Ana içeriğe atla

Kur'an'da Müminlerin Özellikleri-Beşir İslamoğlu



Kur'an'da Müminlerin Özellikleri-Beşir İslamoğlu. Pınar Yayınları, 1998 

     "İslam'ın esas dayanağı; 'La ilahe illallah' (Allah'tan başka ilah yoktur) kaidesidir. Yani uluhiyeti, yaratıcılığı, Rabliği, saltanat ve hakimiyeti sadece Allah'a tahsis etmektir. Bu kaide gönülde inanç, duygu ve hareketlerde ibadet, hayat sahasında da kanun ve nizam olarak tezahür etmelidir." Sayfa 9 

     "Tevhid, sadece inandık demek değil, tek Allah'a ibadet etmek, hayatı Allah'a iman temeli üzerine kurmak ve bu imanın gerektirdiği biçimde yaşamak demektir. Tevhid, iman ve amel ayrımı gibi bir saçmalığa asla yer vermez." Sayfa 12 

     "Eski cahiliye toplumlarındaki gibi günümüz cahiliye toplumları da Allah'a inandığını iddia etmekle beraber, Allah'ın hükümlerini (ayetlerini) bir tarafa bırakarak, Allah'a rağmen hükümler vaaz edip yürürlüğe koymaktalar. Bu davranış Allah'ı ve hükümlerini hafife almaktan veya yok saymaktan başka bir şey değildir." Sayfa 14 

     "Günümüz çağdaş cahiliyesi hiçbir şeyden geri kalmamakta. Ne İslam'dan vazgeçiyor ne de İslam dışı hükümlerden." Sayfa 14

     "Bugün Avrupa istediği kadar medeni toplum ifadesini dilinden düşünmesin, o İslami ölçülere göre yine gayri medeni yani cahiliye toplumudur. Hayatın bir yönünü medenileştirmek toplumu medenileştirmez. Medeni olmak tamamen Tevhid ile iç içe olmaktır." Sayfa 15

     "Tevhidin zorunlu kıldığı hususlardan biri de ister açık ister gizli, ister büyük ister küçük olsun (Allah'ın bildirdiği) her hususta hakimiyetin yalnız Allah'a ait olmasıdır." Sayfa 17 

     "Allah'ın hükmüne gönülden rıza göstermek, Rasulullah'ın emrini canı gönülden benimsemek, aramızdaki bütün ihtilafları bu kaynaklara havale etmek imanın gereği ve göstergesidir (Nisa 59 gereği)". Sayfa 18 

     "Nasıl ki bir hasta doktorun yazdığı reçeteyi yalnızca okumakla hastalığına şifa bulamazsa, aynı şekilde 'La İlahe İllallah'ın anlam ve mesuliyetini kavramadan, sadece dil ile ikrar etmekle de hiçbir netice elde edilemez." Sayfa 18 

     "Geçmişte olduğu gibi bugün de birçok insan; 'Allah herşeyin yaratıcısıdır, bütün kainatı idare edendir ancak bunların dışında kalan toplumsal, ekonomik ve hukuki meseleleri Allah değil biz düzenleriz, Allah bizim sosyal ilişkilerimize karışmaz' diyorlar. Bunlar müşriklerin ta kendileridir. Bunlar isterlerse Allah'ın adını dillerinden düşürmesinler, namaz kılıp haccetsinler, durumları aynıdır." Sayfa 20 

      "İnsanlar ya Allah'ın dini (şeriatı) ile hükmedip Allah'ın dinine uyarlar ya da beşeri sistemleri kabul edip cahiliye bataklığına düşerler. Allah'ın hükmünün olduğu yerde cahiliye, cahiliye hükmünün olduğu yerde de Allah'ın hükmü yoktur." Sayfa 21 

   "Allah Teala'dan başkasına emretme, yasaklama, helal ve haram kılma, kanun koyma ve hakimiyet hakkı verme gibi haller tevhidi bozan hallerdir." Sayfa 21

