Uysal Koyun Mezhebi-Mustafa Çelik. Yenda Yayınları, 2007
"İbrahim'lerini yetiştirmeyen Müslüman toplumlar, Nemrut'ların sayılarını çoğaltırlar. Çocuklarını kuzu gibi yetiştirenler, koyun gibi güdülürler.
İslam'la izzet bulanların, İslam'ın kendilerine kazandırdığı izzeti kaybetmeleri sonucunda ortaya çıkan sosyal boyutlu siyasal mezhebin adı; 'uysal koyun mezhebidir'. " Sayfa 8
"Hz Peygamberin istişareyi kurumsallaştırmış adalet ve tevhid ekseni üzerinde duran inanç devleti yerine, itaati kurumsallaştırmış ve kutsamış, hiyerarşinin alttan yukarıya doğru piramidik saltanat devletini tasavvur edenler, ancak uysal koyun mezhebinin üyelerini çoğaltırlar." Sayfa 8
"İslam topraklarında Müslümanları İslam dışı rejimlere, sistem ve kurumlara razı edenlere uyan Müslümanlar, idareci de olsalar idare edilen de olsunlar esaret hayatından kurtulamazlar." Sayfa 14
"Şimdiye kadar dini, iktidar eliyle koruduğunu söyleyen her sistem, bunu dindarları köleleştirme ve koyunlaştırma yolunda bir rüşvet olarak kullanmıştır. Halen de dindar kitleleri köleleştirmek ve koyunlaştırmak için müşriki otoriteler adına din hamileliğine, korumacılığına soyunan politik soytarılar bu rüşveti kullanmaktadırlar." Sayfa 16
"Müslüman toplumların başında, kendi keyiflerini kanun haline getirip hukuk diye dayatan idareciler, yöneticiler varken başka yerde firavunlar aranmaz. Böyle yöneticileri kendi iradeleriyle iktidara getiren toplumlar, kavimler bulundukça da firavunların üremesi ve türemesi eksik olmaz." Sayfa 23
"Kendi yöneticilerine, önderlerine hesap sorulmaz ve hata etmez muamelesini yapan toplumlar, kendi firavunlarını üreten toplumlardır. Herhangi bir toplum, öncülerinin, idarecilerinin, liderlerinin hatalarında hikmet ve fazilet arıyorsa hiç şüphesiz ki o toplum firavun üretiyor demektir." Sayfa 23
"Birtakım önderlere, vekillere, üstatlara, hocalara, şeyhlere, meclislere ve gruplara Allah'ın inzal ettiği hükümlere muhalif hükümler icat etme yetkisini veren toplumlar, kendi firavunlarını üreten toplumlardır." Sayfa 24
"Önderlerini hakikatten daha çok seven toplumlar onları firavunlaştıranlardır." Sayfa 24
"Kendi keyiflerini kanun haline getirip hukuk diye dayatanların emir ve direktifleri karşısında, hak ve hukuk adına 'işittik ve isyan ediyoruz' deme cesaretini gösteremeyen toplumlar, kendi firavunlarını üreten toplumlardır." Sayfa 25
"Allahu Teala'nın indirdiği hükümlerle idare edilmeyen toplumlar firavunsuz olmazlar." Sayfa 25
"Allah'ın dinini dünya hayatına karıştırmayan, dünyasını Allah'ın dinine göre düzenlemeye kalkışanlara engel olma emrini veren her şahıs, kurum, her iktidar bir firavun sayılır.
