İslam'ın Temelleri-Yusuf İmamoğlu. Mana Yayınları, 2008
"Bugün İslam, sadece kendisini kabullenmemiş toplumlarda değil, kendi toplumlarının önemli bir kesiminde de materyalist din tanımı içinde algılanmaktadır. İçinde bulundukları ortamın İslam'a uygunluğunu ibadetlere ve ritüellere engel olan var mı yok mu yönünden değerlendirirler." Sayfa16
"İslam'a göre hayat, insan için bir sınavdır. İyi ile kötü arasında tercihini yaparken kendi iradesiyle baş başa bırakılmıştır. İnsan dünyada her ne yaparsa kendi tercihi ile yapmaktadır." Sayfa 24
"Dünya bir çilehane değil, bir imtihanın alanıdır. Hayat da Yaratıcıya karşı sorumluluğun yerine getirebilmesi için insana verilen bir fırsattır. Ama bu fırsatın tekrarı yoktur." Sayfa 26
"İslam, Allah'tan başka ne bir yaratıcı ne de hayata dair doğruları ve yanlışları belirleyecek bir otorite kabul eder." Sayfa 32
"Örneğin Hristiyanlık ve Yahudilik, inanç konuları ile sosyal hayata ilişkin hükümler arasındaki ilişkiyi koparmıştır." Sayfa 39
"Gerek Allah'tan gelen fakat asılları insan tarafından tahrif edilmek suretiyle insan ürünü haline gelmiş olan dinler, gerekse insan aklının ürünü olan ideolojiler, hayata hükmedecek esaslar konusunda çelişki ve bir araya getirilmesi mümkün olmayan ihtilaflar barındırırlar." Sayfa 39
"Bir Müslüman için Allah'a itaat etmek ve Allah'ı razı etmek bilinciyle yapılan bütün iş ve davranışlar birer ibadet niteliği taşırlar. Kısacası Allah'ı razı etme hedef ve kaygısıyla yapılan bütün ticaret, siyaset, hukuk, ahlak ve ilişkiler Allah'a itaat ve bağlılığı göstermesi bakımından ibadettirler." Sayfa 42
"Yeryüzünde otorite sahibi olmak isteyenler ve itaatleri ile onlara bu otorite hırsızlığını layık görenler, yaratmayı ve evreni idare etmeyi Allah'a ait bir özellik olarak kabul ettikleri halde, insan için helaller ve haramlar belirleme yetkisini Allah'ın yerine insanlara verebilmişlerdir. İnsanın değer yargısı belirlemeye kalkması, yeryüzündeki zulüm ve haksızlıkların tek sebebidir." Sayfa 63
"Bizi Allah ile en çok karşı karşıya getiren, yani onun huzuruna çıkaran bir eylemdir namaz." Sayfa 76
"Allah'a ibadet denince İslam dünyasında ortaya çıkan genel anlayış namaz, oruç, hac, zekat, sadaka, tesbih çekmek gibi faaliyetleri yerine getirmektir. Yani ibadet, yaşadığımız günlük hayattan kopmak, ondan uzaklaşmak suretiyle Allah'a yönelmek olarak kabul edilegelmiştir. Oysa ibadet kısaca, Allah'a itaat ve kulluk bilinci ile yapılan her türlü iş ve eylemi içine alır. Allah'ın istediği şekilde Allah'ın o konudaki hükmüne uygun olarak yapılan her iş ve eylemi." Sayfa 78
"Namazlarda veya farklı ortamlarda Allah'ın adı durmadan zikredilmesini ve tesbih edilmesine rağmen, hayat onun emirleri doğrultusunda yaşanmıyorsa, ilişkiler onun direktifleri ile belirlenmiyorsa, kişi gerçekten Allah'ı zikrediyor değildir. Onun yaptığı kuru bir tekrardan ibarettir." Sayfa 98
"Bugün cemaatle kılınan namaz kimsenin dikkatini çekmiyor. Allah'ın insanlar üzerindeki otoritesine göz dikenleri, insanları kendi kulları haline getirmeye çalışanları rahatsız etmiyor. Çünkü cemaatler gerçekte ne yaptıklarının bilincinde değiller. Çünkü birçoğu Müslümanca yaşamanın ve ibadetin namaz için kalkınca başladığını, namaz bittiğinde ise ibadetin bittiğini zannetmekteler." Sayfayı 102
"Kutsal gün ve gecelerde yoğun bir şekilde ibadet ve dua edip af diledikten sonra, insanın Allah ile bir işi kalmıyorsa ne yaptığı duaların, ne de mübarek gecelerde ettiği ibadetlerin bir anlamı kalır." Sayfa 115
"İslam'ın bir toplumda varlığını veya yokluğunu ortaya koyan şey o toplumda namazın, orucun vd yaygın veya engelsiz bir şekilde yapılabiliyor olması değildir. İslam'ın bir bütün olarak kabullenilmesi ile beraber ortaya koyduğu adalet anlayışı, insanlar arasında Kur'an'ın öngördüğü hukuk kurallarının işletilmeye çalışılması asıl o toplumun kimliğini İslam yapar." Sayfa 161
"Bugün milyonlarca Müslüman, ibadetlerini doğru anlamlarına göre yapıyor olsalardı Müslümanların içinde bulunduğu durumlar çok daha farklı olurdu. Onların bulundukları ortamlara adaletsizlik ve zulüm hakim olmazdı. İslam kendisinden korkulan veya çekinilen bir din değil, insanların huzur ve mutluluk kaynağı olarak gördüğü bir dünya görüşü olacaktı." Sayfa 164