Ana içeriğe atla

Hangi İslam-Erhan Aktaş


     Hangi İslam-Erhan Aktaş. Anlam Yayınları, 4.Baskı, 2010.

     "İçinden çıkılması en zor olan; 'batıl' yolda olanların, kendilerini gerçek İslam olarak görmeleri ve 'hak' yolda olanları dinden sapma ile suçlamalarıdır. 

     Temel sorun, gerçeğin neye göre tespit edileceğidir. Bu sorunun cevabı kuşkusuz; ölçü Kur'an'dır şeklinde olacaktır." Sayfa 5.

     "Eğer Müslüman'ım diyenler dinin gerçek anlamını bilselerdi, İslam'la birlikte başka dinleri de benimsemezlerdi. Çünkü ismi ne olursa olsun, insanın yaşamını düzenleyici kuralları olan bütün sistemler din konumundadır." Sayfa 10.

     " 'Müşrikler istemese de dinini bütün dinlere üstün kılmak için Rasulünü hidayet ve hak din ile gönderen odur' ayetinde görüldüğü gibi kendi koyduğu kurallara din diyen Allah, müşriklerin yaşamlarını uydurdukları yasalara/kurallara da din demektedir." Sayfa 11.

     "Sanki Allah'ın kitabı tek başına yeterli değilmiş gibi, sanki Allah'ın belirlediği ölçüde fazlalık veya eksiklik varmış gibi, kimileri heva ve heveslerinden koydukları hükümlerle onu tamamlamaya, kimileri de fazlalık varmış gibi onu eksiltmeye çalışmaktadır." Sayfa 17.

     "Karmaşık, çarpık ve hakla batının iç içe olduğu bir hayatı yaşıyoruz. Beşeri ideolojilerin temel alındığı, İslam'ın kitabına mevcut rejimin müsaade ettiği oranda yer verildiği (ve o da halkı aldatmak  amacına dayanmaktadır), adına demokratik laik düzen denilen bir hayatı benimseyenlerin, bu seçimlerine rağmen kendilerini Müslüman olarak nitelemeleri hangi haklı gerekçeye dayanmaktadır?' Sayfa 20.

     "Yarattığı her şeyi bir ölçüye göre düzenleyen Allah, kullarının hayatlarını düzenlemelerinde ölçü olsun diye de Kur'an'ı vahyetmiştir. Ateşe, suya, güneşe, aya konan yasa gibi Kur'an da insanlığın yasasıdır. Kim bu yasaya uymazsa insanlığını yitirir. Bu yasa insanlığın kaderidir. İnsanlık bu özelliği ile insanlıktır.

     Nasıl ki güneşe konan yasa, onun belli bir yörüngede dönmesi, ısıtması ve aydınlatması ise insan da insanlığın yasası olan kitaba uyumakla gerçek insan olur. Uymamakla da insanlıktan çıkar.

     Ancak, Allah koyduğu yasaya uyup uyumama konusunda insana seçme özgürlüğü vermiştir. Zaten ceza ve ödül de bu özgürlüğün bedelidir. Cennet ve cehennem bunun için vardır." Sayfa 35.

     "Kur'an'ı anlamada esbabı nüzul (ayetlerin indirilmesine neden olan olaylar), illet, hadis, kelam, fıkıh, alimlerin görüşü, geleneksel kültür, tasavvuf ve mezheplerin referans olarak alındığını görmekteyiz.

     Bu kaynakların bir kısmını dışlamanın veya onları yok saymanın, kültürü ve bilgiyi yok saymak anlamına geldiğini biz de bilmekteyiz. Ancak sorun, onları temel doğrular düzeyinde görerek, Kur'an'dan anlaşılması gerekeni onların belirlediği şekilde anlamayı esas almaktır. 

     İnsanın sözünü Allah'ın sözünün önüne geçirmek, insani bilgiyi ilahi olandan üstün tutmak demektir." Sayfa 42.

  "Doğru yolu Kur'an'da değil de bir takım kimselerin yolunda arayanlar; onların açıklamalarını Allah'ın hükümleriymiş gibi görerek, din adına her dediklerine uymayı Allah'a uyma olarak görmektedirler." Sayfa 46.

     "Gerekçesi ne olursa olsun, ister iyi niyetle, ister insanları doğru yola iletmek ve uyarmak düşüncesiyle, ister İslam'a hizmet amacıyla olsun, hiç kimsenin kendi yanından dine bir şey ilave etmeye hakkı yoktur." Sayfa 47.

