bocalayan Müslüman-Mustafa Varlı

Adet ile İbadet Arasında Bocalayan Müslüman-Mustafa Varlı. Ensar Neşriyat, 2017      "Teknik ve kültürel imkanların alabildiğine gelişmiş olmasına rağmen, günümüz Müslümanının yaşayışı ile Asrı Saadet dönemi Müslümanlarının anlayış ve yaşayışları arasında büyük farklar görmekteyiz." Sayfa 10       "Âdetlerin, ibadetlere karışması ve ibadet gibi kabul edilmesi İslam kavramını ve imajını zedelemektedir. Görüntüsü ve yaşantısı zedelenmiş bir İslam ise kesinlikle yüce Allah'ın indirdiği İslam değildir." Sayfa 13       "İmanın dil ile ikrar ve kalp ile tasdikten ibaret olduğu anlayışındaki günümüz insanı, dil ile Müslüman olduğunu söyleyip kalbinden de buna inandığı takdirde ibadet etmese bile Müslüman kabul edileceğini ve sonunda bununla da cennete gidebileceğine inanmaktadır. Bu düşüncedeki pek çok kişi, işlediğim günahların cezasını bir süre çektikten sonra nasıl olsa Allah beni cennete sokacak, o halde dünyanın zevklerinden ke...

Kur'an Kılavuzu Mutlak Gerçeğin Sesi-Murat Sülün

Kur'an Kılavuzu Mutlak Gerçeğin  Sesi-Murat Sülün. Ensar Neşriyat, 2013       "Kur'an-ı Kerim, İslamiyet'in temel metni olmakla birlikte  bilinen anlamda bir din ve dua kitabı değildir. Kur'an'ın asıl konusu insan olup, Allah, cennet-cehennem, melek gibi gaybi kavramların sahih anlamını ortaya koymakla yetinir. Doğru ile yanlışın, gerçek ve sahtenin kriteridir." Sayfa 11       "Hak Teala insanları, Kur'an ve kainat kitaplarına karşı takındıkları tutuma göre yüceltip alçalttığı için, bu iki kitaba karşı tutumumuzu gözden geçirmek durumundayız. Bunun için de kutsal kitabımızı iyi tanımalı, işlevinden bihaber olmamalıyız." Sayfa 11       "Arapça bilmeyen Müslümanlar, Kur'an'la anlamaya dayalı değil, saygıya dayalı bir ilişki kurmuş, onun içine fazla girememiş, İslam öğretilerini sıhhatleri kuşkulu bilgilerle dolu kaynaklardan öğrenmişlerdir." Sayfa 13      "Adalet, çalışma, dürüstlük, hesap verme fi...

Nehri Geçerken-Abdurrahman Aslan

Nehri Geçerken-Abdurrahman Aslan. Beyan Yayınları, 2010      "Hristiyanlığı hurafelerden ayıklayarak o ilk asli haliyle yaşamak isteyen Hristiyanlar, onu yorumladılar ama bir müddet sonra baktılar ki o Hristiyanlık, kapitalist dünyanın modern dünyanın manevi sübabı olmuş. Bunun böyle olacağını ne tahmin ettiler ne de böyle bir amaçları vardı." Sayfa 21       "İnsan, ilahi ve kutsal olana rağmen varlığını sürdüremez. Sekülerizm ise insanın ilahi ve kutsal olana rağmen varlığını sürdürme girişimidir, iddiasıdır." Sayfa 30       "İslam'ı Modernitenin uygun bulduğu bir form içinde yaşamaya talibiz. Acaba bu ne kadar sağlıklıdır ve dinin bu şekilde yaşanması gerçekten sonuçta geriye İslam'dan ne bırakacaktır bize?" Sayfa 31       "Modernite ile birlikte insan her şeyin, iyinin, kötünün, güzelliğin, adaletin, doğrunun, sevginin ve sanatın anlamının kaynağına kendini yerleştirir. Düşünce biçiminde rasyonaliz...