Kişinin inandığı dinine göre yaşamaya çalışması en tabii hakkıdır. Kişinin bu hakkına müdahale etme yetkisini kendisinde gören her şahıs, kurum ve kuruluş firavun sayılır." Sayfa 25
"Kendi firavunlarını üreten toplumlar; önderlerine, idarecilerine hocalarına, şeyhlerine helal ve haram tespit ve tayin etme hakkını tanıyarak onları rableştirenlerdir." Sayfa 27
"Alimlerin Allah'ın emrine aykırı olduğu açık olan hatalarına bile itaati caiz görmek, Allah bu konuda ne buyuruyor diye düşünmeden, Allah'ın emrine uymak gerektiğini hesaba katmadan onlara itaat etmek dahi bir şirk ve küfürdür." Sayfa 28
"Keyfiliğe, haksızlığa, hukuksuzluğa karşı toplumun sergilemiş olduğu sessizlik, tepkisizlik, firavunlaşmak yolunda olanlara yapılan bir iyiliktir. Sayfa 28
"Sömürgecilerin sözcülerinden birisi olan Lawrence Browne şunları söyler: 'Gerçek tehlike İslam nizamında, onun yayılma gücünde ve yaşanmasında gizlidir. Çünkü İslam, Avrupa sömürüsüne karşı çekilmiş tek duvardır." Sayfa 29
"Müzik konserlerinde ağlayan, dilek ağaçlarına çaput bağlayan, şarlatanlarını dokunulmaz kılan, futbol maçlarında yakalarını parçalayan bir toplum, tartışmasız cahiller toplumudur." Sayfa 34
"İslam fıkhına meydan okuyan devlet adamları, önce laikliğe uygun olduğuna inandıkları kanunları çıkarmışlar, sonra kendi çıkardıkları kanunları mukaddes metinler gibi savunmaya başlamışlardır. Artık onların değişmez ve değiştirilmesi dahi teklif edilemez ilkeleri vardır. Yani laiklik ideolojisini, indirilmiş kitaba dayanan bir din gibi savunmaya başlamışlardır." Sayfa 37
"Batı tarafından devşirilip öz değerlerine ve kendi halkına düşman olarak yetiştirilen aydın sınıfı, 2. Mahmut'tan beri bu ülkenin baş belasıdır. Saltanat kültürü ile büyümüş, Batıya sevdalı aydın inançsızdır, hatta inanca düşmandır." Sayfa 39
"Modern zamanların elektronik, bilgisayar gibi araçları, yalnızlığa itilen insanı oyalamak için icat edilmiş maskelerdir. Hemcinsleri ile görüşemeyen, dertleşemeyen insanların yalnızlıklarını gidermek için bu aletlere sığınmaları, bu aletlere alet olmaları, metropol mahkumu haline gelmiş insanların bukağılarının ne kadar çoğaldığının işaretidir." Sayfa 41
"Modern çağın metropol mahkumları, hasretler zincirini kendi boyunlarında taşırlar. Modern çağın metropol insanı, kendisini potansiyel tehlike olarak gören ve üstünü aradıktan sonra girdiği süpermarketin on binlerce çeşidinin arasında, selamdan, merhaba'dan mahrum olarak alışveriş yapmanın acısını yaşar." Sayfa 41
"Toprağı asfaltla hapsetmenin, beton binalarla bulutlara ulaşmanın derdine düşenler, modern çağın metropol mahkumlarıdır.
