Ana içeriğe atla

Medeniyet ve Kültürde Değişim-Üzeyir İlbak



Medeniyet ve Kültürde Değişim-Üzeyir İlbak. İşaret Yayınları, 2015 

     "Türkiye'de Osmanlıca bilmeyen entelektüel cahildir. 1928 öncesi yazılanları okuyamıyorsanız, Latin harfli çevirilerini 10 yılda bir sadeleştirerek anlamaya çalışıyorsanız, münevver olma iddiasından vazgeçmek zorundasınız." Sayfa 27  

     "Maddi refahın sağladığı özgüvenle manevi çöküntüye uğramış, maruz kaldığı değersizliğin ve ölçüsüzlüğün içinde debelenen bir neslin çığlığına kulak vermeliyiz." Sayfa 29 

     "Tarihi ve aidiyet eksenini reddeden Batı düşüncesi ve yaşam biçimine eklenmeden, ırkçılığın ve etnik varlığa tapıcılığın primitif paganizmini kutsamadan, Asiatik Doğuculuğun gizemli dünyasında kaybolmadan, mistik seremonilerin esrarlı girdaplarında meyyit olmadan, yeniden kaynağa dönüşün inşa edici yolculuğuna başlamak zorundayız." Sayfa 30 

     "Peşin hükümlerin/ön kabullerin, öğretilmiş teslimiyetin kutsallaştırıcı kolaylığına teslim olmadan, dine karşı din koyanların, paralel din kuran cemaat ve akımların, sapkınlıkta ölçü tanımayan ve Peygamberi kamyonetle taşıyanların sarhoşluklarından sakınarak hakikati söylemek burcundayız." Sayfa 30 

     "Müslümanların tarihi İslam'a ihanet tarihidir. Osman, Ömer ve Ali'nin sırtında Müslümanların kanlı bıçağı var. Hasan'ı şehit eden zehir, eşi eliyle sunuldu. Hüseyin ve yol arkadaşlarını Kerbela'da şehit edenler de Müslümandı. Endülüs medeniyeti, kıbledaşlığı hesaba katmayan ahmak idarecilerin, birbirlerinin aleyhine düşmanla işbirliği yapmasıyla son buldu. Cengiz'in İslam dünyasını tarumar etmesine, küçük menfaatler uğruna birbirlerinin aleyhine çalışan Müslüman idarecilerin, idrakten mahrum öngörüsüzlükleri sebep oldu. Kin, menfaat ve küçük rekabet hesapları yüzünden devletler, medeniyetler ve kültür birikimleri yok oldu." Sayfa 31 

     "19. ve 20. yüzyıllar, Müslümanların topyekün birlik şuurunu, Tevhid akidesini, kardeşlik hukukunu yitirdikleri ve emperyalizmin kucağına oturdukları asırlardır." Sayfa 31 

     "Kafelerde ve bar özentisi alkollü mekanlarda, başı örtülü genç hanımlarla sakallı gençlere, şık giyimli garson genç kızların kadehlerde alkolsüz meyve suyu kokteyli servis ettiği mekanlar hangi kutlu medeniyetin mekanlarıdır?" Sayfa 33 

     "Biz Vahiy kaynaklı bir gelenekten birey kaynaklı modernizme yöneldiğimizde, tüm değer yargılarımızı yitireceğimizi farkına bile varmadık." Sayfa 38 

     "Müslümanlar, İslam'ın sabitelerini dikkate almadan, yeni yaşama alanlarını Batıya öykünmeci bir anlayışla sürdürmeye devam ederlerse, yakın gelecekte bu coğrafyada yaşanmaya değer bir İslamlık ve geleneğe endeksli bir kültür-medeniyet bulamayacaklar." Sayfa 39 

     "Batı 1700-1800'lü yıllarda dünyayı iki temel kampa ayırdı: Üstün Batı ve geri kalmış Doğu. Kendisini asıl medeniyet olarak merkeze alan ve kendisi dışında tüm yeryüzünü üretim alanı olarak kabul eden Batı aklı, sarhoşluğundan idrak edemediği tüm değerlere savaş açtı. Üretim alanlarını paylaşımsız olarak kendine ait kılmak için." Sayfa 52 

    Tanzimatla başlayan Avrupalılaşma temayülü, Cumhuriyetle birlikte devlet eliyle dini ve etnik topluluklara yönelik dinamik bir asimilasyona dönüştü." Sayfa 71 

