İhya mı İmha mı? Tasavvufa Müslümanca Bir Bakış-Muhammed İmamoğlu. Nuhbe Yayınları, 2020
"(Ey Muhammed) Sen olmasaydın ben asla alemleri yaratmazdım.' Bu sözün hadis diye uydurulmuş asılsız bir rivayet olduğunda meşhur hadis alimleri hem fikirdirler...Bu söz, yaratılışın amacının Allah'ı tanımak ve sadece ona kulluk etmek olduğunu haber veren apaçık (Zariyat 56 gibi) Kur'an ayetlerine de ters düşmektedir." Sayfa 97
"(Mutasavvufların şathiye denen İslam dışı olan sözleri olarak); Hallacı Mansur'un; 'En el Hak, ben hakkım', Beyazıt Bestami'nin; 'Sübhani, kendimi noksanlardan tenzih ederim', Beyazıt Bestami'nin; 'Cübbemin içindeki Allah'tan başkası değildir, benim sancağım Muhammed'inkinden büyüktür' birkaç örnektir." Sayfa 103
'Mutasavvufların; 'Cübbemin içindeki Allah'tan başkası değildir.' B.Bestami, gibi sözlerini, kendilerinden geçerek sarhoş haldeyken söyledikleri iddiası da batıldır...Çünkü insanın aklını başından alan her şey haramdır...Şeriaten haram olan bir yolla helal olan bir şeye gidilmez." Sayfa,103
"Hz Muhammed ve diğer Peygamberlerin Allah sevgisiyle kendinden geçtiği sarhoş veya deli olduğu ve sufilerin (Enel hak vb) saçmaladığı gibi saçmaladıklarına (haşa) dair bir delil var mıdır?...Ya peygamber ve ashabı sufiler kadar Allah'ı bilmiyor sevmiyor yahut sufilerin Allah aşkı ve yakınlığı yanlış ve batıldır." Sayfa 104
"Bizlere yıllarca İslam'ın ilk evliya(!) kadını olarak tanıtılan, hatta uyduruk sinema filmleri bile çekilen Rabia el Adeviye'nin, güya ilahi aşka dayanan tavrının Hristiyan rahibe kültüründen etkilendiği aşikardır. Evlenen ve evliliği teşvik eden Rasulullah'ın ve sahabesinin örnekliği yerine, güya Hazreti İsa'ya kendilerini bakire olarak sunacaklarına inanarak evlenmeyen rahibeler gibi evlenmemek övülecek bir davranış asla değildir." Sayfa 108
"Sufilerin bir kısmının evlenme ve kadın aleyhtarı yaklaşımları maalesef sufiler arasında cinsel sapkınlıklara yol açmış ve bu tür ilişkiler başta şiir olmak üzere çeşitli edebi türlerdeki eserlere yansımıştır. Hafız, Ebu Nuvas, Cahiz, Ferididdun Attar vb..." Sayfa 109
"Ferididdun Attar'ın İlahiname'si sufilerin en çok ilgi gösterdiği Tasavvuf klasiklerindendir. Burada alıntılamaktan imtina ettiğimiz öykülerinde de görüleceği üzere o, eşcinselliği insani bir duygu olarak kabul etmekte ve eşcinsel aşkı herhangi bir çekingenlik göstermeden yansıtmaktadır. Öykülerinde kadın ve erkek arasındaki aşk kadar eşcinsel aşka da yer verir." Sayfa 110
"Muhyiddin İbni Arabi, tevile elverişli olsun veya olmasın, dil ve gramer kurallarına uysun veya uymasın, siyak ve sibakı dikkate almadan, sebeb-i nüzula itibar etmeden ayetleri Vahdeti Vücud felsefesi doğrultusunda batini yorumlara tabi tutar. Bu yöntemle İbni Arabi, müteşabih veya muhkem ayetlerden istediği sonucu çıkarmakta güçlük çekmez." Sayfa 115
"İbni Teyymiye, Gazzali'nin insanların manevi derecelerine göre önerdiği farklı zikir (sıradan insanların zikri la ilahe illallah, seçkinlerin zikri Allah Allah, en seçkinlerin zikri ise Hu Hu) uygulamalarını eleştirir...Yine İbni Teymiye, sema yapmak, ibadetlerde müzik dinlemek, özel günlerin kutlanması gibi uygulamaları da Kur'an'da sünnette ve selefin hayatında olmadığı için reddeder." Sayfa 140
"Said Nursi, Abdulkadir Geylani'nin aşağıdaki beyiti kendisi için 8 Asır önce yazdığını iddia eder:
'Bizi aracı yap her korku ve darlıkta, her şeyde her zaman candan koşarım imdada. Ben korurum müridim korktuğu her şeyde, koruyuculuk ederim ona her şer ve fitnede. Müridim ister doğuda olsun ister batıda, hangi yerde olsa da yetişirim imdada.' S.Nursi, Sikkei Tasdiki Gaybi, s.120...
