Üstümüze Düşünce Vahyin Gölgesi-Semra Kürün Çekmegil. Nida Yayınları, 2015
"Allah, İslam diniyle arzuladığı hayat nizamının gerçekleşmesini, müminlerin çalışmasına bağlamış ve yardımını bu çerçevede yapacağını vaat etmiştir." Sayfa 15
"Allah'ın yardımının, müminlerin çalışmasına bağlı olduğu hakikatinden yoksun olanlar, dini ya vicdanlarına hapsederek ya da bidat ve hurafelerle yaşarlar." Sayfa 16
"Üç büyük ilahi din hurafesi' bu millete okutularak, İslam'ın tek din olduğu gerçeğine gölge düşürülmeye çalışılmıştır." Sayfa 16
"Hangi din ve ideoloji olursa olsun, ona yapılan ekleme ve çıkarmalar onu kendisi olmaktan çıkarır ve başka bir din ve ideolojiye çevirir. İslam'a yapılan müdahaleler de onu tahrip eder ve adına İslam dense de yaşanan din İslam olmaz." Sayfa 16
"Bu dünya imtihan alemi, ahiret ise herkesin ameline göre karşılık alacağı gündür. Bugün çalışmak var hesap yok, yarın ise hesap var çalışmak yok." Sayfa 24
"Sonlu olan dünyada unutulmak istemiyorsak, ya okumaya değer şeyler yazalım ya da yazmaya değer işler yapalım." Sayfa 46
"Rabbe verilecek hesap' hesap edildiğinde elem de neşe de anlam bulur, gönüller sükûnete erer." Sayfa 48
"Nefsin meşru ihtiyaçlarını temin etmek yerine 'nefsi öldürmek', 'ölmeden önce ölünüz' demek, Kur'an'ın büyük dediği cihadı küçük göstermek, hele de bunu Allah Rasulüne bağlayarak 'küçük cihattan büyük cihada döndük', 'cihadın en büyüğü nefse karşı olandır' gibi uydurmaları Rasule mal etmek ona iftira olmaz mı?" Sayfa 57
"Üniversitelilerin çoğaldığı ama kitap okuyanların azaldığı, medeniyetlerin ilerlediği ama acımasızlık ve adaletsizliğin arttığı, doğruyu söyleyenlerin çoğaldığı ama yapanların azaldığı, hakikatlerin bilindiği ama tatbik edilmediği, herkesin kötülükten şikayet ettiği ama bu kötünün nerede ve kim olduğunun belli olmadığı, olsa bile bu kötü ile mücadele edilmediği ve genellikle Müslümanlara bile ölümün, musalla taşının, kabrin, sorgu-sualin masal gibi geldiği bir dönemde yaşıyoruz." Sayfa 89
"Her Müslüman kendini tenzih ve tecrit etmeden, suçu karşıtlarının sırtına yıkıp kurtulmaya çalışmadan önce bu cahiliye mikrobuna karşı kendini ve yakın çevresini dezenfekte etmelidir." Sayfa 89
"Allah'ın yanındaki yerini bilmek istiyorsan, Allah'ın senin yanındaki yerine bak." Sayfa 90
"İslam'da, Hristiyanlardaki gibi günah çıkarma olmadığı gibi, tövbe için bir hocanın veya bir velinin yanına gitme de yoktur." Sayfa 94
"Ömürde bir kere diye düğünlerde işlenmedik günah kalmıyor. Bir de günahlarını sözde temizlemek! için mevlit okutup dualar ettirerek, dini oyun ve eğlenceye dönüştürerek günahlarını daha da bir pekiştiriyorlar." Sayfa 108
"Evlerimiz, 'oturulacak', 'mağaza' haline getirilecek değil, 'sığınılacak evler', dış etkilerden korunmuş, bütün olumsuzlukların dışarıda kaldığı, korunmuş yerler olacak, bize göre, bize özel." Sayfa 110
"Rabbimiz Cuma ibadetine 'Ey iman edenler!' diye çağırmasına rağmen, kadınların bu ibadeti icra etmelerinde bir nehiy de söz konusu değilken, onları Cumadan men eden zihniyete ne demeli." Sayfa 138
"Kur'an'ı ölülere okuya okuya dirilerimizi öldürdük, maneviyatsız bıraktık da Allah'ın zikrinden gafil kaldılar." Sayfa 162
