Keşke Bilselerdi-Kürşat Atalar. Pınar Yayınları, 2013
"Bugün her cemaatin kendi 'alimi' vardır. Tabiri caizse 'herkes yanındakiyle övünmektedir.' (Rum 32). O nedenle de bugün hak değil batıl hakimdir." Sayfa 11
"Kur'an'ın hakkı ve hakikati temsil ediyor oluşu, Müslümanların da her zaman hakkı ve hakikati temsil ettiği anlamına gelmez." Sayfa 11
"Müslümanlık en nihayetinde bir iddiadır. Gerekleri yapılmazsa sonuçlarını da doğurmaz." Sayfa 11
"Müslüman o kimsedir ki sahici alim olursa itaatini de sahici sunar. Alimin sahtesine ise sahte biat verir. Yani sahte alimin peşinden mezara kadar değil pazara kadar gider. Bu böyledir. O nedenle, meydanları dolduran milyonlar, siz darağacına giderken arkanızdan gelmiyorsa suçu önce kendinizde arayacaksınız. Onları gönüllerinden mi yakaladınız midelerinden mi?" Sayfa 11
"Müslüman kitleleri yönlendiren cemaat veya gruplar, tabanın bilgi düzeyini yükseltecek çalışmalar yapmaktan çok onların 'itaatini' istemeyi yeterli buluyorlar." Sayfa 12
"Kimi çıkar; 'İslam bir özgürlük manifestosudur' der ve 'özgürlük davası' uğruna başörtüsünün serbest bırakılmasını talep eder. Bu kişi de bilgisizce konuşmaktadır ve bu kişi için de 'keşke bilselerdi' demek gerekir. Zira İslam bir kulluk manifestosudur ve Müslüman başka bir şey için değil sırf Allah'ın emri olduğu için kamusal alanda da örtülü olmak durumundadır." Sayfa 14
"Allah'ı birlemeyen hiçbir toplum adil olduğunu iddia edemez. Etse bile uygulamaları bunu inkar eder." Sayfa 22
"Müşrikler, kullardan önce Hakk'a haksızlık yaptıkları için kulların haklarına karşı da hürmetkar değildirler. Hakk'ı saymayan kulu hiç saymaz." Sayfa 25
"Müslüman, Hakk'a inanır ve Hakk'ın hakim olmasını ister. Batılın egemenliği bizatihi zulüm demektir. O nedenle batıl iktidar olmamalıdır. Batıl iktidar olmuş ise Müslüman bilir ki ona karşı mücadele vermelidir...Rahat yaşamak için veya huzuru bulmak adına zulüme sessiz kalamaz." Sayfa 30
"Zaman, 'huzur arama' zamanı değildir. Zaman 'huzuru getirmek için' mücadele etme zamanıdır. Yeryüzünde şirk ve küfür egemen ise huzur yok demektir. Var diyenler şeytanın ve tağutun egemenliğini isteyenlerdir." Sayfa 30
" 'Silm-Barış' olan İslam, bugün insanlığı zalimlerin düzeninin devamı anlamına gelecek bir barışa veya huzura çağırmamaktadır. Bilakis İslam, bugün insanlığa zulüm düzeninin değiştirilmesi çağrısında bulunmaktadır." Sayfa 31
"İslamcı için dinin iktidar talebi vardır ve bu İslam'ın özündendir. İslamcı, İslam'ın; 'ibadeti siyaset, siyaseti ibadet' olan bir din olduğuna inanır yani İslamcı için İslam bir yaşam tarzıdır (Kutup-Mevdudi düşüncesinin özü budur)." Sayfa 72
"Devlet talebi olmayan İslamcı yoktur... Gelenekçi ve modernist Müslümanın din-siyaset ilişkisine dair düşüncesi ise farklıdır. Gelenekçi, kimi durumda 'şeytandan kaçar gibi siyasetten kaçabilir' (Said Nursi'ye atfen). Kimi durumda da devlet talebini konu dışı bir şey olarak görür." Sayfa 72