Oysa Abdulkadir Geylani eserinde şöyle der: 'Allah'tan başka kimden korkuyor ve kurtuluşu kimden bekliyorsan onu ilah seçmişsin demektir...Zarar ve menfaati Allah'tan değil de başkasından gelir görüyorsa o Allah'ın kulu değil onun kuludur.' İlahi Armağan, s.103. S.119." Sayfa 142
"Vehhabiler şefaati inkar ederler' iddiası yaygındır. Oysa Muhammed bin Abdulvehhab şöyle der: 'Şefaati Allah'tan iste ve şöyle; 'Allah'ım, onu (Hz Peygamber'i) bana şefaatçi kıl.' dua et. Allah'a itaat et ve; 'Allah'la birlikte kimseye duada bulunmayınız' (Cin 18) emrine uy." Sayfa 173
"Resulullah ve onun sahabelerinin hayatında kol kola verilmiş bir şekilde yatarak kalkarak, bağırıp çağırarak, kendinden geçerek, vücuduna bir şeyler saplayarak, cezbe dedikleri trans haline geçerek bir zikir yapma şekli var mıdır?" Sayfa 177
"Namaz bütün ibadetlerin en şereflisi iken bazı vakitlerde kılınması caiz değildir. Halbuki kalp ile zikre her halükarda devam edilir.' İmam Kuşeyri" Sayfa 178
"Biz Müslümanlar sevindiğimizde, üzüldüğümüzde, şaşırdığımızda, hayran olduğumuzda hep tekbir getiririz. Çünkü 'Allah en büyüktür' anlamına gelen tekbirin işlevi de büyüktür. Seviniyorsak sevincimizi Allah'ın büyüklüğüne bağlarız, üzülüyorsak kendimizi Allah'ın en büyük oluşuyla teselli ederiz, şaşırdığımızda Allah'ın en büyük oluşunu hatırlar ve bizi şaşırtan şeyin Allah için çok basit, sıradan bir şey olduğunu bir kez daha hatırlarız, hayran olduğumuzda hayretimizi esere değil o eserin sahici müessirine yönelttiğimizi tekbirle ifade ederiz." Sayfa 191
"Bir Müslümanın akıl ve düşünme yeteneğini kullanarak Allah'ın varlığını, birliğini, Rab, yaratıcı, rızık veren ve her şeye gücü yeten olarak anlayıp bilmesi bir zikirdir. Yerleri gökleri, içindeki varlıkların yaratılışlarındaki mükemmelliği görmek, bunların bir yaratılış sebebi ve Allah'ın bir eseri olduğunu düşünmek bir zikirdir. Söylediği her bir sözün, her bir davranışın Allah'ın rızasına uygun olup olmadığını düşünmesi ve ona göre hareket etmesi bir zikirdir. Kur'an ve sünneti öğrenmesi, düşünmesi ve anlaması bir zikirdir. Yaptığı her iş ve davranışın, söylediği her sözün, sahip olduğu her nimetin hesabının sorulacağını, başıboş bırakılmadığını, boş yere yaratılmadığını, ibadet ve itaat ile sorumlu olduğunu düşünmesi, kabul etmesi ve buna göre davranması Allah'ı zikretmesi demektir.' İsmail Karagöz." Sayfa 197
"Bir kimse gece gündüz Allah'ı zikrettiğini iddia etmiş olsa fakat Allah'ın zikri olan Kur'an'a uygun bir hayat yaşamasa, ayrıca Allah'a itaatte inkarcı tutum sergileyenlerle, zalimlerle, tağutlarla dostluk kurup Allah'ın dinini hakim kılma anlamında umursamaz davransa, böyle bir kimse şeytanın dostu olmaktan kurtulamaz." Sayfa 201