     "Allah'ın koyduğu ölçüler bir yana bırakılarak hakimiyeti din adamlarına, siyasilere, bir partiye veya bazı sınıflara vermek tamamen şirktir. Böyle yapmak kişiyi tevhidden uzaklaştırır." Sayfa 22

     "Allah'tan başkası için secde etmek, Kabe hariç herhangi bir yeri tavaf etmek, Allah'tan başkası adına kurban kesmek, fayda veya zarar vereceği inancıyla Allah'tan başkasına yalvarmak ve dua etmek tevhidi zedeleyen ve insanı şirke götüren hallerdir. Yine Allah'tan başkası adına yemin etmek, onu her şeyin üstünde tutmak da şirktir." Sayfa 26 

     "Vahye sarılmaksızın Allah'a bağlanmak mümkün değildir. Vahyin müminlerden istediği; kendisini dinleyip (okuyup anlayıp) tabi olunmasıdır." Sayfa 36 

      "Kişinin sahip olması gereken iman, salih amelle beslenen imandır. Bu iman; zayıflığı kuvvete, hezimeti zafere, ümitsizliği emele, emeli de amele çevirir." Sayfa 38 

     "İman ettiğini iddia eden bir insan, imanın gereği olan amelleri yerine getirmiyorsa iman iddiası boştur." Sayfa 38 

     "Görüldüğü üzere imam Ebu Hanife, iman ettikten sonra artık amele lüzum yoktur, yalnızca iman yeterlidir demiyor, sadece imanın amellerden önce olması gerektiğini söylüyor." Sayfa 39 

     "Bir hizmetkar efendisine vefasızlık etse hemen onu sadakatsiz olarak isimlendiririz. Bir kimse, iyilik gördüğü şahsa karşı kötülük yapsa onu nankör olarak tanımlarız. Bu durumda, Allah'a inandığını söyleyip Allah'a isyanda bulunan, O'na itaat etmeyip sınırlarını çiğneyen kimse için acaba ne demeliyiz?" Sayfa 39 

     "İman ettikten sonra insanların serbest bırakılacaklarına dair hiçbir delil yoktur. Aksine, imandan sonra mutlaka imtihan edilecekleri ayetlerle sabittir. (Örn: Ankebut 2, 3)." Sayfa 39

      "Ey müminler, Allah'tan korkun ve faizden arta kalanını bırakın, eğer gerçekten iman ediyorsanız. Yok eğer faizi terketmezseniz, Allah ve Resulüne karşı savaş açmışsınız demektir.' (Bakara 278). Faizi terk etmeyip Allah ve Resulüne savaş açmış bir kimsenin imanla ne alakası olabilir?" Sayfa 41
 
     "Yeryüzünde cahiliye düzenini yok etmek Müslümanların vazifesiyken, tam tersine hücuma uğrayan, yok edilen Müslümanlar olmaktadır." Sayfa 48 

     "Bugün cahili toplumda, İslam diye bilinen din gerçekte saf ve berrak olan Allah'ın dini değildir. Asıl kaynak olan Kur'an ve Sünnete, Yunan felsefesi ve mantığı, eski İran düşüncesi, Hint kültürü, Yahudi hurafeleri, Hristiyan putçuluğu ve eski cahiliye tortuları karıştırılmıştır." Sayfa 48 

     "İslam, bir takım şekli hareket ve adetlerden, zikir veya tesbihlerden, nefsi cihatlardan, ahlak güzelliğinden ibaret değildir. Bunların etkisinde bir hayat nizamı olarak ortaya çıkmadıkça bunların hiçbirinin anlamı olmaz." Sayfa 49 

     "Kur'an-ı Kerim kendinden önceki kitapları tasdik eder, fakat onlarla amel etmeyi emretmez. Kur'an geldikten sonra artık önceki kitapların hükmü kalmamıştır." Sayfa 74 