     "Özellikle İslam'ın hızla yayıldığı dönemlerde kitleler halinde Müslüman olanlar, İslam öncesi inanç ve kültürlerine ait olan değer yargılarını da kendileriyle beraber İslam'a taşıdılar. Böylece geçmişlerine ait cahiliyeye ait inanç, kültür, örf ve adetlerle 'vahiy İslam'ı,  kültür İslam'ına' dönüştü.

     İlk yıllarda insanlar birer birer Müslüman olurlarken, sonraları topluluklar halinde İslam'a girilmeye başlandı. İslam'a birer birer girenler, cahiliye hayatlarına ait neleri varsa hepsini İslam'ın kapısında bırakıp öyle girerlerken, topluluklar halinde girenler ise bu hassasiyetten uzak bir şekilde kendileri ile birlikte cahiliye hayatlarına ait olanların büyük bir bölümünü de İslam'a soktular.

     İlk zamanlar Müslüman olmak demek zulüm görmek, malından, canından, yurdundan ve sevdiklerinden olmak demekken, daha sonraları (İslam devlet olunca) ise Müslüman olmak birçok avantajı da beraberinde getirmeye başladığından, insanlar da avantajlı olanı tercih etmeye başladılar." Sayfa 50.

     "Peygamberlerin varisleri ancak onlardır ki insanları yalnızca Kur'an'a çağırır ve Kur'an'a uymalarını isterler, kendi görüş ve düşüncelerine değil.

     Ebu Cehil'in varisleri ise insanların Kur'an'a uyabilmek için kendilerine uymaları gerektiğini şart koşarlar." Sayfa 55.

     "Kur'an'ın anlaşılır ve açık bir kitap olduğunu söyleyen Allah'a rağmen, 'biz bu kitabı anlayamayız' düşüncesine sahip olanlar, bilinçsizce Allah'a iftira etmektedirler." Sayfa 65.

     "Anlaşılmak üzerine gönderilen Kur'an'ın, yüzünden okunuşunu ibadet haline getiren zihniyet, sadece yüzünden okumayı yeterli görerek, insanların onu anlamaya çalışmasına engel olmuştur." Sayfa 71.

     "Kendisini okuyan herkesi tatmin edecek bir açıklıkta olan Kur'an, aynı zamanda kendisine yönelen ilginin ciddiyetine göre de olabildiğine geniş ve derinlikte bir kitaptır." Sayfa 78.

     "Zikir, sanıldığı gibi sadece belli sözlerin tekrarı ile gerçekleşmez. Zikir, Allah'ı düşüncemizde ve yaşantımızda söz sahibi yaparak, onun yasalarına göre hareket etmek ve onun koyduğu ölçülere göre yaşamakla gerçekleşir." Sayfa 100.

     "Yaşadığı hayatı Allah'ın koyduğu esaslara göre düzenlemeyi amaç edinen bir kulun yaptığı meşru her şey ibadettir.

     İslam'ı bir yaşam biçimi olarak almayan, İslam'ı hayata hakim kılmayı yaşamanın amacı saymayan bir kimsenin de yaptığı hiçbir ibadet, ibadet sayılmaz. İslam adına, din adına yaptığı her şeyi boşa gider." Sayfa 105.

     "Allah'ın bazı kullarına olağanüstü özellikler verdiğini ve o kulların da gelecekten haber verme, görünmeyeni görme, bilinmeyeni bilme, masum olma, şifa dağıtma, görüş ve düşüncelerinde yanılmaz olma gibi üstün özellikler taşıdıkları iddiası İslam dışıdır ve bir kuruntudan ibarettir. Bu tür iddialar, Kur'an tarafından lanetlenerek reddedilmektedir." Sayfa 109.

     "Günümüzde öylesine garip bir durumla karşı karşıyayız ki İslam'ın koyduğu kuralları geçersiz ve gereksiz saydığı halde, İslam'ın bir kısmını çağ dışı gördüğü halde, İslami yeterli ve akılcı bulmadığı halde, yine de Müslüman olduğunu söyleyenler var." Sayda 117.

     "Müslüman yalnız şehadet kelimesini söylemekten değil, Kur'an'ın tümünden sorumludur.

     İslam'ın şartları sadece beş değil, Kur'an'ın iki kapağı arasındakilerin tamamıdır. 