"Herhangi bir rivayette Resulullah'ın mescitte nafile namaz kıldıktan sonra cemaatle birlikte dua ettiği nakledilmemiştir... Müslümanların farz namazlardan sonra okunan virdleri her biri kendi başına olmak üzere okuması ve her birinin kendisi ve Müslümanlar için dua etmesi gerekir.' Ebubekir Sifil." Sayfa 212
"Efendisinin kendisinden yapmasını istediği şeyleri yapmayıp, daima elleri bağlı efendisinin önünde duran ve onun ismini anan bir köle hakkında ne düşünürsünüz? Efendisi; git hırsızın elini kes, diye emrediyor, hizmetkarsa efendisinin söylediklerini tekrarlamaktan başka bir şey yapmıyor. Şimdi bu hizmetkarın efendisine gerçekten hürmet ettiğini söyleyebilir miyiz? Sizin hizmetkarlarınızdan biri böyle davransaydı ne yapardınız? Allah'ın kullarından böyle davrananların kendilerini Allah'a ibadete adamış olarak kabul etmelerini şaşmıyorum. Böyleleri sabahtan akşama kadar Allah bilir kaç kere Kur'an'daki ilahi emirleri okurlar ama bunları yerine getirmek için kıllarını bile kıpırdatmazlar. (Mevdudi)" Sayfa 233
"Felsefi tasavvufun sapkın görüşlerinin günümüz toplumunda da hakim görüş olduğu aşikardır. Özellikle çok izlenen Diriliş Ertuğrul, Payitaht Abdülhamid, Yunus Emre gibi dizi ve filmlerdeki zikir görüntüleri topluma İslami bir formda lanse edilmektedir. Buna karşın bidatlare ve hurafelere karşı mücadele eden tevhid ehli alimlerin ve davetçilerin ise 'Vahhabi', 'mezhepsiz' gibi haftalarla suçlandıkları malumdur." Sayfa 246
"(Şeyhe rabıta hk) İlmi ve kudretiyle her yerde hazır ve nazır olan Allah'ın huzurunda olduğunu hisseden şuurlu bir müminin, O'ndan başkasına teveccüh etmesi, başkalarından medet ve yardım dilemesi tam olarak edepsizlik ve terbiyesizliktir." Sayfa 325
"Bir ibadet düşünün ki Rasulullah onu hiç yapmamış, öğretmemiş ve onu izleyen selefi salihin de böyle bir şeyden haberdar olmamıştır. Böyle bir ibadetin olması mümkün değildir. Bu anlamda, rabıta için delil getirilen 'sadıklarla beraber olun' mealindeki ayeti kerime ya da 'kişi sevdiği ile beraberdir' hadisi şerifi de İslami gelenek içerisinde rabıta ortaya çıkana kadar hiç böyle anlaşılmamıştır." Sayfa 332
"...Görüleceği üzere Mevlana'nın din anlayışı ile Rasulullah'ın getirdiği din anlayışı taban tabana zıttır." Sayfa 242
"Türk toplumunda araştırmadan sevme ve düşman olma gibi nahoş bir yaklaşım var. Bu toplum dinini sever ama mahiyetini bilmez..." Sayfa 243
"Mevlana'nın Divan-ı Kebir'inden:
'İman ile küfür ses sese vermiş, bir aşk perdesinden şarkı söylüyorlar.'
'Boğazıma kadar tövbe etmek suçuna gömülmüşüm.'
'Tövbeden o kadar canım yandı ki eskiden ettiğim tövbelerden de şimdi tövbe ettim.'
'Puta tapmak kafirliğin temelidir ama bu canlı puta tapmasak biz kafir oluruz.'
'Hakkı idrak edenin mezhebinde Kabe ile puthane birdir...'
