Hukukumuz ve Ahvalimiz-Muhammed Esed. İşaret Yayınları, 2018
"İslam hakkında yeniden düşünmeliyiz. Çünkü bugün mevcut teolojimiz (kelam) ve hukuk ilmimiz (fıkıh) tanınmaz hale gelmiş, eski model elbiselerin alınıp satıldığı, yamanıp tekrar satıldığı ve müşterilerin tek memnuniyetinin yalnızca eski terzilere iltifatlar etmek olduğu devasa bir eskici durumundadır." Sayfa 27
"Kendimize karşı dürüst olalım ve Kur'an ile sünnetten çok fazla sapmış olduğumuzu itiraf edelim. Bizimkisi, muhteşem mirasını saçıp savurup da sefalet içinde sürünen zengin adamın oğlunun, çok çok eski bir hikayesidir." Sayfa 30
"Yüzyıllardır İslam'ın muhteşem sosyal programı hakkında, öğretilerinin adaleti ve fıtrata uygunluğu hakkında konuştuk ve bütün bu süre zarfında da birbirimizin boğazına sarıldık, birbirimizi sömürdük veya vicdansız idarecilerin tahakkümünde her türlü sömürü ve istismara sefilce bir memnuniyetle boyun eğdik." Sayfa 30
"Kur'an'ı ibadetlerde ve dini törenlerde okunacak, sonra da ipek kılıflara sarılacak, odalarımızda en üst rafı süslemeye yetecek kadar iyi, ancak pratik hayata uygulanacak kadar iyi olmayan, salt edebi bir eser olarak görmeye gittikçe alıştık." Sayfa 30
"İslam'ın bir akıl dini olduğunu iddia etmemize rağmen, gücü elinde bulunduran bir zorba tarafından aklın baskılanmasını uysalca, bazen de memnuniyetle kabul ettik. Çünkü ulemanın çoğu, yeni meselelerde bağımsız düşüncenin sapkınlık olduğunu, bir papağan gibi yalnızca eski dönemlerde ortaya konmuş olan kuralları körü körüne tekrarlayan kişinin gerçek bir Müslüman olduğunu söylemekteydi." Sayfa 31
"Günümüzde dünyada yüz milyonlarca Müslüman bulunmaktadır. Ancak bütün bu Müslümanlar arasında gerçekten İslam'ın öğretilerine göre yaşayan tek bir toplum, sosyal ve ekonomik problemleri İslam'ın nasıl çözeceğini dünyaya örnek olarak gösterebilecek olan tek bir toplum, bilim, sanat veya endüstri alanlarında veya kültürel ve politik olarak Batılı bir toplumdan daha iyi herhangi bir şey üretebilen tek bir toplum dahi yoktur." Sayfa 31
"Geçmişimizin ihtişamı hakkındaki bütün hamasi konuşmalar, İslam'ın temsil ettiği şey hakkındaki iddialarımız, bizim mevcut sefaletimizin gerçeğini değiştiremez." Sayfa 31
"İslam'ın beklenen diriliş hayalini kurmaktan hoşlanan bütün insanlar arasında, hemen hemen hiç kimse İslam hukukunu, yani şeriatı günümüzde veya gelecekte ciddi bir sosyopolitik önerme olarak görmemektedir." Sayfa 35
"Kur'an ve Sünnetten birinde açık bir şekilde hüküm olarak belirtilen hiçbir şey, bireysel takdire açık değildir. Dolayısıyla bireysel takdire açık olan her şey, şer'i hüküm olarak görülmez." Sayfa 95
"Mevcut ahlaki seviyemiz İslam'ın bizden istediğinin çok altındadır. Medeni ruhtan yoksunuz, kolay bir hayat yaşamayı sevmekteyiz, kendi çıkarlarımızı gördüğümüz durumlarda yalan söylemekte bir mahsur görmemekteyiz, sözümüzü tutmayız, işle ilgili hususlarda bencilliğe ve hilekarlığa müsamaha ile güler geçeriz, diğer Müslümanları arkalarından çekiştirmeye de daima hazırız." Sayfa 121
"İslam'ın öğretilerine göre insan hayatı, maddi ve manevi alanlara bölünemez. Diğer dinlerin aksine İslam, insandan bütün varlığını ona adamasını ister. Yani İslam, bireysel inanç ve ahlak meseleleriyle sınırlı olmayıp, sosyal hayatın her yönünü etkiler. Ondan dolayı Hz. Peygamber; amel imanın ayrılmaz bir unsurudur, buyurmuştur." Sayfa 169
"Dinde zorlama yoktur.' (Bakara 256) ayeti, İslam'ın gayrimüslimler için 'ya İslam ya kılıç' alternatifinin, yaygın bir safsata olduğunu ortaya koyar." Sayfa 200
"Hiçbir Müslüman, İslam'ın üçüncü mukaddes şehri olan Kudüs'ün hem Yahudilere hem de Hristiyanlara açık olması gerektiğini reddetmezken, Batıda oldukça kayıtsız ve rahat bir şekilde kabul edilen, Kudüs'ün İsrail devletinin başkenti olacağı görüşüne asla razı olamayız." Sayfa 211
"Oryantalistler, misyonerlerin halefleridirler. Batıdaki oryantalist bilimi, Müslümanları Hristiyanlığa dönüştürmek amacıyla ortaçağdaki misyonerler tarafından geliştirildi." Sayfa 246
"Kur'an'da her ne zaman Adem'den bahsedilse aslında çoğunlukla 'insan cinsi' anlamına gelir. Allah Adem'i yaratmak istediği zaman 'kun fe yekun' dedi. Eğer Adem'le ölmüş olan tek bir kişi kastedilmiş olsaydı bu ifade 'kun fe kan' olmalıydı." Sayfa 257
"Bu kitapta hiçbir şeyi göz ardı etmedik' ifadesi, bazı insanların düşündüğü gibi, mevcut olan her şeyden Kur'an'da bahsedildiği anlamına gelmez. Bireysel ve sosyal bir varlık olarak size rehberlik için, sizin iyiliğiniz için, gerekli olan her şeyin Kur'an'da izah edilmiş olduğu, mevcut olduğu, anlamına gelir." Sayfa 259
"İslam, halkın mutlak özgür iradesini tanımaz. Halk kendi iradesini şeriat, yani İslam Hukuku çerçevesinde, her şeyden önce nihai egemenliğin yalnızca Allah'a ait olduğunu ve halka ait olmadığını kabul ederek uygulama hakkına sahiptir." Sayfa 265
"İslam'ın en büyük alimleri, değişik düşünce okullarının kurucuları olarak bilinenlerin hepsi, kendi düşüncelerinin son hüküm olmadığı hususunu özellikle vurguladılar. Onların yapmaya çabaladıkları şey, serbest bir şekilde şer'i yasaları topluma izah etmekti ve bunda başarılı da oldular. Halkın ve sonradan gelen alimlerin onlara uymaları, içtihat kapısının kapanmış olduğu sloganını ortaya çıkardı. İçtihat kapısı asla kapanmadı. Çünkü hiç kimse onu kapatma hakkına sahip değildir. İçtihat, Allah'ın bize bahşetmiş olduğu bir imkandır." Sayfa 276