Ana içeriğe atla

Siyer Tasarımı-Şaban Öz



Siyer Tasarımı-Şaban Öz. Mana Yayınları, 2015

     "Sünnetullah, Allah'ın tarihe karışmaması demek değildir. En azından bu karışmazlık durumu, mucize veya helakı yaratan, dua edilmesini emir boyutunda isteyen İslam'ın Allah'ı için söz konusu değildir. Sünnetullah konusundaki bizim kavram karşılığımız 'ilahi plan'dır." Sayfa 22

     "Hristiyanlık bir tarihçiler dinidir. Hristiyanlar, kutsal kitaplar olarak bilinen tarih kitaplarına sahiptirler ve ibadetleri, bir Tanrının dünyevi hayatından kesitler, kilise ve azizlerin ihtişamını anmaya yöneliktir." Sayfa 22 

     "Bütün rivayet kültürüne karşı olumsuz tavır takınılması bir nebze anlaşılabilir de şayet Kur'an'ın da en nihayetinde rivayet ile geldiği unutulursa." Sayfa 43 

     " 'Ayı yardığını' iddia eden bir metni eleştirirken gösterilen refleks, 'Ayı yaran Peygamber'i eleştirme olarak algılandığı için gösterilmektedir." Sayfa 58 

     "Levlake (Sen olmasaydın alemleri yaratmazdım) rivayeti basit bir uydurmadan çok daha ötedir ve Peygamberin sınırlarını Allah'ın sınırları aleyhine genişletmek demektir." Sayfa 62

     "Klasik Dönem kıssacılarının çağdaş versiyonu olan bazı şahısların televizyonlarda coşkuyla yaptıkları sohbetlerinde, Vahyin kaynağının bizatihi Peygamber olduğu (aslında Cebrail'e vahyedenin Peygamber olduğu), onun ölmediği hatta ölümsüz olduğu işlenebilmektedir." Sayfa 62  

     " 'Patlıcan yiyin şifa bulun' gibi uydurmalarla rüyada iletişime geçilerek alınan 'tweetleri katlayın', 'git ümmetimi uyar' emirleri arasında 'menfaat amaçlı hadis uydurmak' ortak paydasını görmemek mümkün değildir." Sayfa 64 

     "Bugün Müslüman zihin-eylem dünyasında yaşanan en büyük sıkıntı, ibadet eksikliği değil ahlaki yoksunluktur. Bir türlü hatırlanmayan 'kötülüklerden alıkoyma' şartının (Ankebut 45) eksikliği, bugün karşımıza namaz kılan hırsızları, yalancıları, kul hakkı yiyenleri çıkarmıştır." Sayfa 66 

     "Neticede ibadetlerin toplumsal-bireysel yansımasından çok Allah'a bakan yönüyle ilgilenilmiş, ibadetlerin 'nasıllıkları' hakkında onlarca yüzlerce kitap yazılırken 'sonuçları' hakkında nedense hep sessiz kalınmıştır." Sayfa 66 

     "İnsana karşı o kadar güçlü olan hazreti Peygamber, Allah'a karşı bir o kadar da zayıftır. O yüzden oğlu İbrahim'in vefatında ağlamış, aç ve susuz kaldığında sabretmiştir. Yani bir iki hurma bir orduya yetmemiş, parmağından su akmamış, kendi çocuğunu bırakıp başkasının çocuğunu diriltmemiştir." Sayfa 74 

     "Hem Batıya hem de Batılılaşması iddiasındaki Doğuya karşı açıklama zorunluluğu hissedilen bir diğer mesele de Hz Peygamberin evlilikleridir. Peygamberin niçin çok evlendiği konusunda; zayıf ve kimsesiz kadınları himayesine almak, bazı kabilelerle akrabalık kurmak, tesis edilen akrabalıklarla ilişkileri güçlendirmek gibi birçok gerekçe sıralanmış, her evliliği dini, siyasi, sosyal hizmetlerle izaha kalkışmışlardır. Başka bir ifade ile Hz Peygamber hiçbir eşini severek almamış, mutlaka bir amaç uğruna evlenmiştir. Bu algı sahiplerinin Hz Peygamberin evliliklerini, sevgi temeli üzerine değil de beklenti uğruna kurduğu gibi oldukça tuhaf bir çelişkiye düştükleri açıktır." Sayfa 77 

