Hangi İslam-Orhan Tutar. Evliya Çelebi Derneği Yayınları, 2016
"Şirkin en temel kötülüğü; Allah-insan ilişkisini bozmak, Allah ile insan arasına setler çekmektir. Yani insanı Allah'tan koparmaktır. Bu temel yapı bozulunca diğer düzenler de bozulacaktır. Yani toplum-Allah ilişkisi, canlılar-Allah ilişkisi, evren-Allah ilişkisi de bozulacaktır." Sayfa 49
"Tarih boyunca hep iki din varolagelmiştir; Tevhid dini ve şirk dini. Şirk dininin temel özelliği, Allah'ı hayata karıştırmamasıdır." Sayfa 50
"Kur'an, Allah'ın buyruklarını tanımayan ve toplumlar üzerine buyruk/emir/kanun vaz eden tüm güçlere, sistem sahiplerine tağut der." Sayfa 70
"O günün Mekke müşrikleri de bugünün çağdaş tağutları gibi laiktiler ve aynı şeyleri savunuyorlardı. Yani onlar da dinin sosyal hayata, siyasal hayata, hukuka, ekonomiye, eğitime, giyim kuşama, meclise karışmasını istemiyorlardı. Onlar da egemenlik kayıtsız şartsız milletindir diyorlardı." Sayfa 76
"İlk nesil, dinin iki temelini; 'tebliğ etmek ve savaşmak' olarak özetlemişlerdi. Önce yürekle savaşmak, sonra dille savaşmak ve sonra da aşamalar geçip şartlar oluşunca da elle savaşmaktır. Bu din böyle ortaya çıkmış, sınırları aşıp tüm dünyaya ulaşmıştır." Sayfa 90
"Şirkle harmanlanmış efsane üreten ve bu efsanelerle insanlara cennet vaadeden sapık/ hurafeci Tasavvuf ekolü, dün olduğu gibi bugün de zulüm sistemlerinin gözdesi konumundadır." Sayfa 187
"Müslümanları uyuşturan iki ekolden birisi; kökeni Yunan medeniyetine dayanan felsefe, diğeri ise kökeni Hint ve İran medeniyetine dayanan Tasavvuftur." Sayfa 187
"Bir dünya görüşünün, bir yaşama biçiminin (ki her yaşama biçimi aynı zamanda bir dindir) gündeminde Allah yok ise o yaşama biçimine Allah karıştırılmıyor ise orada şirk var demektir." Sayfa 211
"Önce Şia Ehlibeyt adı altında bir aileyi kutsamış, sonra Sunni kesim de buna misilleme olarak sahabi adı altında bir nesli kutsamıştır. Şia Hz Ali ve evlatlarını yaratılışın merkezine koymuş, Sunni kesim de buna misilleme olarak Hakikati Muhammediye ya da Nur-u Muhammediye adı altında Hz Muhammed'i yaratılışın merkezine koymuştur. Şia, imamlarını (12 imamı) geçmiş ve gelecek tüm gaybi bilgileri bilen ve kainat hakkında tasarrufta bulunan tanrısal konuma oturttu. Sunni kesim de (özellikle Tasavvuf ekolü) tüm Gavs, Kutup ve Veli dediği büyüklerini aynı konuma oturtmakla misillemeyi yaptı." Sayfa 215
"Seyyid diye bir efsane uydurdular. Hz Hüseyin'in soyundan gelenlermiş. Uyanıklar ve çevrelerindeki simsarlar, Seyyid adı altında piyasaya çıkıp milletin dini duygularını sömürdüler ve insanları kendilerine kul köle ettiler. Menzil'dekine ne demeli? Adamın kendisi Arap bile değil, haso bir Kürt. Türklüğü ile övünen kardinal Fethullah Gülen de kendisinin Seyyid olduğunu söylemişti. Bakıyorsun Lazın biri çıkıp ben de Seyyidim, diyebiliyor. Oysa Allah (cc) Kur'an'da takva dışında bir üstünlük belirtmemişken (Hucurat 13)." Sayfa 223
"Tasavvufun ortaya attığı ve kulağa çok hoş gelen iki kelime ile adlandırdığı; Nuru Muhammedi veya Hakikatı Muhammedi teorisi, tevhidi parçalamak ve İslam peygamberini ilahlaştırmak isteyenlerin bir truva atıdır. Zira bu nazariye Hz Peygamberi; Allah'ın bir sureti, bütün mahlukatın kendisinden yaratıldığı çekirdek, kainatın asli unsuru olan bir varlık olarak takdim eder." Sayfa 237
"Şu palavrayı Cübbeli'den dinlemişsinizdir: Cebrail, daha Hz Muhammed'e Kur'an'ı öğretmeden önce, onun Kur'an okuduğunu görünce hayret etmiş ve bunun nasıl olduğunu sormuştur? Peygamberimiz demiş ki; sana vahiy geldiğinde perdeyi kaldırıver. Cebrail perdeyi kaldırmış. Bir de ne görsün. Vahyi kendisine Hz.Muhammed gönderiyor. Bu hikayeyi en büyük şeyh dedikleri İbni Arabi nakletmiştir...