Hangi insaf sahibi bu sözlerin teşbih olduğunu iddia edebilir? Hangi iman sahibi bu sözlerin küfür olmadığını söyleyebilir? Birisi kalkıp ananıza, hanımınıza sövse sonra da sizi yatıştırmak için; 'Ama efendim yanlış anladınız. Bu sözlerin batıni manası 'Anneniz nasıl, hanımınız afiyettedir İnşallah, annenizin ellerinden öpüyorum' demektir dese ikna olur musunuz?" Sayfa 358
"Mutasavvıfların (İslama aykırı) sözlerini savunmak için sufi takımı; 'bunlar sekr-sarhoşluk halinde söylenmiş sözlerdir, sahipleri mazurdur' diyorlar. İyi de bu adamlar hiç mi ayık gezmemiş, kitapları sarhoş sözleriyle dolu? Hem bunlar sarhoş da size ne oluyor, sarhoşları savunmak size mi kaldı? Bunlar küfür değilse küfür ne?" Sayfa 358
"Hz Peygamber ya da diğer peygamberlerin Allah sevgisi veya aşkıyla kendinden geçtiği sarhoş veya deli olduğu ve sufilerin saçmaladığı gibi (haşa) saçmaladıkları duyulmuş mudur? Onlar sufiler kadar Allah'ı bilmiyor, sevmiyor ve ona yakın bulunmuyorlar mıydı? Yoksa sufiler Allah aşkı ve sevgisi maskesi altında İslam'ın bel kemiği olan tevhidi yıkmak ve dini bozmak için mi bu yollara başvuruyorlardı?" Sayfa 360
"Allah'a inanmanın, Tevhid dinine dahil olmanın ve muvahhid sayılabilmenin şartı; kişinin Allah'ın hakimiyetini kabul ederek, O'nun isteğini kendi dileğine veya başkalarının isteklerine tercih etmek ve tüm diğer arzuları onun yolunda feda etmektir.' Ahmet Kalkan." Sayfa 364
"Mevlana, Şems ile tanışmadan önce zühd ve takva yönü ağır basan bir sufi iken, 'Tasavvufi manada aşık olduğu' Şems ile 6 ay bir hücrede halvette kalmış ve ona ne olmuşsa bu halvetten sonra olmuştur. Artık kitap okuyarak ve gerekli dini kuralları yerine getirerek değil, müzik, raks ve şiir ile ilahi aşka ulaşmanın farklı bir yol olduğu düşüncesine varmıştır." Sayfa 365
"İslam'ın çok kesin olarak yasakladığı ve büyük günahlardan saydığı içki, Tasavvufta bir fazilet unsuru olarak sunulmuş ve ilahi aşk anlamında kullanılmıştır. Tasavvufi kitaplarda şarap, bade, meyhane, saki gibi kelimeler ilahi aşkı anlatmak için kullanılan en güzel kelimeler olarak değerlendirilmiştir. Aşk ve aşık olmak denilince insan zihninde tümüyle dünyevi ve nefsi özellikler çağrıştığı halde, bunu yaratıklara hiçbir yönüyle benzemeyen Allah için hiç tereddüt etmeden kullanabilmişlerdir...Bir kadının yanağından, dudağından, saçından, belinden bahsedeceksiniz sonra bunların Allah aşkını ifade eden şiirler, mecazi ifadeler olduğunu söyleyeceksiniz. Peygamber ve ashabı Allah sevgisini bu şekilde mi dile getiriyorlardı? Böyle dile getirenleri duymuş olsalardı ne yaparlardı? Allah sevgisini belirtmek için lügatlerde şaraptan, kadın yanağı ve dudağından başka kelime mi kalmadı? Bunun faydası var mıdır, buna gerek de var mıdır?' Ahmet Kalkan" Sayfa 371
"Mevlana'nın eserleri incelendiğinde ahlak dışı, tabiri caizse erotik hikayelerin bulunduğunu görmekteyiz. Bu hikayeleri edebimizden buraya nakledemiyoruz, sadece yerlerine işaret edelim: Örneğin Mesnevi de eşek ile cariyenin ilişkisine imrenen bir sahibenin durumu Mesnevi c2 s.192, Mısır halifesinin Musul padişahının huri gibi güzel cariyesine aşık oluşunu ve onu almaya giden genç kumandanın o cariye ile olan münasebetini anlatan hikaye Mesnevi C5 s.278, açıkça eşcinselliğin resmedildiği hikayeler; Beyitler c2 ve s.3155, s.137, c5 s.2495 s.205...." Sayfa 382
