Beş Vakit Kılamıyorum Diye Bıraktım-Ömer Müftüoğlu. Otto Yayınevi 2012
"Batılı felsefeciler bilginin kaynağı olarak akıl ve beş duyuyu kabul ederlerken, İslam felsefecileri bu ikisine bilgi kaynağı olarak Vahyi de ilave ettiler." Sayfa 11
"Vahiyle desteklenmemiş inanç tam bir iman değildir. İman tanımlanırken; kişinin bütün benliğiyle kabullenip, bu kabulünü diliyle söylemesi, kabul ettiği ilkelerle uygun davranışlar ortaya koyması şartı getirilmiştir." Sayfa 11
"İmanından dolayı sıkıntı çekmemiş, inandığı için hayatında bir takım değişiklikleri yaşamamış olan kişinin imanı, uğrunda bedel ödemediği için, bedeli ödenen imandan daha az kıymetlidir Bedel ödemeyen kişi, imanının değerini gereğince bilemez. Örneğin, imanına ters herhangi birşey yapmasını isteseniz bu konuda zorlanmaz." Sayfa 12
"İmanın korunması ve güçlendirilmesi ancak ibadetle, o imanın gereği olan tutum ve davranışlar içinde olmak, tercihler yapmak ve bu tercihlere göre yaşam sürdürmekle mümkündür." Sayfa 12
"İman iddiası, ancak ibadetle, amelle ortaya konur. 'Benim kalbim temiz', 'imanım herkesinkinden daha güçlü' zanlarıyla ortaya konamaz." Sayfa 12
"Namazla her gün tazelenen ve güçlendirilen iman, kişinin nezdinde günden güne daha değerli hale gelir. Bu kalitedeki bir iman hiçbir şeyle değişilmez." Sayfa 14
"Şirk, Kur'an ifadesiyle tam bir zulümdür (Lokman 13). Zulüm, hak edene hak ettiğini vermemektir. Bu anlamda şirk; Allah'a hak ettiği değeri, ilgiyi vermeyip bundan geri durmaktır. Vicdan sahibi olmak, hak sahibine hakkını teslim etmeyi gerektirir." Sayfa 20
"Şirk koşmak, Allah'ı gereği gibi takdir edememek, Allah'ın özelliklerini, yetkilerini başka varlıklarla paylaşmaktır. Allah'a has kılınması gereken yetkilerin ve güçlerin birazını ona birazını da başkalarına vermektir." Sayfa 20
"Müslüman, farkında olduğu bir hayatı sürdürür. Bunun için de zihninin gerisine pompalanan diziler, filmler ve benzerleri ile oluşturulmaya çalışılan Allah'ın dışındaki bazı güçlerin dizayn ettiklerine karşı uyanık olur." Sayfa 23
"Şirkin en büyük günah olduğu dile getirilince, bu günahı işlemek de zor zannediliyor. Aksine, ondan uzak kalmak, şirke hiç bulaşmamak çaba gerektirir. Örneğin namaz kılmamız gereken zaman diliminde, 5-10 dakika ayırıp Rabbimizle buluşup konuşmak yerine, bir futbol maçını, bir dizi filmi yahut eğlenmeyi tercih ettiğimiz zaman kolayca müşrik oluruz." Sayfa 23
"Peygamberimiz bize namazı kazaya bırakmayı değil, vaktinde kılmayı öğretmiştir." Sayfa 24
"Yüce Yaratıcı ile aramızda bir gönül bağı kuramazsak, hayatı kendimize zindan ederiz. Aradaki ilişki köle-efendi ilişkisi değil de seven-sevgili ilişkisi olursa o zaman yaşam, ölüm, zorluklar, bunların hepsi anlam kazanır. Bu anlayışla sürdürülen hayatın sonundaki ölüm bir yok oluş değil, tam tersine bir kavuşma eşiği olur." Sayfa 29
"Vakit namazları, bir önceki namazla bir sonraki arasında kişiyi günah işlemekten alıkoyar. 'Az önce Allah'la birlikteydim, daha yeni konuştum. Az sonra tekrar huzuruna duracağım. Hayır, arada günah işleyemem' mantığı ile kendimizi korumamıza yardımcı olur." Sayfa 62
"Namazda istenmeyen şeylerin akla gelmesini engellemenin bir yolu da namazın ruhuyla uygun şeyleri düşünebilmektir. Bu da namazda okunan şeylerin anlamlarını bilmeyle olur." Sayfa 90
"Söylediği, okuduğu şeyin ne anlama geldiğini bilmeden, sadece yatıp kalkan kişiye kıldığı namaz, ondan elde edebileceği maksimum faydayı sağlamaz." Sayfa 91
"Peygamberimiz döneminde yalnızca Cuma namazlarını kılan ya da sadece Ramazan ayında namaz kılan, beş vakit kılamadığı için namazı terk eden 'sade' Müslümanlar yoktu." Sayfa 94
"Davranışlar, inançların yansımaları olduğuna göre, ibadet etmeyen kulun, onu ibadete yönlendiren bir imanı olmadığı söylenebilir." Sayfa 103
"Camiler, sıkıntıların, üzüntülerin unutulduğu, bunalımların aşıldığı, huzur aranan ve bulunan yerlerdir. Pek çoğumuzun sıkıntılı durumlarında, yoğun stresle geçen günlerinde camiye her gidişimiz, bir sakinleşme ve arınma zamanları olmadı mı?" Sayfa 105
"Bayanlarla erkeklerin yerlerinin ayrılmış olması, her iki cinsin de cami içinde ibadet sırasındaki konsantrasyonlarını etkilememesi ve rahat davranabilmeleri içindir.
Sizinle birlikte teravih namazlarına giden annenizin, eşinizin, kız kardeşinizin; 'biz neden sizden ayrı bir yerde namaz kılıyoruz?' türünden bir serzenişini duyanımız var mı?" Sayfa 107