Ana içeriğe atla

İyad el-Kuneybi'den Makaleler


İyad el-Kuneybi'den Makaleler. Anlatı Yayınları, 2017.

     "Yeryüzünün her köşe ve bucağında yaşayan Müslümanların bizim üzüntülerimize ihtiyaçları yoktur. Bilakis üzülmemiz ve kederlenmemiz, nefislerimizi uyuşturarak kardeşlerimize karşı olan görevlerimizden bizi muaf tutacağı kanaatine vardırmaktadır." Sayfa 28.

     "Bize düşen, doğru yolu bulup imtihanlarda başarılı olmamızdır. Üzüntü ve kederleri aramak görevimiz değildir.

     Üzüntü, dinde övülen bir şey değildir ve din ile bir arada kullanılmaması gerekir. Peygambere (a.s) dayatılan 'her anı üzüntüyleydi' hadisi sahih değildir." Sayfa 30.

     "İslam'ın sütunları ıstıraplı, depresyonlu ve sefil insanların omuzlarında yükselmemiştir.
Selefimizin yaptıklarına bakınca, kısa sürede büyük başarılar elde ettiklerini görürüz. Onlar fetihler gerçekleştirmişler, insanları Allah'ın dinine çağırmışlar ve hayatın her alanında başarılı olmuşlar. Bu işleri yapanlar kesinlikle kendilerini depresyon ve ıstırabın kuşattığı insanlar olamazlar" Sayfa 33, 34.

     "Burma Müslümanları, kendi topraklarında yakılmamak için başka ülkelere kaçıyorlar. Ancak birçok ülke onlara topraklarında sığınma hakkı tanımıyor. Böylece denizin ortasında aç kalarak veya boğularak yavaş yavaş ölüyorlar.

     Şayet bizler bu miskin halka yardım etseydik, bu bizim için hakiki bir kurtuluş ve Allah'tan bir rahmet kaynağı olurdu. Heder ettiğimiz ve gerçek sahiplerinden kaçırdığımız bu mallar ile Allah'ın karşısına nasıl çıkacağız?" Sayfa 53, 54.

     "Allah için kızma, artık Müslüman toplumlarında bir suç olmuş, bazı öne çıkmış davetçilerin ve bazı İslami yapıların suç kabul ettiği bir şey olmuştur. Hatta suçlama kültürü Müslümanlar arasında yaygınlaşmıştır." Sayfa 57.

     "Bizler düşmanlarımızın bize karşı savaşmak için bir nedene ihtiyaç duymadıklarını tam olarak bilmekteyiz. Eğer bir sebep bulunmazsa uluslararası sistem bir gerekçe uyduracaktır. Irak'ta kitle imha silahları bulunduğu yalanıyla işledikleri cürümler bunun en güzel örneğidir." Sayfa 71.

     "İslam'ı her yerde vurmak için, Körfez petrollerinden beslenen Amerikan dolarının desteklenmesi durmuş olsa, bunun doğru yönde atılan bir adım olduğunu söylerdik." Sayfa 91.

     "Bizim sorunumuz; Erdoğan'ın hala bazı bozukluklara son vermemesi ya da dini tam olarak ikame etme mertebesine ulaşmamış olması değildir. Sorunumuz; onun metodunun yasama yetkisini Allah'a ait kılmak, bu esas üzerine ikame olmamış her nizamdan çekilmek ve hatta onu değiştirmek için çabalamak gibi, başlangıçta dinin en temel kaidelerini yerine getirmiyor olmasıdır." Sayfa 100.

     "Erdoğan için zikrettiğimiz bu olumsuzluklara, biliyoruz ki diğer Müslüman toplumların idarecileri hıyanet, ajanlık, zillet, açık zulüm, fesat, dinle savaş gibi başka olumsuzlukları da eklediler. Bu yüzden de biz Erdoğan'ın hidayeti için dua ederken, onların helak olmaları için dua ediyoruz." Sayfa 103.

     "İnsanlardan fitneye düşenlerden bazıları, Erdoğan'ın metodunu, demokrasisini ve laikliğini, asil olan İslam nizamına göre 'bu zamana daha uygun', 'alternatif' ve 'nihai bir hedef' olarak kabul ettiler." sayfa 104.

     'Sırf muska takıyor diye bütün Afganları tekfir eden, türbeler var diye cihadı terk eden, ağaçlara çaput bağlayanların kanını helal gören, aceleci ve ilimden yoksun kişiler, yaşanan mücadeleyi her zaman daha da zorlu hale getirmişlerdir. " Sayfa 115.

      "Saydığımız tekfirci/harici cemaatler içinde hiç şüphesiz, özelde cihadi harekete, genelde ise bütün ümmete en büyük zararı veren; Bağdadi cemaatinin (İşid) başlattığı fitne olmuştur." Sayfa 116.