     "Kitapta yazılı olanı işleme' şeklinde insanın bir kaderi yoktur. Eğer böyle olsaydı ne çalışmamızın, ne inancımızın ne de amel ve dualarımızın bir anlamı olurdu." Sayfa 86 

     "Sahabeler, namazın terkini küfür alameti olarak görürlerdi. Kur'an-ı Kerim, değil namazı terk etmeyi, namaza tembel tembel kalkmayı bile münafıklık alameti olarak zikreder. (Nisa 142)." Sayfa 90

     "Tıpkı dünkü gibi bugünkü cahiliye döneminde de çocuklar öldürülüyorlar. O gün diri diri toprağa gömülüyorlardı. Bugün de ana rahminden alınan canlı bebekler hastane çöplüklerine atılıyorlar. Sadece cinayetin adı ve şekli değişmiştir. Öncekine vahşice bir hareket, bugünküne ise medenice bir hareket diyorlar." Sayfa 120

     "İnsanların bazıları, Allah'ın koyduğu kanunları bir kenara iterler, İslama dayalı ölçü ve kıstasları kabul etmezler. Bunlar insanların şeytanlarıdır." Sayfa 135

     "Allah'ın emir ve yasakları, inanç ve akideden sonra başlar. 'La ilahe illallah' inancı kalbe girdikten sonra, kişi artık Allah'ın emrettikleri yanında kendilerine tercih hakkı olmadığını bilir. (Ahzab 36)" Sayfa 143 

     "  'Gerçekten siz ölümle karşılaşmadan önce onu arzulamışsınız. Fakat işte onu gördüğünüz halde bakıp duruyorsunuz.' (Ali İmran 143)

     Bu ayeti kerime laflarla, hayallerle cennete ulaşılamayacağını insanlara öğretiyor. Cennet, sözlerin fiiliyata geçirilmesiyle birlikte, cihat ve meşakkatlerden sonra elde edilir.' Sayfa 160 

     " 'Günah işleyip de günahı kendisini kuşatan kimse cehennem ashabıdır. Orada ebedi olarak kalacaktır.' (Bakara 81). Bazı insanlar iman ettikten sonra ne kadar günah işleseler de birgün tövbe edip cennete gireceklerini zannediyorlar. Bilmiyorlar ki günahları onları kuşatıp tövbe etmelerine engel oluyor." Sayfa 170 

     "İman eden kimselerin fitne ve belalarla denenip imtihandan geçirilmesi, Allah'ın dininde cari olan bir kanundur...Bu, Allah'ın bir yandan lütfunun, bir yandan adaletinin, bir yandan da insanları terbiye edişinin belirtisidir." Sayfa 178 

     "İman, yeryüzünde Allah'ın bir emanetidir ve onu ancak iman ehli olanlar taşır... İman emanetini ancak onu rahat ve huzura, emniyet ve selamete, eğlence ve keyfe rağmen tercih edenler omuzlayabilirler." Sayfa 178 

     "Müminlere, fitnelere duçar olmak, musibetlere maruz kalmak, Allah tarafından seçilen ehliyetli kimseler olmak şerefi yeter. Allah'ın kendilerini, dini duygularını ve dayanma güçlerini ortaya çıkarmak üzere imtihan ettiğini bilmeleri kafirdir." Sayfa 180 

     "Mümin, faiz kurumlarının sömürdüğü, içki ve uyuşturucu maddelerinin kirlettiği, fuhuş merkezlerinin kararttığı ve sokaklarını cinsi manzaraların çirkinleştirdiği bir toplumu sevmez ve ona rıza göstermez. Mümin, istismarın önlenmediği muhtacın aranmadığı, yetimin okşanmadığı bir toplumu isteyemez. Onun istediği cemiyet, herşeyi ile Allah'ın hükümlerinin hakim olduğu bir cemiyettir." Sayfa 182

