İnsanın Mükellefiyeti Erdem Medeniyeti-Hulusi Şentürk-Çıra Yayınları, 2015
"Üzerinde düşünülmesi gereken bir diğer konu, insanın yaratılışında etken olan toprağın ve ruhun insana kattığı özelliktir. İnsanın bir asli yönü toprak, yani dünyadır ve insan da dünyaya meyillidir. İnsanın diğer asli yönü ise ruhtur. Allah'ın 'ruhumdan' diyerek şereflendirdiği ruhtur ve ulvi alemdendir. Dolayısıyla insanın ruhu dünyadayken aslında gurbettedir ve o temiz kaldığı sürece asli yurdunu özler." Sayfa 31
"Kalp, ruhani, ilahi bir lütuf olan ve bütün şuur, vicdan, duygu ve sezgilerimizin, düşünme kuvvetimizin kaynağıdır. Bu, manevi alemimizin merkezi, yeri belli olmayan kalptir ki 'insan ruhu' da denir. İnsanın anlayışlı, bilgin ve arif olan, konuşulan, azarlanan, talepte bulunulan ve sorumlu olan özü budur." Elmalılı Hamdi. Sayfa 133
"Kalp, Türkçede bazen gönül olarak da isimlendirdiğimiz şey, aslında insanı insan yapan benliğinin merkezidir. Bu merkez, insanın topraktan yaratılan bedeninin merkezi değil, ruhunun merkezidir. Bilgi, duyu organlarıyla elde edilse de onu beyin denilen organımız analize tabi tutsa da nihayetinde tüm bu bilgiler insan ruhunda bir karşılık bulmakta, insan ruhu bir değerlendirme yapmaktadır. Bu değerlendirmeyi yapan özelliğimize de kalp denmektedir." Sayfa 133
"İnsan, Allah'ın bazı sıfatlarına cüzi olarak sahiptir. Allah yaratır, insan da inşa eder. Allah görür insan da görür. Allah duyar insan da duyar. Bu aslında tüm canlılar için farklı derecelerde de olsa geçerlidir. Zaten kainat, Allah'ın sıfatlarının yansımasıdır. Yüce Allah'ın insana bazı sıfatlarının cüzisini vermesi sebebi iledir ki insan gelişip olgunlaşan ve Allah'a yaraşır bir şahsiyete sahip olabilen bir varlıktır." Sayfa 142
"Ruh, dahil olduğu cansız varlığın hayat bulmasına sebep olur. Yani onu canlı varlık kılar. Her canlı varlığın bir ruhu vardır. Ancak her varlığın ruhu aynı özelliklere sahip değildir." Sayfa 146
"Mahiyetini bilmediğimiz ruh, bedenle birleştiğinde insan denen varlık ortaya çıkar. Eğer sadece güç kaynağı olsaydı, hayvanların ve bitkilerin hayat kaynağı gibi olması gerekirdi. Oysa Allah, insana verdiği ruhu 'ruhumdan' diyerek şereflendirmekte ve kendisine izafe etmektedir. Bu da insandaki ruhun hayvan ve bitkilerin hayat kaynağı olan ruhla aynı anlamda olmadığını gösterir." Sayfa 148
"Ruh ile bedenin bir araya gelmesi durumunda ortaya yeni bir durum çıkmaktadır. Bu ne salt beden, yani fiziki varlıktır ve ne de salt ruh, yani manevi varlıktır. Bu yeni varlığın aklı, duyguları, arzuları bulunmaktadır. İşte bu yeni varlığın yani insanın söz konusu manevi boyutunun adı nefs olarak adlandırılmaktadır." Sayfa 151
"Kur'an'da 'Her nefs ölümü tadacaktır.' (Ali İmran 185) buyuruluyor. Oysa ruh ölümlü değildir. Eğer ruh ile nefis aynı ise bu durumda her nefsin ölümlü olması ile bir çelişki olacaktır. Ancak çelişme yoktur. Çünkü ölüm, ruhun bedenden ayrılması halidir. Nefs ise beden ve ruhun bir araya gelmesiyle oluştuğuna göre, ruhun bedenden ayrılması durumunda nefs de ortadan kalkacak, yani ölecektir." Sayfa 156
"Ademoğlu'nun İslam fıtratı üzerine yaratılması demek, doğduğu andan itibaren gerçekten İslam'a inanan kişiler olarak yaratılması demek değildir. Çünkü Allahu Teala, annemizin karnından hiçbir şey bilmez halde doğduğumuzu bildirmiştir. Fakat İslam fıtratından kasıt, kalbin şirk ve küfürden uzak olması, hakkı kabul etmeye ve hakkı yani İslam'ı istemeye meyilli yaratılması demektir. Öyle ki eğer onu değiştiren hiçbir etken olmasaydı mutlaka Müslüman olurdu." Sayfa 200
"İblisin/şeytanın Allah'ın emri karşısında takındığı tutumlar: Emre itaatsizlik, isyanını haklı gösterme çabası, günahına mazeret bulma, kibir, Allah'ın emrini yanlış bulma, Allah'ı suçlama, meydan okuma." Sayfa 210
