Ana içeriğe atla

Kur'an Üzerine Konuşmalar-Nuri Adıgüzel


Kur'an Üzerine Konuşmalar-Nuri Adıgüzel. Düş Yayınları, 2004.

     "Besmeleyi Allah'ın yeryüzünde bir halife tayin etmesinden bahseden ayetle ilişkilendirmek istiyorum. İnsan yeryüzünde halifedir. Bu, insanın yeryüzünde onun adına iş yapıyor olması demektir. Besmele çekerek, Allah'ın verdiği yetenekleri, onun koyduğu kanunlar çerçevesinde kullanmayı taahhüt ediyoruz. O halde her besmelede 'halife oluşa' vurgu vardır." Sayfa 13.

      "Ayette 'sana kulluk ederim' değil, 'sana kulluk ederiz' deniyor. İslam, ferdi esaslara dayanan bir din olmayıp, cemaat ruhunu canlandırarak, fertlerine 'biz' duygusunu kazandırmaya çalışan ve toplumsal bir hedefe ulaşmayı gaye edinen bir dindir." Sayfa 18.

     "Alak suresinde 'Rabb'inin adıyla oku' derken,  bilginin Allah'tan bağımsız düşünülemeyeceğini anlıyorum. Yani, seküler bilgi olamaz. Laboratuvara girerken dini bir kenara bırakamayız. Din, bilgiden bağımsız değildir ." Sayfa 24.

     " 'Oku' ayetini Besmele ile alakalandırıyorum. 'Allah'ın adıyla/adına başlarım' ve 'Allah'ın adıyla/adına oku'. Okunacak olan sadece Kur'an değil, kainattaki her şeydir. Çünkü onlar da birer kainat ayetidir." Sayfa 25.

     " 'Oku' ayeti, şu ayeti çağrıştırıyor: 'Adem'e her şeyin ismini öğretti.' Demek ki insana ilk bilgiyi Yüce Allah öğretiyor. İnsan kendiliğinden hiçbir şeyi bilemez. Önce eşyayı yaratmış, sonra isimlerini öğretmiş, daha sonra hikmeti algılayabilme yetisi veriyor. İşte 'oku' derken, bu düzeni yerleştiren Rabbini ve hikmetlerini düşün ve onları ortaya çıkar deniyor.' Sayfa 27.

     " 'Oku, Rabbin Kerem sahibidir.' (Alak 3). Rabbinin kerem sahibi olduğunu bilmek, kulun kendine olan güvenini ve Allah'a tevekkülünü arttırır. Bu sayede insan, ruh sağlığını rahatsız eden korku ve endişelerinden kurtulur." Sayfa 33.

     "Gayret ve çalışmayı tetiklemeyen bir inanç sistemi, nimete ulaşmakta bir engeldir. Boyun büküp oturmakla gökten nimet yağmıyor, çalışmak çabalamak gerekiyor." Sayfa 33.

     "Ey örtüye bürünen, kalk da uyar (Müddessir 1, 2). Bu ayetlerden anladığım, tasavvuftaki yalnızlığa, uzlete çekilme anlayışının yanlış olduğu ve bunun tam tersi olarak, insanların içine girerek onları uyarmanın gerektiğidir. Müslümanlar toplumsal yönden aktif, yönlendirici olmalı, gündem belirlemelidir." Sayfa 55.

     "İbni Haldun'dan itibaren bizde İslam felsefesi için bir şey yapılmamış. Dolayısıyla felsefeden kopmuş toplumumuz. Dışarıda üretilen felsefelerle idare ediyoruz. Bir kısmımız Batıdan, bir kısmımız Doğudan ithal ediyoruz. Pragmatizm, postmodernizm, ontoloji, sekülerizm diyoruz. Bunlar bize ait değil, yabancı. Bu kavramları alıp bize yamamaya çalışıyoruz. Bir pantolona ne kadar güzel yama yaparsanız yapın bu sırıtır." Sayfa 60.