Bu blogdaki popüler yayınlar

Adet ile İbadet Arasında Bocalayan Müslüman-Mustafa Varlı

Adet ile İbadet Arasında Bocalayan Müslüman-Mustafa Varlı. Ensar Neşriyat, 2017      "Teknik ve kültürel imkanların alabildiğine gelişmiş olmasına rağmen, günümüz Müslümanının yaşayışı ile Asrı Saadet dönemi Müslümanlarının anlayış ve yaşayışları arasında büyük farklar görmekteyiz." Sayfa 10       "Âdetlerin, ibadetlere karışması ve ibadet gibi kabul edilmesi İslam kavramını ve imajını zedelemektedir. Görüntüsü ve yaşantısı zedelenmiş bir İslam ise kesinlikle yüce Allah'ın indirdiği İslam değildir." Sayfa 13       "İmanın dil ile ikrar ve kalp ile tasdikten ibaret olduğu anlayışındaki günümüz insanı, dil ile Müslüman olduğunu söyleyip kalbinden de buna inandığı takdirde ibadet etmese bile Müslüman kabul edileceğini ve sonunda bununla da cennete gidebileceğine inanmaktadır. Bu düşüncedeki pek çok kişi, işlediğim günahların cezasını bir süre çektikten sonra nasıl olsa Allah beni cennete sokacak, o halde dünyanın zevklerinden ke...

Kur'an Kılavuzu Mutlak Gerçeğin Sesi-Murat Sülün

Kur'an Kılavuzu Mutlak Gerçeğin  Sesi-Murat Sülün. Ensar Neşriyat, 2013       "Kur'an-ı Kerim, İslamiyet'in temel metni olmakla birlikte  bilinen anlamda bir din ve dua kitabı değildir. Kur'an'ın asıl konusu insan olup, Allah, cennet-cehennem, melek gibi gaybi kavramların sahih anlamını ortaya koymakla yetinir. Doğru ile yanlışın, gerçek ve sahtenin kriteridir." Sayfa 11       "Hak Teala insanları, Kur'an ve kainat kitaplarına karşı takındıkları tutuma göre yüceltip alçalttığı için, bu iki kitaba karşı tutumumuzu gözden geçirmek durumundayız. Bunun için de kutsal kitabımızı iyi tanımalı, işlevinden bihaber olmamalıyız." Sayfa 11       "Arapça bilmeyen Müslümanlar, Kur'an'la anlamaya dayalı değil, saygıya dayalı bir ilişki kurmuş, onun içine fazla girememiş, İslam öğretilerini sıhhatleri kuşkulu bilgilerle dolu kaynaklardan öğrenmişlerdir." Sayfa 13      "Adalet, çalışma, dürüstlük, hesap verme fi...

Nehri Geçerken-Abdurrahman Aslan

Nehri Geçerken-Abdurrahman Aslan. Beyan Yayınları, 2010      "Hristiyanlığı hurafelerden ayıklayarak o ilk asli haliyle yaşamak isteyen Hristiyanlar, onu yorumladılar ama bir müddet sonra baktılar ki o Hristiyanlık, kapitalist dünyanın modern dünyanın manevi sübabı olmuş. Bunun böyle olacağını ne tahmin ettiler ne de böyle bir amaçları vardı." Sayfa 21       "İnsan, ilahi ve kutsal olana rağmen varlığını sürdüremez. Sekülerizm ise insanın ilahi ve kutsal olana rağmen varlığını sürdürme girişimidir, iddiasıdır." Sayfa 30       "İslam'ı Modernitenin uygun bulduğu bir form içinde yaşamaya talibiz. Acaba bu ne kadar sağlıklıdır ve dinin bu şekilde yaşanması gerçekten sonuçta geriye İslam'dan ne bırakacaktır bize?" Sayfa 31       "Modernite ile birlikte insan her şeyin, iyinin, kötünün, güzelliğin, adaletin, doğrunun, sevginin ve sanatın anlamının kaynağına kendini yerleştirir. Düşünce biçiminde rasyonaliz...