     "Cumhuriyet sonrası Batılılaşma kutsal bir 'yeni' olarak tepeden inmeci bir anlayışla pervasızca uygulamaya konuldu. Modernleşme diye sunulan 'yeni'; hem Osmanlı birikiminin reddi hem de Batıya ve Batı değerlerine mutlak teslimiyet demekti." Sayfa 71

     "Batılılaşma dayatması, aydın-halk çatışmasını kaçınılmaz kılmış, Batıya kiralanmış zihinle olaylara bakan aydın kafası, dini kültür ve gelenekten beslenen zengin medeniyet birikimini önemseyen büyük çoğunlukla tarih boyunca çatışmıştır." Sayfa 71

     "Müslümanlar, mesihçi inanışlar, kalp gözü açık ulu efendiler, kurtarıcı kayıp İmam gibi motiflerle örüntüledikleri inançlarını iman düzeyinde güçlendirip, rüya aleminde Peygamberle söyleşip, yeryüzünü bilgiden yoksun kişilerin sayıklamalarıyla tanzim etme iddiasıyla zelil hale geldiklerinden, aklı edemedikleri reel bir dünyanın meczubu olarak yaşamak durumunda kaldılar." Sayfa 75
 
     "İslam dünyasında karşılaştığımız entelektüel prototipi, kendisine ait olmayan dünyanın sesi olması bakımından benzersizdir. Bir miktar okur-yazar olan bu tip, biraz da taşeronu olduğu değerler dünyasının dilini bildiğinde, içine doğduğu tüm değerleri pervasızca harcayabilir bir zihin yapısına sahiptir." Sayfa 79 

     "Bu coğrafyada, Tanzimata kadar ayrıştırıcı olmayan dini ve etnik kimlikler, o tarihten sonra ayrıştırıcı birer unsur haline geldi. Böylece üst kimlikleri Müslümanlık olan kesimler, etnik milliyetçilik üzerinden ayrıştırılarak birbirine düşürüldü." Sayfa 86 

     "Kot pantolon üzerine başörtüsü bağlamak, alkolü Perşembe akşamı dışındaki günlerde almak, umre dönüşü bankalarla çalışmak, dinin faiz konusundaki hükmünü unutmak, günde yaklaşık 4 saat değer yargılarını dikkate almaksızın televizyon izlemek, kulağında kulaklık etrafında akan ve kendisine ait olmayan bir dünyanın içinde yaşayan genç, banka kuyruğunda çantasında taşıdığı Mızraklı İlmihal karıştırarak bekleyen sakallı amca, streç tişört ve başörtüsü ile parkta erkek arkadaşıyla vakit geçiren ve ezan okunduğunda toparlanan makyajlı genç kız hangi kimlikle tanımlanmalıdır?" Sayfa 88 

     "Batı, üç asırdır ona olan patolojik aşkımıza karşılık vermemektedir." Sayfa 94 

     "Osmanlı deneyimi, 'öteki biz'le yaşama-yaşayabilme konusunda bize önemli bir birikimi miras bırakmıştır. Oysa farklılıklarını, yaşadıkları ülkenin, coğrafyanın, evin kültürü ve zenginliği olarak içselleştiremeyen toplumlar, bu yapılarından dolayı kendilerini yeni uzlaşmazlık alanlarına ve kavgalara mecbur etmiş olurlar." Sayfa 101 

     "Cumhuriyetin ilanı ve halifeliğin tarihe gömülmesinden sonra, bu iki gelişme ile hedeflenen 'ulusçu- ötekileştirici' yeni insan; 'İnkılapçılık ve Laiklik' ilkeleri ile Müslüman çoğunluğu, 'Milliyetçilik' ilkesi ile de gayrimüslim ve Türk olmayan Anadolu'da bin yıldır yerleşik Müslümanları ötekileştirmeye yöneldi." Sayfa 103 

     "Osmanlı modernleşmesi, Batı ile rekabet etmek yerine Batılı olmayı benimseyen seçkinlerin dayattıkları bir sapmadır ve Tanzimat, Meşrutiyet ve Cumhuriyet dönemlerinde cevaplandırılamayan şu soruyu sordurmuştur: 'Devletin milleti kimdir?" Sayfa 117 

     "İnsanın düşünmesi, akletmesi gerektiğini söyleyen Vahyin karşısına, insanın gassal elindeki meyyit olması tezini koyan anlayış, insanımızı Vahiy çağrısından uzaklaştırmakta, aklını ifsat etmektedir." Sayfa 138  

     "Bugün kendilerini Müslüman olarak tanımlayan kitlelerle kendilerini dini cemaatler kategorisinde konumlandıran kalabalıklar, Rahman'ın öğütleri yerine 'Efendi, abi ve büyüklerinin' öğüt ve buyruklarını önceledikleri için sorun yaşıyoruz." Sayfa 146 