     "Çağdaş bir siyer tasarımının kaçınılmaz hedeflerinden biri 'beşer peygamber' yani 'tanrısal bir öze sahip olmayan bir peygambere ulaşmaktır. Hata yapmak, yanılmak, hatadan dönmek ve özür dilemek de Hz peygamberin sünnetidir. Ülkemizde halk tarafından 'Hoca Efendiler, Şeyhler' olarak tanımlanan, kanaat önderleri olarak nitelendirilen ve Hz Peygambere benzeme konusunda ayrı bir mevki atfedilen tabakadan hiçbirinin yanıldığına, hata yaptığına, özür dilediğine dair hiçbir verinin yansımaması da oldukça dikkat çekicidir." Sayfa 79 

     Özellikle Anadolu coğrafyasında, Kur'an'ın çaputa sarılıp duvara çivilenmesinin bir benzeri Hz Peygamber'e denenmekte, hurafeye sarılıp tarihe çivilenmeye veya mitolojinin tanrılarından biri haline getirip ulaşılamaz yapılmaya çalışılmaktadır." Sayfa 93 

     "Kastımız, sahabe örnekliğinin/modelliğinin tebdili, tahrifi ve imhası değil, ihyasıdır. Tabii ülkemiz özelinde, sahabenin bakışını, algısını bulmaya ayıracağımız enerjiyi kabirlerini aramaya harcadığımız için, içerik benzeşmesini yakalamanın ne derece zor olduğunu farkındayız." Sayfa 94 

     "Hz Peygamberin kendisine eziyet, eden hakaret eden, işkence eden insanları affettiği günün miladi karşılığı olan 11 Ocak'ın 'Dünya affetme günü' olarak tescillenmesi mi yoksa misvakın sağ elle kullanılması unutulan sünnettir?" Sayfa 96  

     "Hz Peygamberin çok evliliği konusunda yapılması gereken, neden çok evlendi sorusunu cevaplamak değil, o toplumda bunu yadırgayan var mıydı sorusunu sormaktır?" Sayfa 100
  
     "Hz Muhammed ne şiddet yanlısı, savaş meraklısı biri, ne de pasif direniş gösteren bir liderdir. O, inananlarına gerektiğinde saldırmayı, gerektiğinde barış yapmayı emretmiş ama hiçbir zaman ahlaki şartların zorlanmasını emretmemiştir." Sayfa 101 

     "Eğer bugünün Batı dünyası, savaş konusundaki ahlaksızlığını yüzsüzlükle birleştirip ağzını açmaya cesaret edebiliyorsa bunun sebebini; onların haklılığında değil, ilim adamı kisvesine bürünmüş Müslüman araştırmacıların onları ciddiye alan aşağılık komplekslerinin dışavurumunda aramak gerekir." Sayfa 102 

      "Batı dünyasının şiddet, savaş, terör konularında Müslümanlara ders verme ehliyetine sahip olmadığını, artık İslam dünyasının, özellikle siyasi çevrelerin yüksek sesle dile getirmesi gerekmektedir. Batı ne geçmişinde ne de bugününde, İslam dünyasını hiçbir şeyle itham edemeyeceği gibi, İslam dünyasının da bu konuda onlara vereceği cevap savunu değil ancak tenezzül babında olabilir." Sayfa 102 

     "Hz Peygamberin nübüvvetle devlet başkanlığını birleştirmesi, onun 'Allah adına devlet' düşüncesini yerleştirmesi neticesinde gerçekleşmiştir. Devlet, Allah'ın ve elçisinin emrindedir, yoksa uzun veya kısa vadede ulusal çıkarların değil. Yine devlet, ancak üzerinde kurulduğu Kur'ani ve Nebevi zeminde varlığını devam ettirebilir. Hukuki, ekonomik, siyasi ve askeri her türlü eylemini ancak bu zeminde gerçekleştirebilir." Sayfa 104 

     "Hz Peygamberin tebliğ ettiği dinde, din-dünya ayrımının olmadığını, münzevilerin dahi elektrik-su parası ödemek zorunda kaldığı bir dünyada (Said Nursi gibi) siyasetten istiazenin ümmete dair bir yaşam modeli olamayacağı kanaatindeyiz. Başka bir ifadeyle İslamiyet'in sekülerizm, laiklik gibi bir ideolojiyi değil tavsiye etmesi, onay dahi vermesinin mümkün olmadığını söylüyoruz." Sayfa 105  