     Teoride Müslüman olan, pratikte de Müslümanlaşmadıkça cenneti elde edemez." Sayfa 120.

      "Eğer bugün mezhepler dinin yerini almış ve Müslümanlar arasında bölünmelere neden olmuşsa suç mezheplerde değil, mezhepleri din gibi görenlerdedir." Sayfa 134. 

Bu blogdaki popüler yayınlar

Adet ile İbadet Arasında Bocalayan Müslüman-Mustafa Varlı

Adet ile İbadet Arasında Bocalayan Müslüman-Mustafa Varlı. Ensar Neşriyat, 2017      "Teknik ve kültürel imkanların alabildiğine gelişmiş olmasına rağmen, günümüz Müslümanının yaşayışı ile Asrı Saadet dönemi Müslümanlarının anlayış ve yaşayışları arasında büyük farklar görmekteyiz." Sayfa 10       "Âdetlerin, ibadetlere karışması ve ibadet gibi kabul edilmesi İslam kavramını ve imajını zedelemektedir. Görüntüsü ve yaşantısı zedelenmiş bir İslam ise kesinlikle yüce Allah'ın indirdiği İslam değildir." Sayfa 13       "İmanın dil ile ikrar ve kalp ile tasdikten ibaret olduğu anlayışındaki günümüz insanı, dil ile Müslüman olduğunu söyleyip kalbinden de buna inandığı takdirde ibadet etmese bile Müslüman kabul edileceğini ve sonunda bununla da cennete gidebileceğine inanmaktadır. Bu düşüncedeki pek çok kişi, işlediğim günahların cezasını bir süre çektikten sonra nasıl olsa Allah beni cennete sokacak, o halde dünyanın zevklerinden ke...

Kur'an Kılavuzu Mutlak Gerçeğin Sesi-Murat Sülün

Kur'an Kılavuzu Mutlak Gerçeğin  Sesi-Murat Sülün. Ensar Neşriyat, 2013       "Kur'an-ı Kerim, İslamiyet'in temel metni olmakla birlikte  bilinen anlamda bir din ve dua kitabı değildir. Kur'an'ın asıl konusu insan olup, Allah, cennet-cehennem, melek gibi gaybi kavramların sahih anlamını ortaya koymakla yetinir. Doğru ile yanlışın, gerçek ve sahtenin kriteridir." Sayfa 11       "Hak Teala insanları, Kur'an ve kainat kitaplarına karşı takındıkları tutuma göre yüceltip alçalttığı için, bu iki kitaba karşı tutumumuzu gözden geçirmek durumundayız. Bunun için de kutsal kitabımızı iyi tanımalı, işlevinden bihaber olmamalıyız." Sayfa 11       "Arapça bilmeyen Müslümanlar, Kur'an'la anlamaya dayalı değil, saygıya dayalı bir ilişki kurmuş, onun içine fazla girememiş, İslam öğretilerini sıhhatleri kuşkulu bilgilerle dolu kaynaklardan öğrenmişlerdir." Sayfa 13      "Adalet, çalışma, dürüstlük, hesap verme fi...

Nehri Geçerken-Abdurrahman Aslan

Nehri Geçerken-Abdurrahman Aslan. Beyan Yayınları, 2010      "Hristiyanlığı hurafelerden ayıklayarak o ilk asli haliyle yaşamak isteyen Hristiyanlar, onu yorumladılar ama bir müddet sonra baktılar ki o Hristiyanlık, kapitalist dünyanın modern dünyanın manevi sübabı olmuş. Bunun böyle olacağını ne tahmin ettiler ne de böyle bir amaçları vardı." Sayfa 21       "İnsan, ilahi ve kutsal olana rağmen varlığını sürdüremez. Sekülerizm ise insanın ilahi ve kutsal olana rağmen varlığını sürdürme girişimidir, iddiasıdır." Sayfa 30       "İslam'ı Modernitenin uygun bulduğu bir form içinde yaşamaya talibiz. Acaba bu ne kadar sağlıklıdır ve dinin bu şekilde yaşanması gerçekten sonuçta geriye İslam'dan ne bırakacaktır bize?" Sayfa 31       "Modernite ile birlikte insan her şeyin, iyinin, kötünün, güzelliğin, adaletin, doğrunun, sevginin ve sanatın anlamının kaynağına kendini yerleştirir. Düşünce biçiminde rasyonaliz...