Düşünceler-Hekimoğlu İsmail. Yeni Asya Yayınları, 1972.
"Üstünde haram elbise, midesinde haram gıda bulunan insanın ibadeti kabul olmaz. Diploma insanlara etiket olalıdan beri bu gerçekler unutuldu.
Maarifin yıktığını, etiket tamir edebilir mi?" Sayfa 12.
"Televizyona gelince, akrabanız olsa ar edeceğiniz ahlaksız kadınlar, çocuklarınızın gıpta nazarlarına takdim olunuyor. Beğenmediğiniz kıyafetler, beğenmediğiniz haller telkin ediliyor. Bu zararsız ve yararlı alette oynatılan ve gösterilen filmler, seyirci ve müşteri durumundaki fertlerin hayat ölçüsü oluyor. Halbuki tamamen programcının insafına ve anlayışına terk edilen bu cihaz, para ile alınan bir beladır. Bu belanın tecellileri; serseri gençlik, hippiler, serbest aşk ve benzeri ahlaksızlıklarla ortaya çıkıyor. Ne diyorsunuz, bunlara da medeniyet diyelim mi?" Sayfa 25.
"Ders kitaplarına bir göz atalım:
Edebiyat: Batıya tamamen açık, Doğuya bir mazgallık pencere bırakılmış. Mesela Tasavvuf Edebiyatı adı altında Vahdeti Vücudu okutmak gibi.
Felsefe: Tamamen Batıya tahsis edilmiş. Gazali'ler, İbni Rüşd'ler, Farabi'ler yok bilinmiş. Bergson çıkar Mevlana'yı işlerse biz de o zaman Mevlana'ya sahip çıkabiliriz. Aşağılık duygusunun bu derecesi...
Tarih: Okul tarihleri ile tarihçilerin yazdıkları birbirine zıttır, birbirini yalanlar.
Biyoloji: Mecburmuşuz gibi din inkara gidiliyor ve tabiat putlaştırılarak 18.yüzyıl Fransız natüralizminde emekliyoruz.
Fizik: Fen derslerinde de naturalizm hakimdir. 'Hiçbir cisim yok edilemez, hiçbir cisim yoktan var edilemez'. Fakat Hristiyan memleketleri buna iki kelime ekliyorlar. Yani 'but God', yani 'Allah müstesna! O yapar!" Sayfa 26.
"Şimdi gelin olan kızların doğduğu günlerde 'Allah' kelimesi söylenmeksizin dini konferanslar verilirdi. Meseleler filozofça, nihayet mütefekkirce anlatılabilirdi. İslamiyetten bahsetmek, muharebe meydanında ayakta yürümek gibiydi." Sayfa 27.
"Yani içki, zamanla aklı karartır. Zaten İslam gemisini karaya oturtanlar da ayyaşlardır.
Yemek uykuyu, sonra ikisi bir olup şehveti teşvik ederler. Bu üçü bir insanda toplanırsa, ilim tası tarağı toplar, müsaadesiz kalkar gider." Sayfa 31.
"Bence çocuğun kötüsü az olur. Fakat anne ve babanın kötüsü çok fazladır. Meselemiz de budur." Sayfa 33.
"Herşeyi tamam olup, sadece pusulası olmayan bir gemi karaya oturur. O kadar alet, mürettebat hepsi heba olur. Pusulasız gezen Müslümanların kulakları çınlasın." Sayfa 38.
"Herşeyden evvel, İslamiyeti yaşayan Müslümanların çoğunluğa gelmiş olması lazım ki devlet adamları İslami emirleri tatbik edebilsin.
Dindar bir kadro iktidara gelse, ancak yalan, faiz, rüşvet, hırsızlık, cehalet, cinayet gibi haller devam etse, bu sefer İslam dininin kurtarıcılığına inananları hüsrana düşürmüş oluruz." Sayfa 59.
"Ecnebi fabrikalarında çalışan, ecnebi arabalarına binen, hatta yiyeceğinden giyeceğine kadar ecnebi etiketli şeyler alan bir insanın, kendine ve milletine güveni ne kadar olur?
