Temel Kaynağımız Kur'an-Fevzi Zülaloğlu. Ekin Yayınları, 4.Baskı, Temmuz 2011.
"Benliğimize doğmadan önceki yaratılış sürecimizde yerleştirilmiş olan 'mutlak hakikati kavrama yeteneğinin' körelmemesi için, doğruyu aramaktan vazgeçmemek ve geçici dünya ayartılarına takılıp kalmamak gerekmektedir. Yanlış adreslere başvurarak zaman kaybetmemek için de bir rehbere ihtiyaç vardır." Sayfa 21.
"Kur'an'a yaklaşım şeklimizi belirleyen iki tür kuşatma altında bulunuyoruz.
Birincisi, Kur'an'ı egemen şirk kültürüne payanda yapmaya çalışan resmi din eğitiminin kuşatması. İkincisi ise doğrusuyla yanlışıyla bir gelenek olarak atalarımızdan devraldığımız ve ayıklamaya, seçilmeye muhtaç olan bulanık din anlayışlarının kuşatması." Sayfa 23.
"Torpilcilik anlamında bir şefaat anlayışı Kur'an'da yoktur. Rabbimizin yardımının dünyada ve ahirette ilahi rızaya erişmiş müminler için olduğunda hiçbir kuşku yoktur." Sayfa 31.
"Bir terim olarak Batınilik; iç manaya yönelme iddiasıyla ilahi mesaja fütursuzca anlam takdir etme hakkını kendinde görmek şeklinde tanımlanabilir.
Batıniler, sözde derinlik adına hevalarınca ürettikleri manaları, ilahi kelamın mesajına yükleyerek tahrifler yapmışlardır.
'Ey insanlar! Allah'a muhtaç olan sizsiniz ama O, hiçbir şeye muhtaç değildir.' (Fatır 15).
Muhyiddin Arabi bu ayeti hevasına göre yorumlayarak şöyle bir anlam takdir etmiştir:
'Varlığımız açısından biz ona muhtaç, nefsinde zuhuru için o bize muhtaçtır. O bana hamd eder, ben ona hamd ederim. O bana ibadet eder, ben ona ibadet ederim.' Sayfa 35.
"Bir yazar sözünü süsler, düzeltir, yeniden kurgular, siler, yeniden yazar. Bu tür hiçbir işlemden geçmeden olduğu gibi söylenen her beşeri sözde yanlışlıklar olur. Oysa Kur'an ayetleri bir sefer indirildikten sonra, hiçbir şekilde düzeltme, değiştirme yapılmamıştır. Buna rağmen hiçbir tenakuz, tutarsızlık bulunmaması, onun icazına, ilahi kaynaklı oluşuna delalet eder." Sayfa 63.
"Kur'an'a tarihselci yaklaşım, onu kutsal bir hitabın denetim altında yazıya geçirilerek korunmuş bir metni olarak görmemekte, Kur'an'ı nesnel bir anlamanın aracı olarak algılamaktadır." Sayfa 69.
"Mirasla ilgili hükmü, ilk muhatap için emreden Allah, 'görüş değiştiren, sözünden cayan' bir ilah olmadığına ve kıyamete kadar geçerli olacak başka bir kitap indirmediğine göre, bu hükmün kesin bir buyruk olarak telakki edilmesine mani olan nedir?" Sayfa 70.
"Modern çağda küresel kapitalizmin kuşatması altında bulunan Müslümanların, toplumsal konumları ile ilgili yaşadıkları acı ve dengesizlikleri aşmak için reel şartların dayattığı gereklilikleri 'İslam Modernizmi' adı altında meşrulaştırmaya çalışıp, bu doğrultuda evrensel Kur'an hükümlerini, içtihadi hükümlermiş gibi zaman şartına bağlayıp değiştirmeye teşebbüs etmek, önemli bir sapma ve basiretsizliktir." Sayfa 70.
"Suudi Arabistan gibi sözde İslam ülkelerinde, ülke kaynaklarını har vurup harman savuran Kral ailesi, hiçbir zaman hırsıza uygulanan had cezasına çarptırılmazken, belki de meslek edindiği için değil de fakirlikten dolayı sıradan küçük bir metayı yürüten garibanlara el kesme cezasının uygulanması bir adalet değil zulümdür." Sayfa 71.
"Hz Ömer kıtlık şartlarında had cezasını uygulamamıştır. Fakat o hiçbir zaman, o ilahi hükmün had cezasını ebediyen (ya da süresiz olarak) suni bir konjonktür lehine olacak şekilde askıya almayı, hakim bir paradigmanın hatırı için ilahi kelamın mesajını nesh ederek hükmünü ortadan kaldırmayı düşünmemiştir." Sayfa 72.