     "Hz Peygamberin hayatını siyasetten bağımsız incelemek, devlet olgusundan ayırmaya çalışmak, hele hele onu salt bir dini önder olarak sunmak, mevcut tarihi çerçevede mümkün değildir." Sayfa 106 

     "Hz Peygamber'i doğru anlatmanın tartışmasız tek yolu, rivayetlerin sıhhatinin tespiti için bir ölçü belirlemektir. İşte Kur'an, bu olmazsa olmaz ölçüyü sağlar." Sayfa 110 

     "Hz Muhammed'in Hz İsa veya Hz Musa'dan büyüklüğünü ispat çabası kimseye bir yarar sağlamayacaktır. Hz Muhammed'in Hz İsa'dan büyük olmasının, imana değer ve anlam katması bakımından hiçbir karşılığı yoktur. Nübüvvete iman, yarış sonucuna göre kuvvetlendirilecek bir basitliğe sahip değildir." Sayfa 130  

     "Yahudiler ve Hristiyanlar Rable güreşen peygamberlerini, Yehova ile pazarlığa oturan peygamberlerini, Tanrının oğlu olan peygamberlerini, kızlarıyla yatan peygamberlerini tartışma konusu yapmazken, Allah'ın kulu ve elçisi olan Muhammed'in Müslümanlar tarafından bu kadar tartışılması, ister istemez insanın aklına Müslümanların peygamberleri ile alıp veremediklerinin ne olduğu sorusunu getirmektedir." Sayfa 140 

     "Milyonlarca insan Allah'ın biricik bir oğlu olduğuna, onun diğer insanları temizlemek için kurban edildiğine inanıyor, milyonlarca insan ineğin kutsiyetine inanıyor, milyonlarca insan sabah akşam yemek verdiğin heykellerin, küllerin kendisine yardımcı olacağına inanıyor ama inançlarını akılla izah etmek Müslümanlara ihale ediliyor." Sayfa 140 

     "Hz Peygamberin çağrısına muhatap olan Müslümanlar, hem Kur'an'ın nüzul suresince hem de onun uygulamasına 23 yıllık bir zaman diliminde şahit olmuşlardır. Tevhidi hariç tutacak olursak, neredeyse bütün emirlerin belli bir tedricilik (aşama aşama) neticesinde kemale erdiği görülecektir. Ancak bugün Müslüman olan biri, hem Kur'an'la hem de uygulaması olan Sünnetle bir saat içinde muhatap olmakta ve açıkçası uygulama konusunda dinin mensuplarından pek de müsamaha görememektedir." Sayfa 142
 
     "Kur'an'ın kendi içerisinde bile -katılmamakla beraber- nasih-mensuh ilişkisi kurulurken, aynı durumun Sünnetin kendi içerisinde uygulanmaması oldukça şaşırtıcıdır. Açıkçası Kur'an'dan çok daha fazla olarak Sünnet içerisinde bu ilişkinin kurulması gereklidir. Hz Peygamberin 615 yılında söylediği bir sözün 622'de nazil olan bir ayete ters olma ihtimali imkan dahilindedir. Bu kuralın sağlıklı işletilmesi için hadis ve ayetlerin kronolojilerinin belirlenmesi büyük önem arz etmektedir." Sayfa 142 

     "Şeyhlerin, gavsların, efendi hazretlerinin yaptıkları, güçleri kudretleri konusunda anlatılanların tanrısal bir içeriğe sahip olduğu açıktır. Nuh'un gemisini kurtaran, akılları okuyan, Allah'la bağışlama konusunda pazarlıklar yapan, eski Yunan'ın mitolojik tanrılarına rahmet okutan ve her biri kendi çapında tanrısal güçlere sahip olan şeyh hikayelerine her gün bir yenisi ekleniyor. Bu tür hikayelere inanmış bir gruba, 'kul Peygamber' Hz Muhammed'i nasıl anlatacağız? Kur'an'ın ve tarihin tanıttığı Hz Peygamberin, bugün için henüz tekamülünü tamamlamış bir Şeyh ile kıyaslanması halinde kudret, güç ve otorite olarak Hz Peygamberin kazanma şansı hiç yoktur. Ama birilerinin de çıkıp 'sizin şeyhiniz bizim Peygamberimizden büyükmüş' ifadesini kullanması ve belki de -pek ümitli olmasak da- inandıklarını sorgulamaya çağırması gerekmektedir." Sayfa 148 