Bugün 'Müslüman devlet' adı altında birçok laik devlet savaşıyor, mağlup oluyor ve iç isyanlar ile uğraşıyor. Bunların günahı, İslam dininin sırtına yüklenmemeli." Sayfa 92.
"Madem bu millete İslamiyetten başka bir din seçtirmeye imkan yok, öyleyse 'yarım doktor insanı candan eder' kabilinden, bu yarım Müslümanları tam etmek mecburiyeti hasıl olmuştur.
Hem kişisel, hem toplum olarak İslam dinine sarılarak, maddi ve ahlaki gelişmenin ne olduğunu dünyayı göstermeliyiz." Sayfa 119.
Talebe olduğum yıllarda, yatılı mekteplere girmek için müracaat edenlerin tıbbi muayeneleri acayip bir şekilde yapılırdı. Mesela asabiyeye gidince, doktor çocuğa sövüp sayardı. Eğer çocuk 'Ben de senin...' diye başlarsa artık sağlam raporu alamazdı." Sayfa 146.
"Yanlış anlaşılmasın, Kur'an okumasını bilmeli ve okumalıyız. Sadece, Tebareke suresini okuyan bir cahil, Kur'an'a karşı vazifesini yaptığını ve bilmem ne kadar sevap aldığını zannetmesin." Sayfa 178.
"Mümin, eline konan bir sineğin asrımızdaki en modern uçaklardan daha sanatkarane yapıldığını ve incecik kanatlarına kudretli cihazların yerleştirildiğini düşünse zikretmiş olur.
Akrabasına, komşusuna, arkadaşına rast geldiği bir muhtaca yardım eden, bunu Allah için yapan kimse yine zikirdedir.
Organlarını Allah'ın emir ve yasakları çerçevesinde kullanıyorsan, her an, her dakika zikirdesin.
Allah'ı dil ile de anmalı. Yalnız zikrin pek çok çeşidi olduğunu bilip, bunları İslam'ın ruhuna uygun şekilde yapmalı." Sayfa 179.
"İslami moda mecmuaları çıkmalı, İslami konfeksiyon mağazaları açılmalıdır. Ankara Kızılay'da, İstanbul Beyoğlu'nda açılacak bu konfeksiyon mağazalarının vitrininde iki, üç modele İslami kıyafetler giydirilip teşhir edilmeli. Bunlar gelip geçene haykırmalı; 'Unutma, İslamiyet ve onun kadın kıyafeti vardır.' Bu da bir tebliğdir.
Ey Müslüman, senin resminle bir Fransızın resmi yanyana konduğunda. ikinizi tanımayan bir şahıs sana Müslüman demelidir. Demezse..." Sayfa 223.
"Mavi boncuğu çocuğuna, Besmele levhasını kapına bekçi diktin. Duvara Kur'an'ı astın, Allah emirlerini de kulağının ardına attın. Bir kolyeye binlerce lira verdin, sonra da cenneti 40 Fatiha ile satın almaya kalktın." Sayfa 225.
"Sen edep ve hayadan uzaklaş ilerici, ben edep ve haya timsali iken gerici olayım.
Sen yiyemeyeceğin sermayenle cimrilik ederken, ben dişimden arttırıp fakiri gözetlediğim için gerici olayım." Sayfa 242.
"Sen ibadeti İslam'ın beş şartı içinde görür, ahlakını düzeltmez, günahlarını bırakmazsan, İslam'ın ruhunu anlamamış olursun." Sayfa 245.
"Hırsızın kolunun kesilmesini, zamanın bazı insanları bugünkü medeniyetle bağdaştıramıyormuş. Ama atom bombasını atıp, binlerce çocuk ve kadının ölmesine ve sakat kalmasına razı oluyorlar." Sayfa 248.
"Kim derdi ki koskoca imparatorlukları kuran ve dünyaya insanlığı yayan mukaddes dinin mensupları camilerde iki saf kalsın. Kim derdi ki din denince, bir iki sakallıyı hatırlayalım." Sayfa 252.