"Her şeyi bilen Allah, bin yıl ya da daha sonraki dönemleri bilmiyor muydu ki 7.yüzyılla kayıtlanabilecek naslar indirmiştir? Böyle bir noksanlıktan Rabbimiz beridir. İlk indirdiği toplumun tasavvurlarını kaale alan Allah, kıyamete kadar yaşayacak tüm insan toplumlarının kavrayış düzeylerini de dikkate alacaktır." Sayfa 73.
"Cihad gibi sömürüye karşı başkaldırıyı temsil eden inançlar, başörtüsü gibi gözü doymak bilmeyen kapitalist büyüme modelinin önünde simgesel bir engel olarak duran ilahi buyruklar, şeriat ve muamelat ile ilgili siyasal, sosyal alanla ilgili hükümler, yaklaşık 300 yıldır dünyayı egemenliği altında tutan Batılı dünya görüşü tarafından tel'in edilmektedir." Sayfa 80.
"Çağdaş firavunlar ve zulümleri karşısında dut yemiş bülbül gibi hareket eden, hatta neredeyse gündemlerinde bu tür konulara hiç yer vermeyen Modernistler, Kur'an'ı salt bir ahlak kitabına indirgemeye çalışmaktadırlar. Çağdaş zulüm, sömürü ve ahlaksızlık karşısında ciddi bir tavır sahibi olmayı bir türlü Kur'an ahlakının temel amaçları arasında görememektedirler.' Sayfa 86.
"Müslüman tarihselciler, laik paradigmanın etkisi altında, özellikle kamu alanına ilişkin
-faizin yasak olması gibi- Kur'an naslarını buharlaştırmaya çalışmaktalar. Bu da dini toplumsal, siyasal ve hukuki alandan soyutlayıp, Allah'ı ve indirdiklerini bir alana sıkıştırmaya, hayatın içinden kovmaya çalışan laik, deist ideolojilerin hedefleriyle aynı paralelde faaliyet yürütüyor olmalarıyla sonuçlanmaktadır. Sayfa 131.
"Modernizm, ahiret yerine dünyayı, vahiy yerine rehbersiz aklı, din yerine 'çağdaş uygarlık düzeyi' idealini geçirmiştir." Sayfa 132.
"Tarihselciliğin sefaleti, ilahi kaynaklı bir kitaba, beşeri bir kaynak muamelesi yapmakta yatmaktadır. Kur'an'a inananlar için tarihselcilik, masum görünüşlü, münafıkça bir saldırıdır. Çünkü ona tarihsel bir metin işlevi yüklemektedir." Sayfa 137.
"Kur'an perspektifinden baktığını iddia ettiği halde, Allah'ın kendisine ibadet ettiğini, tek Allah'a kızgın olduğunu, firavunun bile Müslüman olarak öldüğünü ve benzerlerini iddia ederek, hiçbir Kur'ani değeri kaale almayıp keşif ve işrak okyanuslarında boğulan İbni Arabi için Yaşar Nuri Öztürk; 'fikir ve ilham devi, Kur'an kaynaklı düşüncenin tarihteki en büyük temsilcisi' demektedir.
Yine 'imanla küfür arasında fark gören kafirdir' diyen Hallacı Mansur, Yaşar Nuri Öztürk'e göre örnek alınması gereken büyük ruhlardandır." Sayfa 161.
"İlk Kur'an nesli olan sahabelerin hepsi ilahi mesajı aynı derecede anlamış değildi. Hatta Kur'an'dan sadece birkaç ayet veya birkaç sure duyarak Müslüman olmuş, bırakın tamamını öğrenmeyi, temel mesajı kavrayıp o kavrayışı oranında üstün örnekler ortaya koymuş yüzlerce sahabeden bahsedebiliriz.
Onları iyilik müsabakasında birinci yapan, Allah yolunda varını yoğunu ortaya koyma bilincine eriştiren, şehadet için yanıp tutuşmaya sevkeden; salt bir lugavi anlama çabası peşinde koşmak değil, hidayet için Rabbani mesajın özünü kavramış olmaktır." Sayfa 211.
"Kur'an, ne mantık oyunlarında malumatfuruşçuluğun malzemesi olarak kullanılabilecek salt rasyonel bilgidir, ne de mistik maceraların dehlizlerinde aklı heba etmeye yarayan bir araçtır. O yaşanan insan hayatını anlamlandıran, gayba ve şuhuda ilişkin kılavuzluk yapan, karanlıklardan aydınlığa çıkaran, bilgi, inanç, eylem rehberidir. Kısaca Kur'an, madde ile mana, dünyevilik ile uhrevilik, materyalizm ile mistisizm arasında kurulan dengeli ilişkinin eşsiz örnekleri ile doludur." Sayfa 362.