"Düşünebiliyor musunuz? Kişi 'la kuvvete illa billah' ayetine inanacak ama Firavunu ve Amerika'yı gördüğünde tornistan edecek. Bu oluyorsa demek ki imanında bir şey vardır." Sayfa 97
"Kur'an, Hakk'tan gelmiştir, Hakk kelamıdır ve Hakk'a çağırır." Sayfa 138
"(Kur'an kıssalarının sembolik olduğunu söyleyenlere ithafen) Bizzat vuku bulmamış bir şeyin en edebi şekilde aktarımına masaldan başka ne denir? Hangi insan masal ile hidayete ermiş, hangi toplum menkıbe ile yola girmiştir?" Sayfa 139
"Günah kavramının bizatihi içerisinde 'istisnailik' özelliği vardır ki buna dikkat edilmelidir. Yani günahta süreklilik olmamalıdır. Bir kişi niçin inandığı Allah'ın emirlerine sürekli olarak aykırı davransın ki? Mesela kişi inanmadığı için 'sürekli namaz kılmaz'. Bu doğaldır, inanmaz ve kılmaz. Fakat bir kişi inanıyorum dediği halde hiç namaz kılmıyorsa orada iman açısından bir sorun vardır." Sayfa 146
"İslam hükümlerinin uygulanamadığı bir iktidar alanında, bir Müslümanın yönetici olmasının anlamı nedir? İnsanları idare ederken laik kurallara göre karar alacak olan bir Müslüman bu işi nasıl yapabilecektir? İslamı azıcık bilenler bile bunun muhal-imkansız olduğunu kabul ederler." Sayfa 147
"İslam, hakikat iddiası olan bir din olduğu için kişinin hem özelini hem de genelini belirlemek istemekte ve bu yüzden de siyaset alanına müdahil olmaktadır. Dolayısıyla bir Müslümanın kamusal alanda farklı, özel alanda farklı davranmayı meşru görmesi mümkün değildir." Sayfa 148
"Allah'ın hükümleri (kişisel ya da toplumsal) her alan için hakikattir ve uygulanmalıdır. O yüzdendir ki Allah'ın hükümleri ile hükmetmeyenler kafirlerdir, zalimlerdir, fasıklardır. (Maide 44 ve devamı)" Sayfa 149
"Müslümanlar madem hakikati temsil ediyorlar, o halde hakikat iddiasında bulunan her düşünceyi, ideolojiyi iyi bilmeli, sonra da eleştirip mağlup edebilmelidir. Bizler tarih boyunca bunu yaptık da. Müşrik Araplara karşı, Yunan felsefesine karşı, Doğu mistisizmine karşı da Hristiyan ve Yahudi düşüncesine karşı da yaptık. Bugün de aynı şeyi moderniteye karşı yapmamız gerekiyor." Sayfa 158
"Küresel güçler, Müslüman dünyasında uzlaşmacı kesimleri iktidara taşıyarak, zulme direnen Müslümanları marjinalleştirmek istemekteler." Sayfa 160
"Müslümanların İslam'ın izin vermediği konularda bir 'hak savunusu' yapması mümkün değildir. Çünkü o talep zaten 'hak' değildir. Bilakis haksızlığın yahut zulmün ta kendisidir. İslam'da içki içme özgürlüğü, zina etme özgürlüğü, uyuşturucu kullanma özgürlüğü, açık saçık gezme özgürlüğü vs yoktur. Bunların tümü Kuran'a göre 'hevaya tabi olmak'tan başka bir şey değildir." Sayfa 174
"İslami hareket hakka ve hakikate dayalı bir harekettir. İktidar olmak ister ama bunu tahakküm için değil, hakkın ve hakikatin hakimiyeti için ister. Eğer Hak ve Hakikat hakim olacaksa bunun da ilanı gerekir. Üstelik bu ilan kısık sesli değil, gür bir tonla yapılmalıdır. İnandığı değerleri ıkına sıkına savunanlara kimse rağbet etmez." Sayfa 184