     "Medyanın bütün imkanlarını kullanarak, Batı toplumlarının tükenmiş ahlaki yapısını ve hayat tarzını, Batı medeniyetinin ürettiği kültürün bayağı, Pagan, seküler yaşayış biçimlerini, dizi ve eğlence programı formatında bu topluma dayatan kim?" Sayfa 155  

     "Gelenek, sanatçı yeryüzüne düşmeden onun için inşa olunmuş evdir." Sayfa 168 

Bu blogdaki popüler yayınlar

Adet ile İbadet Arasında Bocalayan Müslüman-Mustafa Varlı

Adet ile İbadet Arasında Bocalayan Müslüman-Mustafa Varlı. Ensar Neşriyat, 2017      "Teknik ve kültürel imkanların alabildiğine gelişmiş olmasına rağmen, günümüz Müslümanının yaşayışı ile Asrı Saadet dönemi Müslümanlarının anlayış ve yaşayışları arasında büyük farklar görmekteyiz." Sayfa 10       "Âdetlerin, ibadetlere karışması ve ibadet gibi kabul edilmesi İslam kavramını ve imajını zedelemektedir. Görüntüsü ve yaşantısı zedelenmiş bir İslam ise kesinlikle yüce Allah'ın indirdiği İslam değildir." Sayfa 13       "İmanın dil ile ikrar ve kalp ile tasdikten ibaret olduğu anlayışındaki günümüz insanı, dil ile Müslüman olduğunu söyleyip kalbinden de buna inandığı takdirde ibadet etmese bile Müslüman kabul edileceğini ve sonunda bununla da cennete gidebileceğine inanmaktadır. Bu düşüncedeki pek çok kişi, işlediğim günahların cezasını bir süre çektikten sonra nasıl olsa Allah beni cennete sokacak, o halde dünyanın zevklerinden ke...

Kur'an Kılavuzu Mutlak Gerçeğin Sesi-Murat Sülün

Kur'an Kılavuzu Mutlak Gerçeğin  Sesi-Murat Sülün. Ensar Neşriyat, 2013       "Kur'an-ı Kerim, İslamiyet'in temel metni olmakla birlikte  bilinen anlamda bir din ve dua kitabı değildir. Kur'an'ın asıl konusu insan olup, Allah, cennet-cehennem, melek gibi gaybi kavramların sahih anlamını ortaya koymakla yetinir. Doğru ile yanlışın, gerçek ve sahtenin kriteridir." Sayfa 11       "Hak Teala insanları, Kur'an ve kainat kitaplarına karşı takındıkları tutuma göre yüceltip alçalttığı için, bu iki kitaba karşı tutumumuzu gözden geçirmek durumundayız. Bunun için de kutsal kitabımızı iyi tanımalı, işlevinden bihaber olmamalıyız." Sayfa 11       "Arapça bilmeyen Müslümanlar, Kur'an'la anlamaya dayalı değil, saygıya dayalı bir ilişki kurmuş, onun içine fazla girememiş, İslam öğretilerini sıhhatleri kuşkulu bilgilerle dolu kaynaklardan öğrenmişlerdir." Sayfa 13      "Adalet, çalışma, dürüstlük, hesap verme fi...

Nehri Geçerken-Abdurrahman Aslan

Nehri Geçerken-Abdurrahman Aslan. Beyan Yayınları, 2010      "Hristiyanlığı hurafelerden ayıklayarak o ilk asli haliyle yaşamak isteyen Hristiyanlar, onu yorumladılar ama bir müddet sonra baktılar ki o Hristiyanlık, kapitalist dünyanın modern dünyanın manevi sübabı olmuş. Bunun böyle olacağını ne tahmin ettiler ne de böyle bir amaçları vardı." Sayfa 21       "İnsan, ilahi ve kutsal olana rağmen varlığını sürdüremez. Sekülerizm ise insanın ilahi ve kutsal olana rağmen varlığını sürdürme girişimidir, iddiasıdır." Sayfa 30       "İslam'ı Modernitenin uygun bulduğu bir form içinde yaşamaya talibiz. Acaba bu ne kadar sağlıklıdır ve dinin bu şekilde yaşanması gerçekten sonuçta geriye İslam'dan ne bırakacaktır bize?" Sayfa 31       "Modernite ile birlikte insan her şeyin, iyinin, kötünün, güzelliğin, adaletin, doğrunun, sevginin ve sanatın anlamının kaynağına kendini yerleştirir. Düşünce biçiminde rasyonaliz...