Alaturka Demokrasi Alaturka Laiklik-İhsan Süreyya Sırma. Beyan Yayınları, 1996
"Saltanat baskı rejimi olduğundan, Cumhuriyetle asırlardır beklenen hürriyet gelecek, baskılar kalkacaktı halkın üzerinden. Hiç kimsenin inancına, töresine, giyimine karışılmayacak, başkalarının inançlarına saygılı olmak şartıyla kimsenin sosyal hayatlarına da karışılmayacaktı. Teoride bu esaslara sahip olan, demokrasi denen bu rejimin alaturka versiyonunda ise bambaşka oldu." Sayfa 7
"Laiklik, dinin devlete, devletin de dine karışmamasını ilke kabul eder. Laikliğin 'Alaturka' versiyonunda ise din devlete karışamaz, aksine devlet dine karışır. Hatta kendisine maaşla bağlı olan Diyanet gibi kurumlarıyla da dini istediği gibi kontrol eder." Sayfa 8
"Laik geçinenler, kendi laikliklerine bile sadık kalmadan, yeni bir Laiklik türettiler ve bununla Müslümanlara zulmetmekteler. Bunlar gerçekten laik iseler, kimsenin dinine karışmamaları gerekir. Tıpkı laik olmayanların onların laikliklerine karışmadıkları gibi." Sayfa 9
"Hulefayı Raşidin döneminden sonra saltanat iktidarları başlamıştır. Konunun asıl acı ve düşündürücü yanı şudur ki selef ulemasının bazısı bu saltanat düzenlerini eleştirip kaldırılma yollarını Müslümanlara gösterecekleri yerde, bilakis onları meşrulaştırmak için lüzumsuz ve zararlı bir gayretin içine girmişlerdir." Sayfa 13
"2.Meşrutiyet (1908) sonrası yapılan seçilen milletvekillerinin çoğu, İttihat ve Terakki'nin tayin ettiği gayrimüslimlerdir. İşin ilginç yanı, 2.Abdülhamit'in tahtan indirilmesi bu gayrimüslim milletvekillerinin oylarıyla olmuştur." Sayfa 15
"Cumhuriyetle birlikte artık hiçbir saltanatın bu ülkede yaşayamayacağı ilan edilmiş fakat, Osmanlı saltanatı yıkılmış, yerine Cumhuriyet saltanatı oturmuştur." Sayfa 16
"Cumhuriyet tarihindeki bütün darbeler demokrasinin tesisi içindir. Fakat nazından mıdır yoksa bağnazlığından mıdır bilinmez, bir türlü demokrasi teşrif etmez." Sayfa 18
"Saltanat ve diktatörlük zihniyeti kemiklerimize öylesine işlemiş ki en çok demokrasiden yana gözükenler millete dişlerini göstererek 'asarım, keserim, laiklik için yakarım, yıkarım' şeklindeki demokratik naraları atıyorlar." Sayfa 18
"1924'ten beri Türkiye'de uygulanmış olan anayasalar, bireylerin haklarını korumaktan ziyade, rejimin korunması için hazırlanmışlardır." Sayfa 60
"Ülkemizde insanların kaçınılmaz bir ihtiyaçlarıymış gibi laiklik ilkesi tabulaştırılarak ilahlaştırılmış ve insanların en doğal hakları olan din, anayasa maddeleriyle yasaklanmıştır." Sayfa 60
"İslam devlet idaresinin demokrasi ile bağdaşmadığı en önemli konu teşri, yani yasamadır. Çünkü bu rejimlerde şari yani kanun koyucu, İslami yönetimlerdeki gibi ilahi kudret değil, halk adına devleti yönetenler ya da o pozisyonu eline geçirmiş iktidarlardır." Sayfa 75
"İslami yönetimde asıl olan, yönetimin şekli değil, yönetimin ilahi ahkama uygun olup olmadığıdır. Başka bir deyişle Kur'an ve Sünnete ters düşmediği sürece, Müslümanları hilafetle ya da Cumhuriyetle idare etmek arasında herhangi bir fark yoktur." Sayfa 78
"Laikler, Müslümanlardan başka hiç kimsenin dinine müdahale etmezler, edemezler." Sayfa 84
"İspanya'da engizisyonu uygulayanlarla Bağdat'ı istila edip İslam kültürünü Dicle sularında boğanlar, İslam adına hareket etmiyor, bizim laiklerin yaptıkları gibi Müslüman kimliklerin arkasına saklanarak Müslümanlara zulümlerini icra etmiyorlardı." Sayfa 98
"Bizim 'Müslüman' laiklerin istedikleri din, Hz Muhammed'in Allah'tan vahyolunan Kur'an'a göre tebliğini yaptığı İslam değil, ilham ve vahyini CHP tüzüğünden alan, 'çağdaş' laiklerin işine karışmayan, bilakis laiklerin üzerinde diledikleri gibi tasarruf edebilecekleri, onların rejimlerini meşru göstermek için çabalayan bir dindir." Sayfa 98
"Kendilerini ilahlaştıran bir kısım laik, o denli ileri gidiyor ki, İslam'ı Allah'ın emrettiği gibi değil, kendilerinin arzuladıkları bir din haline getirmek istiyorlar." Sayfa 99
"Laiklere göre iki çeşit Müslümanlık vardır:
1) Laiklerin anlayıp(!) yaşamak istedikleri gerçek Müslümanlık(!)
2) Müslümanların anlamayıp yaşadıkları Müslümanlık." Sayfa 103
"Laiklere göre Müslümanlık, Atatürkçülük ve laiklikle örtüştüğü oranda otantik ve kabul edilebilir bir dindir." Sayfa 104
"Laik Müslümanların(!) itikatlarına göre Müslümanlık, ilhamını Kur'an ve Hz Peygamberin pratiğinden almakla meşrulaşmıyor. Bilakis o, İslam'ı bu iki ana kaynağına ters düşse bile Atatürkçülük ve laiklik ilkelerinden alıyor. Bu din anlayışına göre Müslümanlığın ilk tatbikçisi olan Hz Muhammed, Atatürkçü ve de laik olmadığından onun Müslümanlığı da sakattır." Sayfa 104