"Kur'an'da net bir şekilde açıklanan 'evliya'nın diğer insanlardan farkı; beşer tabiatının üzerine çıkması, fevkaladelikler göstermesi veya günahları bağışlaması değil, tevhidi bir inanca sahip olması, münkerden kaçınması ve marufu emretmesi, her türlü şirke, zulme, haksızlığa karşı tavır sahibi olmasıdır.' Adil Çiftçi" Sayfa 389
"Amerikan yönetimine strateji üreten Rand Corporation'ın 2007 tarihli 'Ilımlı İslam Ağı Oluşturmak' raporunda, İslam aleminde; 'Sufizmin yayılmasını teşvik edip popülerleşmesini sağla, Sufi geleneğinin tarihlerinin parçası olduğuna inandır, Sufi öğretileri müfredatlarına dahil et' teklifleri göz ardı edilmemeli." Sayfa 399
"Şia ile vahdetin olabileceğini düşünenler, tarihlerini ve akidelerini tam olarak bilememektedirler. Bu sebeple de takiyeye kurban gitmektedirler. Birleşme ve anlaşma bir tarafın sadakatı diğer tarafın yalanı, bir tarafın ihlası diğer tarafın hilesi ile mümkün olmaz. Hristiyanların diyalog safsatasıyla ulaşmak istedikleriyle Şiilerin vahdet propagandası ile ulaşmak istedikleri nitelik açısından farklı olsa da amaç bakımından aynıdır. Şia'nın vahdetle kastettiği Muta nikahlı bir vahdettir... Onlar nasıl ki muta ile zinayı meşrulaştırmışlarsa vahdet propagandası ile de düşmanlıklarını meşrulaştırmaya, gizlemeye ve Ehl-i Sünnete sahip olmaya çalışmaktadırlar." Sayfa 401
"İslam bölgelerinin Şii iktidarlara devredilmesi ve bölge ülkelerindeki Şii yayılmacılığı, emperyalizm ve siyonizmin ortaklaşa yürüttükleri projenin ta kendisidir. Bu yüzdendir ki Irak'ta, Afganistan'da ve diğer bölgelerde cihat edenler, katledilenler, ırzları kirletilenler Ehli Sünnet muvahhidlerken, satanlar, işbirliği yapanlar ve ucuz kahramanlıklara soyunanlar Şiiler olmaktadır." Sayfa 401
"Dünya düzeninin bekçileri, İslam dünyasında giriştikleri bir dizi sömürü, işgal ve zorbalığa karşı, bu dünyanın çocuklarının İslam'dan aldıkları izzet, onur ve kimlikle onlara karşı baş kaldırmalarını ve direnişlerini terör yaftasıyla özdeşleştirerek gözden düşürmek istemekte, İslamcılığa karşı da Tasavvufu gerçek İslam diye pazarlamaya çalışmaktadır." Sayfa 404
"Kur'an'da Allah bizden Tasavvuftaki gibi egoistçe bir şehveti (Aşk, Vuslat, Fena, Vahdet, Şeb-i Arus vs) istemedi. Allah müminlerden, gerektiğinde peygamber gibi silah kuşanıp yurtlarını, onurlarını korumak için savaşmayı, zulme haksızlığa karşı adaleti kaim kılmak için cehdi (Cihad) istedi." Sayfa 405
"Sonuçta Batı; folklorik, herkese boncuklar dağıtan, güçlüden egemenden yana olan, isyanı, şahitliği içinde barındırmayan, dönen dönen duran, zillete batmış kültürel İslam çabalarının sembolü olarak Mevlana'yı seçmiştir... Unesco'nun 2007'yi 'Dünya Mevlana Yılı' düzenlemesi üzerine milyon dolarlar bütçe ayıran ve teşvik edenlerin, İslami hareketlere ve onların yetim, dul ve ailelerine maddi destek olunmasını suç saymasının sebebi de herhalde daha iyi anlaşılmıştır." Sayfa 406