       "İnsan, Allah'ın ahlakıyla ahlaklanmaya çalışan bir varlık olduğundan, onun sıfatlarını hedef değer kabul ederek, bunları kendisinde sergilemeye çalışır." Sayfa 84.

     " 'Allah dilediğini saptırır, dilediğini de doğru yola iletir.' Benim yorumum şöyle: Kim irade ortaya koyarsa doğru yolu bulur, kim de isterse sapıtır. 'men yeşa' lafzını, yani 'Allah dilerse' diye çevirdiğimiz yeri ben 'kişi dilerse' olarak çeviriyor ve anlıyorum. Allah, iyi yolu arzu edeni hidayete erdirir, sapmak isteyeni de saptırır." Sayfa 102.

        " 'Benim çıkarım yasal, gerisi masal' anlayışında olan insanların, İslam'ın öngördüğü adalet ile problemlerinin olması, onların mutfak güç sahibine itaat etmek yerine, O'na karşı sefil bir pozisyona düşmelerine neden olmuştur." Sayfa 133.

       "Kimi insan bir yaprağa bakar ve üzerindeki incecik damarlardan binbir hikmet sezerken, kimisinin de gezegenleri ve yıldızları gözüne soksanız Rabb'inin sıfatlarının yansımalarını müşahede etmekten o derece uzaktır.

     Manen derinleşmiş olan insanlar, varlıklara hikmet gözleriyle bakarak, onu yaratanı tefekkür ederler." Sayfa 145.

      "Yüce Allah, insanın benliğine, beden ve ruhuna ve tüm evrene kendi varlığını nakşetmiştir. İnsan, onun varlığını tanıma eğiliminde ve tabiatında yaratılır. Sonra yaratılışının aksine, Allah'ın kendisine çizdiği bu yoldan sapar." Sayfa 155. 

     "Bir kişinin; ben hem Müslümanım deyip, hem de Marx ve Darwin gibi sahte filozofçukların yolundan giderek, onların felsefe görüntüsündeki ideoloji kalıntılarını benimsemesi mümkün olamaz." Sayfa 157.

     "Allah Rasulunun dini duruşu, bütün alanlardaki duruşunu etkilemiş ve bu dini duruşundan taviz vermemiştir. Müslüman gömleğini hiçbir konumda asla çıkarmamıştır. Çünkü İslam, hayatın her alanını kuşatıcı bir dindir. Bunları ayıranlar sekülerizmin etkisi altındadır." Sayfa 161.

     "Duyarsızlık içindeki insanlar, sorumsuzluklarının nedeni sanki Allah'mış gibi, kendilerinden yardım isteyenlere Allah versin deme cüretini bile gösterebiliyorlar. İnsanların yaşam standartları yükseldikçe, aşağı standartlarda yaşayan fakir tabaka ayrı bir sınıfmış gibi görmeye başlanıyor. Oysa İslami bir toplumda, sosyete tabakası veya elit tabaka diye saçma sapan sınıflar olamaz." Sayfa 212.

     "Bilmenin ardından anlamak geldiği gibi, onun ardından da hayata geçirmek gelmeli ki aktif bir yere taşınsın bildiklerimiz. Yoksa kuru kuruya bir bilme, Kur'an tabiriyle kitap yüklü eşitliktir (Cuma 5). Sayfa 225.

     "Salih müminler, iyilik yaparken ve yasaklardan sakınırken, bunu korkudan dolayı değil, bilakis sevgiden dolayı yaparlar. Sadece Allah'ın sevgisinden uzaklaşacaklarından korkarlar.

     Yine salih müminler, dine olan yönelişlerini ve tebliğ yolundaki hizmetlerini, yüzeysel bir korkuyla değil, içsel bir aşkla yaparlar." Sayfa 230.