     "Demokrasi, İslam'a aykırı olmanın yanı sıra, kendisiyle de felsefi olarak çelişmektedir. Çünkü mekanizmaları nasıl olursa olsun doğurduğu sonuç; halktan kimilerinin, diğerlerinin üzerine heva bakımından musallat olmasıdır." Sayfa 121.

     Suriye olaylarında Allahu Teala'nın rahmetinin alametlerinden birisi de Mümin kullarına sebat vermesidir. Bir annenin tüm derdinin, oğlunun ölmeden önce kelimeyi şehadet getirmesi olduğunu görüyoruz ve bu anne şöyle diyor; 'Allah'ım sen razı olana kadar sana hamdolsun'. 

     Başka bir çocuğun ise başından şarapneller çıkarılırken ezberinden Kur'an-ı Kerim okunduğunu görüyoruz." Sayfa 148.

Bu blogdaki popüler yayınlar

Adet ile İbadet Arasında Bocalayan Müslüman-Mustafa Varlı

Adet ile İbadet Arasında Bocalayan Müslüman-Mustafa Varlı. Ensar Neşriyat, 2017      "Teknik ve kültürel imkanların alabildiğine gelişmiş olmasına rağmen, günümüz Müslümanının yaşayışı ile Asrı Saadet dönemi Müslümanlarının anlayış ve yaşayışları arasında büyük farklar görmekteyiz." Sayfa 10       "Âdetlerin, ibadetlere karışması ve ibadet gibi kabul edilmesi İslam kavramını ve imajını zedelemektedir. Görüntüsü ve yaşantısı zedelenmiş bir İslam ise kesinlikle yüce Allah'ın indirdiği İslam değildir." Sayfa 13       "İmanın dil ile ikrar ve kalp ile tasdikten ibaret olduğu anlayışındaki günümüz insanı, dil ile Müslüman olduğunu söyleyip kalbinden de buna inandığı takdirde ibadet etmese bile Müslüman kabul edileceğini ve sonunda bununla da cennete gidebileceğine inanmaktadır. Bu düşüncedeki pek çok kişi, işlediğim günahların cezasını bir süre çektikten sonra nasıl olsa Allah beni cennete sokacak, o halde dünyanın zevklerinden ke...

Canla Bağışla, Çoğaltma Telaşından Paylaşma Yarışına-Senai Demirci

Canla Bağışla, Çoğaltma Telaşından Paylaşma Yarışına-Senai Demirci. Timaş Yayınları, 2009       "Şöyle bir bak kendine. Geçmişte bıraktığın 'Sen' leri hatırla. Fotoğraflarda kalmış ne kadar 'ölü'n var arkanda." Sayfa 10        "Ben kendi haline bırakılmış sahipsiz bir varlık mıyım? Yoksa kendisine ikram edilen, özellikle lütfedilmek için seçilmiş, baş köşede oturtulan, el üstünde tutulan onurlu bir konuk muyum?" Sayfa 11       "Vermekle 'Veren'i bulur verenler. İnfak ederek Allah'ı kazanırlar. Allah'ı kazananlar cömerttirler, fakirlikten korkmazlar." Sayfa 13       "İnfak sadece cenneti kazanma vesilemiz değil, cennetimizdir. İnsanı insanın cenneti yapan infaktır çünkü." Sayfa 14       "Beni 'ben' diye seçerek beraberliğine layık gören 'Vareden'e, yanımda başka bir şey/ler daha var etmedi diye küsebilir miyim?" Sayfa 36      "Yaşaması bile kendinden olmayanın sa...

İbrahimi Okuyuş-Ahmet Baydar

İbrahim'i Okuyuş-Ahmet Baydar. Beyan Yayınları, 1998      "Eğer insanın tek bir kaderi olsaydı, yaptıklarından hiçbir şekilde sorumlu tutulmaması gerekirdi...Kur'an-ı Kerim, insanın tek ve belli bir kaderi olmadığını, aksine serbest ve hür iradesiyle kendisini iyi ya da kötüye götürecek kaderlerden birisini seçmeye ayarlandığını beyan eder." Sayfa 7       "İbrahimi dinler gibi isimlendirmeler yanlış kullanımlardır. Bu adlandırma, diğer peygamberlerin uygulamalarını tanım dışında bıraktığı gibi, 'dinler' sözü de Adem'le Muhammed aleyhisselam arasındaki peygamberlerle bildirilen 'tek din islam' olgusunu dışlamaktadır." Sayfa 11       "Tevrat, İncil ve Kur'an'ın ayrı ayrı zamanlarda Hz İbrahim'i insanlığa önermede birleşmiş olmaları, onun peygamberliğinden ve soyundan öte kişiliğini merak etmeyi gerekli kılan yeterli bir neden sayılmalıdır." Sayfa 12       "Hz.İbrahim'in verdiği 'dua' sözü, ...