Sade Hayat-Ümit Şimşek. Selis Kitaplar, 2003
"Biz teknolojiden, refah araçları ile birlikte bizi huzur ve mutluluğa kavuşturmasını bekliyorduk. Ancak bizi hayal kırıklığına uğrattı. Beklediklerimizi bize vermediği gibi elimizde olanların bir çoğunu da aldı. İnsani değer ve duygularımızdan bir çoğu bizi terk etti. Derken yavaş yavaş yakınlarımızdan, başka insanlardan, doğadan, çevreden ve hayattan uzaklaştık." Sayfa 10
"Dünya kaynaklarını alabildiğine bir sorumsuzluk içinde tüketen ve bu konuda gezegenimizin tahammül sınırlarını çoktandır zorlayıp duran Batı uygarlığı, kendi insanının kucağını birçok oyuncakla doldurduysa da ona mutluluğu tattıramadı. Dünyanın geri kalan kısmı ise bir mutluluk payı yerine silahlardan, bombalardan nasiplendiler. Yeryüzünde Batı uygarlığının sözü geçmeye başlayalı beri savaşlar hiç eksik olmadı." Sayfa 23
"Önceki çağlarda daha az şeye ihtiyaç duyan ve bu ihtiyaçlarını fazla zorlanmadan karşılayarak mutluluğu yakalayan insanlar, uygarlığın gelişmesine paralel olarak yeni yeni ihtiyaçlar ediniyor ve kendilerini bu ihtiyaçları karşılamak zorunda buluyorlardı. Böylelikle Batı dünyası, 'tüketim' denen büyülü formülü icat etti." Sayfa 27
"Daha önce başkalarına borcu yüzünden başı eğik dolaşan insanlar, sonraları bunu çağdaş hayatın ve tüketim toplumunun vazgeçilmez bir gereği olarak görmeye başladılar. Sonra ödeyememekten gelen suçluluk duygusu yavaş yavaş kayboldu. Borçlar bini aşınca gülüp oynama devri, milyarları aşınca övünme devri geldi." Sayfa 31
"Özellikle çocuklar ve gençler tüketim dünyasının hedef alanı içindedirler ve üniversite çağına gelince kadar 100.000'in hayli üzerinde reklamla tanışmış, bunlardan yüzlercesinin cıngıllarını ezberlemiş, markalarını benimsemiş, tiplemeleri ile haşır neşir olmuşlardır. Bunun açık anlamı ise bütünüyle tüketim zihniyeti tarafından şekillendirilmiş hiper tüketici nesillerin yetişmekte oluşudur." Sayfa 41
"Bu gezegenin evreninde, eşyalar yerleştirilirken önce televizyonun konacağı yer belirlenir, bir tür kıble ayarı yapıldıktan sonra geri kalan eşyanın yerleri ve hane halkının oturma biçimi buna göre düzenlenir." Sayfa 45
Egzoz-fren-teyp üçlüsü ile yedi mahalleyi gürültüye boğan lüks arabalı ve kıt akıllı şımarık oğlanlar yadırganmaz oldu." Sayfa 59
"Medeniyet hızını almış gümbür gümbür ilerliyor, teknolojik imkanlar ve maddi refah araçları açısından ileriye, fikir ve kültür açısından da gerilere, eski vahşet dönemlerine doğru." Sayfa 63
"Tüketim uygarlığına karşı verilecek özgürlük mücadelesinin zor tarafıysa onun sürekli olmak zorunluluğudur. Bu mücadele bir zaferle değil, ancak bir ömürle sona erer. Çünkü tüketim uygarlığı, nefsin iştahını kabartan oyuncaklarıyla, tiryakilikleriyle, yeni icatlarıyla, modalarıyla ve çevre baskısıyla özgür insanı dinmek bilmeyen bir çatışma halinde tutmaya çalışacaktır." Sayfa 76
"Sade hayatın özü, arzulanan şeylerden değil, önemsiz şeylerden ve engellerden uzaklaşmaktır. İnsanın hayatında neyin önemli neyin önemsiz olduğunu belirleyecek olan ise onun hayatı için tespit etmiş olduğu amaçtır." Sayfa 96
"Aslında insanın manevi yapısı almaya değil vermeye göre düzenlenmiştir. Taraflardan birinde sürekli açlık, huzursuzluk ve çevreyle uyumsuzluk, diğerinde ise doyum, haz ve çevreyle uyum vardır." Sayfa 126
"25 saatlik bir elektrik kesintisinin New York'ta yağmalanmadık dükkan bırakmadığını hatırlayalım. Bir gecelik karanlığı bile toplumsal bir yağmalama eylemi için fırsata dönüştüren bir uygarlığın, fakirini bir yana bırakın, zengini bile bir gece vakti bir sadaka taşıyla baş başa kaldığında orada başkaları için de bir şeyler bırakmayı aklından geçirir miydi dersiniz?" Sayfa 134
"Tüketim ekonomisi, insanların içinde kalan dostluk ve yakınlık duygularını da paraya tahvil etmekten geri kalmamış, onları olumlu duyguların ancak pahalı armağanlarla ifade edilebileceğine ikna etmiş ve yılbaşı, doğum günü gibi vesileleri muazzam birer pazar haline getirebilmiştir." Sayfa 151
"10-20 sene evvel hayal bile edemeyecekleri imkanlara kavuşan insanlar, buna rağmen hayallerini süsleyen mutlulukla aralarındaki mesafenin hiç kapanmadığını görüyorlardı. Yine de büyük çoğunluk, kendi gölgesini kovalamakta olduğunun farkında değildi. Ortaya sürülen yeni ürünler, yeni hayaller, yeni uyuşturucular, büyük kitlelerin gerçek dünyayla temasa geçmelerini sağlayacak bir fırsat bırakmıyordu." Sayfa 161
"Geçmişte bir refah düzeyinden diğerine yükselişimiz, nasıl huzur ve mutluluk arayışımızda bir değişikliğe yol açmadıysa, bundan sonraki sınıf atlamalarla bir yere varamayacağımız da şimdiden bellidir." Sayfa 172
"Modern insan, refah araçlarını elde etmek için zamanını tüketir; bu araçlarla zaman kazanır; sonra kazandığı zamanı bir an önce tüketebilmek için oyun ve eğlencelere yönelir; bu arada başını kaşıyacak zamanının olmadığından yakınır. Siz bu işten bir şey anlayabiliyor musunuz?" Sayfa 174