Bu blogdaki popüler yayınlar

Adet ile İbadet Arasında Bocalayan Müslüman-Mustafa Varlı

Adet ile İbadet Arasında Bocalayan Müslüman-Mustafa Varlı. Ensar Neşriyat, 2017      "Teknik ve kültürel imkanların alabildiğine gelişmiş olmasına rağmen, günümüz Müslümanının yaşayışı ile Asrı Saadet dönemi Müslümanlarının anlayış ve yaşayışları arasında büyük farklar görmekteyiz." Sayfa 10       "Âdetlerin, ibadetlere karışması ve ibadet gibi kabul edilmesi İslam kavramını ve imajını zedelemektedir. Görüntüsü ve yaşantısı zedelenmiş bir İslam ise kesinlikle yüce Allah'ın indirdiği İslam değildir." Sayfa 13       "İmanın dil ile ikrar ve kalp ile tasdikten ibaret olduğu anlayışındaki günümüz insanı, dil ile Müslüman olduğunu söyleyip kalbinden de buna inandığı takdirde ibadet etmese bile Müslüman kabul edileceğini ve sonunda bununla da cennete gidebileceğine inanmaktadır. Bu düşüncedeki pek çok kişi, işlediğim günahların cezasını bir süre çektikten sonra nasıl olsa Allah beni cennete sokacak, o halde dünyanın zevklerinden ke...

Kur'an Kılavuzu Mutlak Gerçeğin Sesi-Murat Sülün

Kur'an Kılavuzu Mutlak Gerçeğin  Sesi-Murat Sülün. Ensar Neşriyat, 2013       "Kur'an-ı Kerim, İslamiyet'in temel metni olmakla birlikte  bilinen anlamda bir din ve dua kitabı değildir. Kur'an'ın asıl konusu insan olup, Allah, cennet-cehennem, melek gibi gaybi kavramların sahih anlamını ortaya koymakla yetinir. Doğru ile yanlışın, gerçek ve sahtenin kriteridir." Sayfa 11       "Hak Teala insanları, Kur'an ve kainat kitaplarına karşı takındıkları tutuma göre yüceltip alçalttığı için, bu iki kitaba karşı tutumumuzu gözden geçirmek durumundayız. Bunun için de kutsal kitabımızı iyi tanımalı, işlevinden bihaber olmamalıyız." Sayfa 11       "Arapça bilmeyen Müslümanlar, Kur'an'la anlamaya dayalı değil, saygıya dayalı bir ilişki kurmuş, onun içine fazla girememiş, İslam öğretilerini sıhhatleri kuşkulu bilgilerle dolu kaynaklardan öğrenmişlerdir." Sayfa 13      "Adalet, çalışma, dürüstlük, hesap verme fi...

Nehri Geçerken-Abdurrahman Aslan

Nehri Geçerken-Abdurrahman Aslan. Beyan Yayınları, 2010      "Hristiyanlığı hurafelerden ayıklayarak o ilk asli haliyle yaşamak isteyen Hristiyanlar, onu yorumladılar ama bir müddet sonra baktılar ki o Hristiyanlık, kapitalist dünyanın modern dünyanın manevi sübabı olmuş. Bunun böyle olacağını ne tahmin ettiler ne de böyle bir amaçları vardı." Sayfa 21       "İnsan, ilahi ve kutsal olana rağmen varlığını sürdüremez. Sekülerizm ise insanın ilahi ve kutsal olana rağmen varlığını sürdürme girişimidir, iddiasıdır." Sayfa 30       "İslam'ı Modernitenin uygun bulduğu bir form içinde yaşamaya talibiz. Acaba bu ne kadar sağlıklıdır ve dinin bu şekilde yaşanması gerçekten sonuçta geriye İslam'dan ne bırakacaktır bize?" Sayfa 31       "Modernite ile birlikte insan her şeyin, iyinin, kötünün, güzelliğin, adaletin, doğrunun, sevginin ve sanatın anlamının kaynağına kendini yerleştirir. Düşünce biçiminde rasyonaliz...