"İblisin cinlerden olduğunu savunanlar şu değerlendirmeleri yaparlar: 1- Kehf suresi 50. ayette iblisin cinlerden olduğu açıkça belirtilmektedir.2- Melekler emre karşı gelmezler. 3-Allah, Kehf Suresi 50.ayette iblisin neslinden bahseder, oysa melekler üremez yani nesilleri yoktur." Sayfa 214
"İblise, insana secde etme emrine uymadıktan sonra şeytan denir. Şeytan, iblisin adıdır ve haktan uzaklaşan, hakka muhalefet eden, azan anlamlarına gelir ve insanlardan da cinlerden de şeytanlar bulunur. Yani şeytan genel anlamda; azgınlık ve kötülükte ileri giden, kibirli, asi, insanları saptırmaya çalışan cinlerin genel adıdır. Bunlar şeytanların başı olan iblisin askerleridir." Sayfa 215
"Ayetteki 'birbirinize düşman olarak inin' ifadesindeki muhataplar; Hz Adem ve eşi değil, insan ve şeytandır. Şeytanın insanın apaçık düşmanı olduğunu belirten ayet ve hadisler de bunun doğru olduğunu gösterir." Sayfa 231
"Günümüzde maddeci medeniyet anlayışı, doğayı insanın savaşacağı bir düşman, egemenliği altına alması gereken bir varlıklar kümesi olarak görmektedir. İnsanlık tarihini doğa ile mücadele tarihi olarak algılayan, insanlığın başarısını doğaya karşı kazanılan zaferler olarak algılayan bir insanlığın gerçek medeniyeti kurması mümkün müdür?" Sayfa 250
"İslam'ın insanlardan istediği, kulluk bilinci içinde hakkın hakim olduğu bir düzen inşa edilmesi ve bu düzen içerisinde insanların dünyayı imar etmeleri, orada insana verilen kabiliyetlerin kullanımı yoluyla örnek toplum oluşturmalarıdır." Sayfa 256
"Tevhidi anlayışta yönetici, ümmetin işlerini yürütmek için görevlendirdiği bir hizmetkardır. Yoksa bu makam, kendisini diğerlerinden üstün göreceği, onlara dilediğini emredebileceği bir makam değildir. Yönetici, halkının hakimi değil hadimi, yani hizmetkarıdır." Sayfa 289
"Tevhid medeniyeti, Allah'ın hüküm sahibi olarak kabul edildiği medeniyettir. Yani o medeniyette, Allah'ın hükümleri geçerli hükümlerdir. Kimse Allah'ın hükümlerine aykırı hüküm koyamaz, Allah'ın emrettiklerini yasaklayamaz, yasakladıklarına da izin veremez." Sayfa 289
"Bir medeniyet düşünün ki o medeniyette ihtiyaç sahibinin ihtiyacını gidermek, alemlerin Rabbi olan Allah sanki ihtiyaç sahibiymiş, o toplumda aç kalmış birinin talebi sanki Allah'ın talebi gibi görülsün. Mümkün müdür ki o toplumda artık karnı toklar varken birilerinin karnı aç olsun?" Sayfa 343
"Müslümanlar evrensel ölçekli bir medeniyet oluşturmak için, öncelikle kendi toplumsal yaşamlarında İslam'ın öngördüğü değerleri hakim kılmalıdırlar. Bu toplum diğer insanlara örnek teşkil etmeli, bu toplumdaki barış, huzur, saadet, adalet ve benzeri olumlu özelliklerine imrenen diğer insanlar da böyle bir toplum oluşturmayı arzulamalıdır." Sayfa 388
"Bilimsel görüş adı altında teorilerle ve varsayımlarla insanlığı maddeye teslim eden pozitivizm veya benzeri yaklaşımların insana vereceği bir şey varsa o da olsa olsa hayatın anlamsızlığına ulaşmak, yani nihilist değerlendirmelerle insanı kendisinden ve hayatından uzaklaştırmak olacaktır." Sayfa 395
"İnsanın yeryüzünü imar etme (halifelik) görevini yerine getirebilmesi için, diğer varlıklardan yararlanmaya ihtiyacı vardır ve Allah bu varlıkları insanın istifadesine sunmuştur. Ancak bu sunuş da bir emanettir. İnsanlar o varlıklardan yararlanacak ama kendisini onların mutlak hakimi olarak görmeyecektir." Sayfa 398
"Allah'ın 'sizin düşmanınızdır' diye uyardığı şeytanın nasıl kandırabileceğini yaşayarak görmüştür insan. Cennetteki bu eğitim sürecinde; hata yaptığında pişman olması ve af dilemesi, hatasından dolayı Allah'tan kaçmak yerine yine ona sığınması gerektiğini öğrenmiştir." Sayfa 400
"Açlık çeken insanları kurtarmak için 50 milyar dolar bulamayan dünya ülkelerinin, her yıl askeri harcamalar için ayırdıkları bütçe 1.6 trilyon doları aşmaktadır. Yani öldürmek için kaynak bulmakta sıkıntı çekmeyen dünya, yaşatmak için kaynak bulamamaktadır." Sayfa 401