"Küfürle iman bir arada olmaz. Bir gönülde bir çok duygu olur ama din ve ideoloji ile karışık İslam yaşanmaz." Sayfa 174
"Halkının çoğunluğu Müslüman olan ülkelerde tağuti sistemler, insanları dalkavuk ulema yardımıyla saptırırlar. Nasıl mı? Bunu; din ile dünya işlerinin, din ile siyasetin veya din ile devlet işlerinin ayrılmasını, dini insanların vicdanına hapseden anlayışları halkın şuur altına enjekte ederek başarmışlardır. Bu anlayışla eğitilen insanlar, Allah'a inandıklarını iddia etmekle beraber kralları, şahları veya insanlardan herhangi bir zümreyi hüküm koyucu kabul edecek kadar Allah'a kulluk bilincinden yoksun kalmışlardır." Sayfa 179
"İnsan Allah'a kul oldukça hür olur. Kimseden (Allah'ın emrine uymayan) bir emir almaz." Sayfa 188
"Nur-u Muhammedi diye bir anlayış Kur'an'a aykırıdır. 'Sen olmasaydın kainatı yaratmazdım' gibi sözler Hristiyanların teslis sözüne rahmet okutur. Bu sözler Allah'a, Peygambere ve varlığa iftiradır." Sayfa 188
"Sünnet hadisle karıştırılmamalıdır. Sünnet bir uygulamanın, hadis bir sözün naklidir." Sayfa 192
"Vahye göre; imanın ilim, inkarın ise cehalet olduğu kavrandığında, Kur'an'ı anlayarak okumanın gereği de kesinleşmiş olur." Sayfa 194
"Salih amel, imanın olmazsa olmaz şartıdır. Vahyi kriterle yola çıkmayanlar, kalbim temiz, niyetim iyidir, diye günahını gizleme hurafesine kapılıp da kendini aldatmasın." Sayfa 203
"Said Çekmegil'in de belirttiği gibi: 'Orucu bozan şeyler imanı bozmaz ama imanı bozan her şey oruç da dahil bütün ibadetleri bozar. İmanı bozulmuş olanlara değil yalnız oruç, namaz, zekat vd, kalbe indirilmeden, hükmü kabul edilmeden, papağan gibi tekrar edilen kelime-i şehadet bile ebedi bir kurtuluş getirmez." Sayfa 206
"Müslüman bilinen toplumlarda diller La İlahe illallah'ı söylerken, minarelerden tekbir sesleri yükselirken, bu insanlar gayrimüslimlerin güdümünde güdülüyorsa, o toplumlarda tek bir İlaha kulluktan, tevhidden nasıl bahsedilebilir?" Sayfa 207
"Kişinin kelime-i tevhidi söylemesi, müşriklerle aynı kategoride değerlendirilmekten kurtulmasına yeterli değildir. Şirkte, küfürde ve isyanda ısrar edenin Müslüman olduğunu kabul etmenin ne anlamı olur?" Sayfa 207
"Kur'an'ın zahiri manasına ters düşen batıni anlamının olduğunu ve bu batıni anlamının ancak ilham vasıtasıyla bilinebileceğini iddia etmek tevhidi bozar." Sayfa 211
"Tevhid dini İslam'da 'Allah'tan başka ilah yoktur' inancı esasken, Tasavvufta 'Allah'tan başka mevcut yoktur', diğer bir ifadeyle 'her şey Allah'tır' inancı temel alınmıştır." Sayfa 220
"Tasavvuf kaynaklarına baktığımızda Tasavvufun İslam'dan apayrı bir din olduğu anlaşılır. Örneğin;
'Allah her şeydir ve neye ibadet edilirse Allah'a ibadet edilmiş olur', 'Her şey Allah olduğu için kulların Allah'tan başka taptığı bütün şeyler de Allah'tır. Bu ayrımları kullar uydurmuştur.' Muhyiddin İbni Arabi" Sayfa 226
"Kur'an'ın 'Cihad' kavramı, yeryüzünün kötülük odaklarıyla dünya arenasında -göğüs göğüse savaşmak dahil- mücadeleyi önerirken, sufilerin 'mücahede' kavramı, insanı savaş meydanına (dünya) sokmadan, kendi ile savaşa sokarak enerjisini burada tüketir." Sayfa 226