Bu blogdaki popüler yayınlar

Adet ile İbadet Arasında Bocalayan Müslüman-Mustafa Varlı

Adet ile İbadet Arasında Bocalayan Müslüman-Mustafa Varlı. Ensar Neşriyat, 2017      "Teknik ve kültürel imkanların alabildiğine gelişmiş olmasına rağmen, günümüz Müslümanının yaşayışı ile Asrı Saadet dönemi Müslümanlarının anlayış ve yaşayışları arasında büyük farklar görmekteyiz." Sayfa 10       "Âdetlerin, ibadetlere karışması ve ibadet gibi kabul edilmesi İslam kavramını ve imajını zedelemektedir. Görüntüsü ve yaşantısı zedelenmiş bir İslam ise kesinlikle yüce Allah'ın indirdiği İslam değildir." Sayfa 13       "İmanın dil ile ikrar ve kalp ile tasdikten ibaret olduğu anlayışındaki günümüz insanı, dil ile Müslüman olduğunu söyleyip kalbinden de buna inandığı takdirde ibadet etmese bile Müslüman kabul edileceğini ve sonunda bununla da cennete gidebileceğine inanmaktadır. Bu düşüncedeki pek çok kişi, işlediğim günahların cezasını bir süre çektikten sonra nasıl olsa Allah beni cennete sokacak, o halde dünyanın zevklerinden ke...

Kur'an Kılavuzu Mutlak Gerçeğin Sesi-Murat Sülün

Kur'an Kılavuzu Mutlak Gerçeğin  Sesi-Murat Sülün. Ensar Neşriyat, 2013       "Kur'an-ı Kerim, İslamiyet'in temel metni olmakla birlikte  bilinen anlamda bir din ve dua kitabı değildir. Kur'an'ın asıl konusu insan olup, Allah, cennet-cehennem, melek gibi gaybi kavramların sahih anlamını ortaya koymakla yetinir. Doğru ile yanlışın, gerçek ve sahtenin kriteridir." Sayfa 11       "Hak Teala insanları, Kur'an ve kainat kitaplarına karşı takındıkları tutuma göre yüceltip alçalttığı için, bu iki kitaba karşı tutumumuzu gözden geçirmek durumundayız. Bunun için de kutsal kitabımızı iyi tanımalı, işlevinden bihaber olmamalıyız." Sayfa 11       "Arapça bilmeyen Müslümanlar, Kur'an'la anlamaya dayalı değil, saygıya dayalı bir ilişki kurmuş, onun içine fazla girememiş, İslam öğretilerini sıhhatleri kuşkulu bilgilerle dolu kaynaklardan öğrenmişlerdir." Sayfa 13      "Adalet, çalışma, dürüstlük, hesap verme fi...

Nehri Geçerken-Abdurrahman Aslan

Nehri Geçerken-Abdurrahman Aslan. Beyan Yayınları, 2010      "Hristiyanlığı hurafelerden ayıklayarak o ilk asli haliyle yaşamak isteyen Hristiyanlar, onu yorumladılar ama bir müddet sonra baktılar ki o Hristiyanlık, kapitalist dünyanın modern dünyanın manevi sübabı olmuş. Bunun böyle olacağını ne tahmin ettiler ne de böyle bir amaçları vardı." Sayfa 21       "İnsan, ilahi ve kutsal olana rağmen varlığını sürdüremez. Sekülerizm ise insanın ilahi ve kutsal olana rağmen varlığını sürdürme girişimidir, iddiasıdır." Sayfa 30       "İslam'ı Modernitenin uygun bulduğu bir form içinde yaşamaya talibiz. Acaba bu ne kadar sağlıklıdır ve dinin bu şekilde yaşanması gerçekten sonuçta geriye İslam'dan ne bırakacaktır bize?" Sayfa 31       "Modernite ile birlikte insan her şeyin, iyinin, kötünün, güzelliğin, adaletin, doğrunun, sevginin ve sanatın anlamının kaynağına kendini yerleştirir. Düşünce biçiminde rasyonaliz...