Mavinin, yeşilin çocukları, betonarme yapıların eğreti aralıklarında can çekişiyorlar. Bu bir trajedidir." Sayfa 43
"Kötülüğe ve kötülüğü işleyenlere karşı tepki gösterme tavrına ve cesaretine sahip olmayanların, hayatlarını İslami çerçeve dahilinde düzenleme ve güzelleştirmeleri mümkün değildir." Sayfa 51
"Bir ülkede haksızlık, yolsuzluk, hırsızlık, kötülük işleyenler kendilerini emniyet içinde hissediyorlarsa o ülkede tepkisizlik sistemleşmiş demektir." Sayfa 51
"Yeryüzünde Allahu Teala'nın indirdiği hükümlere muhalefet ederek, kendi keyiflerini kanun haline getirip hukuk diye dayatanları onaylamak, doğrudan doğruya Allah'ın insanlara yaşama biçimi, hayat nizami olarak gönderdiği yegane hak din olan İslam'ı yalanlamaktır." Sayfa 53
"Bizi zalimlere dost kılan ve zalimlerle uzlaştıran din Allahu Teala tarafından indirilen din değil, haddi aşanlar tarafından uydurulan dindir." Sayfa 53
"Bugün Filistin topraklarında İsrailli 'Yahudi teröristler' tarafından işlenen cinayetler ile Irak topraklarında Amerikalı 'Hristiyan teröristler' tarafından ortaya konan vahşetlere rağmen, şeytan Amerika ve katil İsrail dostluğundan, müttefikliğinden feragat etmeyip kendilerine destek veren şahıslar, kurumlar, devletler, hükümetler cehennemi bir hayat yaşamaya davetiye çıkaranlardır." Sayfa 55
"Kutsal devlet anlayışını bu halkın kromozomlarına yerleştirenler, aslan yavrularını kuzu terbiyesine uygun görenlerdir. Kutsal olan devlet değil, hak ve adalettir." Sayfa 61
"Yıllar yılı 'Avrupa Birliği bir Hristiyanlar birliğidir, biz buna üye olamayız, çünkü müslümanız, Müslümanlar tek ümmettir' diyenler hükümetme mevkiine gelince, Allah'ın ayetleri yerine Batının kriterlerini güncelleştirdiler." Sayfa 64
"Doğum kontrolü, size aşı yapmaya geldik yutturmacalarıyla Müslümanların çoğalmalarını ve günün birinde kendilerine kafa tutabilecek noktaya gelmelerini engellemeye çalışırlar. Eğer Müslümanlar yine de çoğalma eğilimi gösterirlerse o zaman da doğanları öldürmeye çalışırlar, eğitim ve savaş yollarıyla." Sayfa 81
"Demokrasi, insanın insana kulluğunu ve köleliğini garantileyen sistemin adıdır. Yüce Allah'ın nizamını kabul etmeyip, yönetimde insanların hüküm koyması ve Allah'ın indirdiğini bırakıp kendi hükümleriyle kendilerini yönetmek istemeleridir." Sayfa 85
"Laiklik, İslam'ın devlet ve toplum hayatına dair hükümlerini red ve iptale davet ettiğinden, Müslüman açısından kabul edilmesi imkansız bir siyasal yaklaşımdır." Sayfa 94
"Müslümanların İslam'ı kendi ülkelerinde bile hakim kılma gayretleri suç sayılırken, demokrasiyi dayatmaya kalkan Batılılar ve Batı yanlıları, hürriyetten alabildiğince yararlanabiliyorlar. Bu çifte standart, çağdaş uygarlığın gereği olarak ileri sürdüren bütün kul kaynaklı ideolojilerde vardır." Sayfa 109
"Kelime-i şehadet ile kazanılan İslam kimliği, ancak kelime-i şehadetin anlam ve içeriğinin idrak edilmesi ve gereğinin yapılması ile muhafaza edilebilir." Sayfa 112
"Zorbalar karşısında dilenenler değil, direnenler var olurlar." Sayfa 139
"Bugün dünyanın kendileri dışındaki kısmını geri, kendilerini ise ileri olarak niteleyen bu mütekebbir ve müstekbir uygarlığın (Abd, Avrupa), bu ilerlemeyi elde etmek için dünya insanlığına ödettiği bedeli bilmek gerekiyor." Sayfa 142
"Batıyı ulaşılacak bir seviye olarak hiç görmedik. Bu bir alçalıştır ve yüz karasıdır. Kendi saadetini başkalarının felaketi üzerine kuran bir uygarlığın, ileri ve gelişmiş bir çocuğu olmaktansa zulme ve sömürüye maruz kaldığı için durdurulmuş bir medeniyetin çocuğu olmak bahtiyarlıktır." Sayfa 142
"Müslüman kardeşlerine yapılan zulme karşı sessiz kalanlar, uysal koyunlardan farksızdırlar. Onlar iktidar da olsalar muktedir olmadıkları için, geldikleri makamların koltuklarını altlarında değil başlarında taşırlar." Sayfa 149