Hz İsa putperestliği yok etmek için gönderilmişti. Putperestler ise onu baş put yaparak yollarına devam ettiler. Son peygamber de Allah'tan başka ilah olmadığını ilan için gönderilmişti fakat kendisi ilah yapıldı Müşrikler yine hedeflerine ulaşmış oldular." Sayfa 254
"Kur'an'a göre Hazreti Muhammed 'insan üstü' bir varlık değil, 'üstün bir insan' dır." Sayfa 257
"Tasavvuf dünyasında şeyhi ekber, en büyük şeyh diye bilinen İbni Arabi, peygamberlik makamını (Hatemül Enbiya) gümüşe, kendi makamını (Hatemül Evliya) ise altına benzetmiştir." Sayfa 261
İbni Arabi'yi büyük şey olarak kabul etmeyen tasavvuf kolu yoktur. Bakın ne diyor Füsusul Hikem adlı kitabında: 'Hatemül evliyanın merhameti Allah'ı da geçmiştir. Çünkü Allah'ın merhameti gazabını geçmiş olsa da yine de gazabı vardır ama hatemül evliyanın hiç gazabı yoktur." Sayfa 275
"İlahiyatçı, akademisyen olarak adlandırılan bu kesime göre; İslam Tasavvufla hikmete, erdeme, zerafete kavuşmuş. İslam'ın ilk üç dört asrı erdemsiz, hikmetsiz ve yavan geçti öyle mi?" Sayfa 284
"Fuat Köprülü dahi Türklerin Peygamber ve ashabının temsil ettiği İslam'dan çok uzak bir kültür İslam'ı aldıklarını, dini Araplardan ziyade Acemlerin kendi eski dinleriyle Zerdüştlükle harmanladıkları kültürden aldıklarını söyler." Sayfa 359
"Alevilik İslam'ın farklı bir yorumu olmaktan öte, başlı başına bir din olmuştur. Namaz yerine semahı, Kur'an yerine sazlı deyişleri, cami yerine Cemevlerini, bir ay Ramazan yerine Muharrem ayında 12 imam adına tutulan 12 imam orucu..." Sayfa 365
"Şemsi Tebrizi'nin eserlerinde kadın, şarap ve küfür açıkça övülür ve kendisinin şarapsız edemeyeceğini söyler." Sayfa 374
"Mevlana'da küfre ve kafire konulmuş bir tavır, bir mesafe yoktur. Ne olursan ol gel, sözü İslam'a çağrı değildir. Tersine, tek dinlilikten çok dinliliğe çağrıdır." Sayfa 376
"Kabe'den maksat, evliyaların kalpleridir. Bu kalplere teveccüh etmeyen, bir binanın dibinde iki rekat namaz kılmış ne ifade eder...' Mevlana, Fihi Ma Fih s.150
'Cehennem ehli cehennemin içinde dünyadakinden daha hoş bir halde olurlar Zira cehennemde Haktan haberdar bulunurlar Halbuki dünyada Haktan bihaberdirler. Haktan haberdar olmaktan daha tatlı bir şey yoktur.' Mevlana, Fihi Ma Fih s.208." Sayfa 378
"İbni Arabi eserinde, çok açık bir dille Hz Nuh'un kavmine hile yaptığını söyler. Çünkü maksatta olanı maksada çağırmak hiledir der. Nuh kavminin putlara tapmakla Allah'a tapmış olduklarını, kainatta var olan her şeyin zaten Allah'ın parçası olduğunu, kim neye inanıyor ve tapıyorsa maksat üzere olduğunu söyler." Sayfa 431
"İbni Arabi'den önce ve sonrakiler onun kadar büyük iftira atmamışlardır. Mevlana ve benzerleri, kendi yazdıklarını Kur'an'a eşdeğer ilan etmişlerdi ama yazdıklarını levh-i mahvuza eşdeğer gören zındık sadece İbni Arabi olmuştur." Sayfa 433
"Allah (cc), küfür üzere ölen Firavun hakkında, ibreti alem için cesedini dışarı atacağız demesine rağmen ve kendisi ile beraber ona uyanları cehenneme göndereceğini söylemesine rağmen, İbni Arabi zındığı Firavunun ahirete iman üzere göçtüğünü söyler." Sayfa 437
Tasavvuf, dini vicdanlara hapsederek ölüler dinine dönüştürdü. Bununla da kalmayıp, haham ve rahiplerin yaptığı gibi kendilerini kul ile Allah arasına koydular." Sayfa 490
"Felsefe, aklı ilmin kaynağı makamına oturtarak insanı ilahlaştırılmış, Tasavvuf ise müridi şeyhin karşısında meyyit (cesed) konumuna koyarak insanı aşağılamıştır." Sayfa 499
"Uydurulan din mensubu sevap kazanmaya bakar. Yani hayatına kimin hakim olduğu, kimin kanunlarıyla yönetildiği, hangi değerlere göre hayatın tanzim edildiği, kıblesi Kabe mi yoksa Washington ya da Çankaya mı olduğu o kadar önemli değildir." Sayfa 510
"Uydurulmuş islamcının dininde itiraz etme ve baş kaldırma yasaktır. Devletin âli menfaatleri nasıl olmayı gerektiriyorsa öyle olacaksın. Tevhid İslam'ında devlet dahil her şey din (İslam) uğrunda kurban edilirken, uydurulmuş dincinin tasavvurunda ise herşey devlete kurban edilir." Sayfa 512
"Namaz nasıl ki ferdin ruhu (onu iman üzere ayakta tutan manevi gıda) ise cihat da toplumun ruhudur...Bu ruhun kaybolmasıyla İslam alemi (etkinlik ve çağa damga vurma manasında) tarihten kaybolmuştur." Sayfa 554