İlk İnsandan Bugüne Değişmeyen Sınav-Hilmi Yılmaz. Ares Yayıncılık, 2016
"Eğer Müslüman, Allah'ın ona indirdiği Kur'an'ı, uğruna sayısız şehitler verilen, büyük çileler çekilen o rahmet hazinesini, o cennet biletini sıcacık odasında bile elini almaya tenezzül etmiyorsa durum gerçekten vahim demektir." Sayfa 40
"Ahmet amca meyhaneden çıkmazdı ama çok iyi adamdı, Allah rahmet etsin. Hasan dayıyı camide gören olmamış ama çok iyi adamdı, Allah rahmet etsin. Emine teyze fal bakar, kurşun dökerdi ama çok iyi kadındı, Allah rahmet etsin. Hüseyin dayının kumarhanesi vardı, çok ocak yıktı ama çok iyi adamdı, Allah rahmet etsin. Hatice teyze Kur'an'ı eline almadı, cennet cehenneme de pek inanmazdı ama iyi kadındı, Allah rahmet etsin.
Herkes iyi, peki kötü kim? Şeytan Allah'ın affıyla hepimizi kandırıyor sanki." Sayfa 41
"Aklıma geldikçe namaz kılıyorum, 3-5 kuruş da yardım yapıyorum fakire fukaraya. Daha ne yapayım?'
Cehennem ateşine karşı bir kova su var elinde, sadece bir kova. Yeter mi sanıyorsun? Hz Ömer bile tir tir titrerken, senin rahat içinde olman normal mi?" Sayfa 47
"Uykularımızı kaçırması gereken iman, bizi uyutuyor. Hergün gaflet perdelerine yenileri ekleniyor, uzaklaşıyoruz Allah'tan." Sayfa 48
"Evde, işyerinde, çarşıda, sokaktaki hayatımız seküler (laik), camide Müslümanız öyle mi?" S.109
"İnanın Ebu Cehil de aynı böyle itiraz etmişti...'Ben Allah için kurban keseyim, sadakalar vereyim ama din benim hayatıma karışmasın' demişti." Sayfa 110
"Bilmediğimiz, esaslarına hakim olmadığımız bir dine inanmak bizi sadece sözde Müslüman yapar. Bu, okumadığımız ve bizi bağlayan, hayati derecede önemli bir anlaşmanın altına bilmeden imza atmak gibi bir şeydir." Sayfa 111
"Mesela eğer inanıyorsak faizi, zinayı, hırsızlığı, rüşveti, yalanı, iftirayı, ana-babaya öf demeyi Allah yasaklamış, asla yapamayız. Allah ancak hayata geçirilmiş %100 imanı kabul eder. Dinin %5 %10 %50 %70'ini kabul edenler, diğer kısımlarına neden inanmadıklarını veya inandıkları halde neden yaşamadıklarını Rabbimize anlatamazlar." Sayfa 112
"Mümin, yeryüzünde halife olduğunun bilincinde olarak, diğer tüm canlıları kendisine emanet bilecek, onları yönetecek, sahip çıkacak ve yeryüzünü imar ederek Allah'ın ondan beklediği ideal tavrı sergileyecektir." Sayfa 114
"Mümin, tüm dünyayı kendine zimmetli ve emanet bilir. Dünyada olan her şeyden kendini mesul tutar. Mümin, sıradan bir insan gibi konuşamaz, davranamaz. Çünkü Mümin hakikati bilendir. Bilen, yükün ağırlığından, görevi tam anlamıyla yerine getirememekten korkar." s.117
"Mümin, namazı kulluğun aslı ve hayatının en önemli işi sayar. Başından savacak, kurtulunacak bir şey olarak bakmaz. Allah insana tenezzül edip randevu verir, huzuruna kabul eder. Bu ne büyük saadet ve ne büyük nimettir." Sayfa 126
"Mümin adeta varlığı temsilen Allah'ın huzuruna çıkar. Rabbi ile özel randevusunu kaçırmaz. Müminin Rabbiyle buluşması, dünya ve içindeki tüm işlerden daha önemli ve önceliklidir." Sayfa 127
"Allah'a kulluk, haftanın veya günün belirli saatlerinde ona ibadet etmen değil, hayatının her dakikasında ona kul olduğunun bilincinde olarak yaşamandır." Sayfa 129